şükela:  tümü | bugün
  • kisinin kaygisini, endiselerini kontrol edemesi. en kucuk seylerin, onemsiz insanlarin tum gunu, tum haftayi, tum hayati mahvedecek guce ulasmasi. olaylar arasinda olmayan ya da cok ince olan baglari gorup, gereksiz zincir reaksiyonlari ile ruhu, akli, bedeni mahvetmek. kisinin hayatin uzerine tonlarca agirliginda bir filin oturmasi..
  • doğrudan karşılığı beyin amcıklamasıdır. tvde maç izlerken aniden ağlamaya başlayabilirsin. ya da kahve yapıyım da içiyim dedikten sonra ya lanet olsun kahveden nefret ediyorum kahve kadar şerefsiz bişey yok şu dünyada diye kendini yatağa atabilirsin. kız arkadaşın seni boynuzlamış deseler umrunda olmayabileceği gibi, ne haber hacı dediklerinde ne demek lan ne haber ben habercimiyim diye ağlamaya başlayabilirsin.

    her göğüs ağrısını kanser, her başağrısını beyin tümörü, her koltukaltı ağrısını lösemi, alakasız ama her çük acısını aids zannedersin(aidsde çük acımaz deme o an bana bunu kabul ettiremezsin)

    sağlık sitelerini mesken tutar, genel muayene yapacak kadar tıp öğrenir, kan tahlilindeki kısaltmaların tam adlarını öğrenirsin. akciğer filmini okumaya çalışır, evinde mr cihazı olsa her gün çekmek istersin.

    bu liste uzar gider.

    aynı rahatsızlığı yaşayan birini bulup -aaaa bende de öyle oluyo , hasss ya bende öyle yapıyorum bazen- gibi konuşmalar bünyeyi biraz olsun rahatlatsa da , ilaç kesin çözüm gibi duruyor.

    (bkz: efexor)
  • boşlukta kalındığı dönemlerde iyiden iyiye hayatı mahvetmeye başlayan hastalık. şöyle ki; düşünecek, kaygılanacak onca şey varken kişi sanki cımbızla çekercesine en önemsiz sorunları bulup üzerine gitmeye başlıyor. bu önemsiz sorunlar öylesine büyüyor, öylesine can sıkmaya başlıyor ki sonunda kişi hayatı için gerçekten önemli olayları takmamaya başlıyor.
  • biliyorum; bu basliga "acaba"larla geldin canim kardesim, bunu daha once ben de yaptim zira. hem de o kadar siddetli bir atak gecirmistim ki. 7 gun boyunca toplasan 10 saat uyudum, 1 haftada 5 kiloya yakin verdim, yemek yiyemedim, uyku uyuyamadim anlayacagin.

    agustos 2014'te baslayan bu cilem en fazla 10 gun kadar devam etti, cunku yardim aldim. hangi ilaci kullandigimi yazip sana "e doktorum bana baska verdi, ise yaramaz mi?" tereddutunu yasatmayacagim, kusuruma bakma.

    sadece bir seyden emin ol; bal gibi iyileseceksin. senden tek istedigim bir yola girdigini kabullenmen ve itaat etmen. tedavi surecinde sana bir ilac verilecek ve o seni iyilestirecek. sorgu sual yok arkadasim. baskasina obur ilac yaramis olabilir, bu da sana yarayacak.

    bak ben saglikciyim kardesim, insan denen makineyi az cok biliyorum. evet sen bir makinesin, bir donanimin duzgun calismiyor. dogru dokunusla calisir hale gelecek. nokta. biliyorum icinden "yaramazsa ne hale gelirim, dayanamam" diye geciriyorsun. o duyguyla savas. neydi? bir yola girdin. donusu yok.

    cevrende "disari cik, gez, dolas, zorla kendini bi'seyler ye" diyecekler; dinleme! senin bacagin kirik, kirik bacakla kosulur mu hic? kosmayacaksin. "her seyden nefret ediyorum, bi'sey yapmak istemiyorum" mu? evet. o zaman bi'sey yapmayacaksin. cunku o kirik bacak iyilesecek. ilaclar senin alcin olacak. sonra ister alciyla gezersin, ister cikartirsin.

    ne olur biraz daha dayan. at gozlugunu tak; dayan. ufuk aydinlik. dayan guzel kardesim. sana guveniyorum. sen de kendine guven.
  • gecmisten utanmak, ani yasayamamak ve gelecekten korkmaktir.
  • fakir ve entellikten uzak bir insan olarak 7 yaşından beri sahip olduğum hastalık. üstelik erkek değilim ve sevgilim de var yani kız düşürmek gibi bir amacım yok. bu şekilde düşünen insanlar da anksiyete bozukluğu olmadığı kesin ama düşüncelerinde iğrenç bir bozukluk olduğu da gerçek.
  • ailenin yetiştirme şeklinin büyük etkisi olduğu durum. özellikle babamın bu sabah canımı sıkmasıyla iyice emin oldum.

