şükela:  tümü | bugün
  • uzaya çıktığı vakit bir ses duymuş. uzunhava gibi. yıllar sonra yaptığı bir yalta gezisinde sala verildiğini duyunca: "aha uzayda duyduğum ses buydu" demiştir.

    sonra da "ule uzayda hava yok, hava olmadığı için de ses dalgaları yayılmaz, bir seda duyulmaz, yoksa ben zurna mıyım" diye iç geçirmiş ve müslüman olmamıştır.

    yine havası olmayan, olmadığı için ses dalgaları yayılamayan biricik uydumuz ay'da ezan sesi duyması mümkün olmayan, duyamayınca da müslüman olamayan bir diğer kişi ise neil armstrong'tur.

    (bkz: karanlıkta ablan sandım)
  • 1961 yılında vostok1 kapsülü ile uzaya doğru gönderilen insan. kapsül yerden 250 km’lik yükseklikteki bir yörüngede iki saat kaldıktan sonra dünyaya geri dönmeye başladı ve yeryüzüne birkaç kilometre kala paraşüt açarak yeryüzüne indi.

    kendisine kozmonot denmesine çok kızan, bir güzel uzay adamıdır... kendini uzaya fırlattıran, yörüngeye giren ilk insan evladıdır. döndüğünde, uzayda çav bella'yı duyduğunu ve hacı bektaş veli türbesi'nin uçtuğunu gördüğünü söylemiştir.
  • bir rivayete göre uzaya ilk giden değil, uzaydan ilk dönen rus kozmonotudur.
  • uzay yarışında rusların amerikalılara attığı ilk gol olur kendisi.
    kanımca astronot diye bişi yoktur çünkü uzaya ilk çıkan bu mesleğe adını koyar.

    (bkz: rus salatası)
    (bkz: amerikan salatası)

    rusların golleri:sputnik,layka,yuri gagarin,luna,salyut,tereskova,mir

    abd golleri:neil armstrong

    sonuç 7:1 iken ruslar kaybetti nasıl olduysa
  • ucak kazasinda oldu. sen taa uzaya git, sonra dandik bir ucak kazasinda ol. yazik.
  • uzaya çıkarken yüzbaşıymış . görevini başarıyla tamamlayıp geri dönüşü müjdelenince kendisine binbaşı rütbesi verilmiş havada. hatta radyoda" binbaşı yuri uzaya çıkan ilk insan oldu " haberi geçince annesi inanmamış " benim oğlan binbaşı değildi ki, bu yuri başka yuri " demiş, oha filan olmuş..
  • ekşi sözlük'te yazarın astronot olduğunu iddia ettiği kozmonot.
  • uzaya gitmek gibi insanoğlu için çağ atlatabilecek bir olayı gerçekleştirmesine karşın, amerikalıların türkiye gibi üçüncü dünya ülkelerinde uyguladığı bilinçsizleştirme, düşündürmeme politikasının bir sonucu olarak, türk insanının aya çıkmış olan neil armstrong kadar iyi tanımadığı değerli insan.

    işin düşündüren bir tarafı da:
    kimsenin uzaya çıkmadığı bir dünya toplumunda uzaya ilk çıkan insan olmak mı daha büyük başarıdır? uzaya çıkmış birileri varken aya gittim ben demek mi?

    sorusuna yurdum insanının aya gitmek demesidir.
  • privyet! kak dyela? yuriy alekseyeviç gagarin, muhtemelen uzaya ilk giden olmasa da, bundan 57 yıl 10 ay 2 gün önce uzaydan tek parça halinde geri dönebilen ilk insan, 1934 doğumlu herhangi bir köylü çocuğu.

    normal koşullar altında en fazla "sığır çobanı kendi başına çamaşır makinesi yaptı!" gibi haberlere konu olacakken herkese ihtiyacına göre veremese de, herkese yeteneğine göre ihsan eylemekte başarılı olmuş sayılabilecek sovyetler birliği sayesinde hava harp okulunu bitirmiş, vecihi gibi uçak sürüşü nedeniyle "uzaya gönderelim de yepisyeni mig'leri ziyan etmesin" denerek (boyu da oldukça kısa olduğundan jetleri yastık üzerinde sürermiş) daha üsteğmenken kozmonot yapılmış.

    neyse, o sıralarda cccp ile usa arasında uzayda en uzağa kim işeyebilecek konulu bir yarışma düzenlenmektedir. sovyetler "kedi gönderdik, köpek gönderdik, davşanla, davukla daha fazla vakit kaybetmeyelim, amariga’dan önce bir de insan göndereh la!" der, bunun için yapılan elemelerde geriye en son iki aday kalır: yuri gagarin ve german titov.

    german, pilotluk becerisi yuri'ninkinden iyi olsa da, adı faul olduğundan (german, alman demek) elenir. yuri, annesine ve karısına "gizli bir görev için uzaklara gidiyorum" diyerek 1961 yılının 12 nisan günü altında vostok 1 (vostok da rusça doğu demek bu arada) ile daha önce hiçbir insanın gitmediği kadar uzağa giderek uzaya çıkar ve yeryüzünden ayrılmadan önce der ki: "sevgili arkadaşlarım, dünyanın tanıdığım tanımadığım bütün insanları! dakikalar sonra bir uzay mekiği beni evrenin uzaklarına taşıyacak. size şu an ne söyleyebilirim ki? bütün hayatım bu güzel andan ibaretmiş gibi geliyor. yaptığım, yaşadığım her şey, hep bu an içindi..." ve uzaya fırlatılmadan önce ağzından çıkan son söz şu olur: "payehali!" (hadi gidelim!)

    gagarin uçuşun başlamasından 1 saat 48 dakika sonra dünya çevresinde bir tur attıktan sonra yere iner. fakat bu uçuş, sonrasında yapılan tüm mağrur sovyet güzellemelerine rağmen tam bir intihar misyonudur: mekiğin yörüngesi kalkıştan sonra değiştirilemez, uzay ortamının bir insana ne gibi bir etkide bulunacağı bilinmez, bu yüzden de zaten pek de bir işe yaramayan manüel kontrol kilitli tutulur, haberleşme önce radyo dalgaları, sonra mors alfabesi, yolculuğun yarısında da yok, mekiğin inişini frenleme düzeneği yok, dolayısıyla kozmonotun kendi imkânlarıyla bir şekilde mekikten kurtulması gerekli, paraşütle inerken kaskını da açamadığından, oksijen tüpü neyin de olmadığından havadayken havasızlıktan boğulma olasılığı da son bonus.

    gagarin’in indiği yer de, tam olarak hedeflenen yerin birkaç yüz kilometre ilerisinde saratov’da bir patates tarlasıdır. saratov’da yoğun olarak türki nüfus da yaşamaktadır ve uzaya gidip dönebilen ilk insanın yeryüzüne döndükten sonra duyduğu ilk cümle türkçe olarak: "anaaam, bu ne?!" olmuştur. türk kökenli bir çiftçi ve kızı, gökyüzünden paraşütle inen tuhaf turuncu elbiseli, başında miğfer olan bir insan görürler. gerçekten de yolculuğun son bölümünde yuri abi, cüneyt arkın gibi düşen kapsülden fırlatma koltuğuyla çıkarak paraşütle atlayıp yere inmiştir. gagarin: "beni uzay elbisemle ve arkamda sürüklenen paraşütle görünce korkuyla geri çekildiler. onlara korkmayın, ben de sizin gibi sovyet'im, uzaydan indim ve moskova'yı aramak için bir telefona ihtiyacım var" der. böylece mekiğin yörüngeden sapıp yozgat'a inmemesi gagarin'in uzaydan canlı dönebilen ilk insan olmasını sağlar.

    bu uçuş, insan zekasının soyutlama becerisinin belki bir daha hiçbir zaman tekrarlanamayacak doruk noktasıdır. şu elinizde tuttuğunuz, eskidi artık değiştireyim dediğiniz telefonun yaptığı işin binde birini yapabilecek bir bilgisayar, hatta daha hesap makinesi bile ortada yokken, salt manüel hesaplamalara dayanan bir uzay yolculuğunda bin bir türlü aksiliği başarıyla atlatan yuri, istenen yüksekliğe çıkıp, istenen yörüngede uçarak, istenen yere yaklaşık olarak da olsa inmiştir. gerçi ballı bir arkadaş olduğunu da unutmamak lazım. kendinden sonraki soyuz uçuşunda, iniş hızı yeterince düşürülemediğinden en yakın dostlarından vladimir komarov birkaç kiloluk kömür parçası olarak geri dönmüştür.

    bir de kafayı yardırma hikâyesi vardır yuri’nin, uzaydan burnu bile kanamadan gayet yakışıklı, pürüzsüz tenli, bebek yüzlü bir kozmonot olarak dönen gagarin'in alnında bir süre sonra derin bir yarık izi peydah olur. sovyet medyası bunu "kızını hızla gelen arabanın önünden kurtarırken kafasını kaldırıma çarptı" diye duyurur, abimiz bir kez daha ufak çaplı kahraman olur. oysaki işin aslı başkadır:

    uzaydan döndükten sonra kırım'da ailesiyle birlikte tatil yaparken bir gece kozmonotlar lokali’nde arkadaşlarıyla votkanın dibine vurur. o kafayla gecenin bi yarısı sahilden sürat motoru kaçırırlar. bu arada karadeniz kudurur, dümende motora hâkim olmaya çalışan yuri'nın elleri yarılır, neyse bunları bi şilep denizden çekerek güç bela kurtarır, yuri doğru kliniğe, bi’ hemşire ellerine dikiş atar. kgb yine bir kahramanlık hikâyesi uydurmak zorunda kalır.

    kgb dâhil herkes, artık akıllanmıştır, serserilik, itlik yapmaz, atom fiziğine geri döner diye düşünürken ertesi günün gecesi bizim eleman tekrar kayıplara karışır. karısı, yine hastanelik olmuştur bu diye gecenin bir yarısı kliniğe koşar, binanın içinde yankılanan inleyen nağmelere doğru hızla seğirttiğinde bir de ne görsün? gagarin, en modern sovyet füze teknolojisini geçen gece eline dikiş atan hemşire hanımın stratosfer katmanlarında teknolojinin son harikası bir uzay mekiği gibi (vostok 18cm) gezdirmiyor mu? yuri, bu şekilde basılınca her kozmonotun acil durumda yapacağını yapar: ikinci katın penceresinden kendini uzay boşluğuna bırakır. aşağıda ağaç falan olduğundan sadece kafayı yararak bu badireyi de atlatır.

    yoldaş yuri'nın öyküsü 27 mart 1968'de saçma sapan bir uçak kazasıyla sona erer. sscb bu kazanın soruşturma evrakını uzun yıllar sakladığından binbir türlü komplo teorisi üretilir. oysaki hakikat, çoğu zaman olduğu üzere en basit açıklamadır. karşıdan gelen başka bir uçak yuri'nın uçağına gereğinden fazla yaklaşarak dengesini bozmuş, düşürmüştür. uzaya çıkıp sapasağlam dönen gagarin basit bir pilotaj hatasının kurbanı olmuştur.

    ama asıl soru(n) şu: niye sürekli uzaklara gitme ihtiyacı duyuyoruz? neden ilk insansı atalarımız o dönem için uzay yolculuğu sayılacak bir hamleyle afrika'yı terk etti? niçin uzak denizlere açıldık? artık keşfedilecek yeni yerler kalmayınca niye uzayın derinliklerine dalmak, dönüşü olmayacağını bilsek de orada yitip gitmek istiyoruz? neden hep başka türlü bir şey bizim istediğimiz? niye hep yenisini arayıp onu da eskisinden beter hale getirdikten sonra, daha da uzaklara kaçıyoruz? bilmiyorum, belki bu dünyaya ait değiliz aslında. belki de geldiğimiz yere, yıldız tozuna geri dönmek tek amacımız.

    yuri yoldaşın düşen uçağının kırık kanat parçalarıyız... payehali!
  • 1961 yılında rus uzay gemisi vostokla uzaya çıkan, dünyanın etrafını 108 dakikada dolaşan, ve bütün bunları 27 yaşındayken yapan rus binbaşı.