    örnek olsun diye anlatıyorum. facebookta bişi paylaşmışım da küfürlü yorum yapmışım diyoki o paylaşımını sil yarın öbür gün iş başvurusu yaparsın iş verenin onu bulur bu yüzden iş bulamazsın.

    haydaaa tamam duyduk şifreni isteyen patronlar bile varmış da benim öyle bi ortamda zaten işim olmaz adam hadsizdir herşeyime karışır başımı belaya sokarım.

    neyse konumuza dönelim. biraz düşündüm annemde de babamda da hep bu vardı ve hala davranışlarından vazgeçmiyolarlar. o olursa bu olur, şunu yaparsan başına bu gelebilir, ordan onun kulağına gider karşındaki de şöyle biri çıkar gak guk olur. e kardeşim böyle böyle yaparak nasıl huzurlu olmamı bekliyosunuz ki? ben nasıl yeni bir şeyleri denemekten çekinmiyecem şimdi. hep kafamda bi soru işareti var hep bi kaygı hep bi stres. nitelikli olduğum konularda bile kendimi geri planda tutuyorum ama bakıyorum etrafa daha yes no bilmeyen tipler hiç düşünmeden erasmusa dil okuluna falan gidebiliyor bi şekilde de kurtarıyor.

    şimdi de anksiyetemden kurtulayim diye terapiste tonla para yığıyolar ama kendi yaptıklarının farkında bile değiller boşuna yine herşey
  • -merhaba
    -buyrun oturun lütfen
    -teşekkür ederim
    -buyrun, nasılsınız?
    -şöyle oldu, böyle oldu, en sonunda, birden bire kalbimde bir yanma hissetmeye başladım ve ayağımın altındaki tüm zemin kaydı. içimdeki sıkıntı gitmiyor. düşüncelerimi değiştiriyorum, hiç bir şey düşünmüyorum ama kalbimdeki yanma hissi gitmiyor.
    -tamam. size ilaç yazacağım ama korkmayın, yeşil reçeteli. kısa süreli ilaç tedavisi bu, sürekli kullanmayacaksınız.

    bu anksiyete bozukluğu denen durumu yaklaşık olarak böyle tanımladım psikiyatriste...zaten topu topu 15-20 dk kadar sürdü görüşme. basacak yer bulamıyorum. hangi düşünceye sarılsam, arkasından başka bir endişe geliyor. aşkla karıştı bizimkisi, aşktan geçti. o da dedi zaten, bu aşk acısı mı değil mi anlamamız lazım, sonra karar verdi xanax dedi. 3 haftalık geçici ilaç tedavisi. xanax reçetesi onaylanana kadar geçici olarak nervium verdi, dozajlarını ayarladı. dikkat, bazı hastalar var, ilaca tapmaya başlar, dozu aşmayın diye sıkı sıkı uyardı. haftalık doz azaltarak kullanıyorum, 2. haftadayım.

    dibe vurdum , geri çıkıyorum sanırım. allah düşmanımın başına vermesin derler ya, işte öyle bir illet.
    yalnız yaşadığım evime gitmemek için ne gerekiyorsa yapıyorum. sırayla arkadaşlarımda kalıyorum, illa yalnız kalacaksam o gece, mümkün olan en geç saatte eve gitmeye çalışıyorum. yalnızlık insanların harcı değil.
    dünya eski dünya değil, ben eski ben değilim, sen eski sen değilsin.

    şifa ya şafi. kelimeler bitti artık.

    (bkz: ilaca tapmak)
  • insana sürekli olumsuz şeyleri düşündüren,adeta buluttan nem kaparcasına ufacık sorunu büyüttüren,yalnızca evinde güvenli hissettiren huzur bozucu bir rahatsızlık
  • çekiciliği batsın, benden uzak olsun yeter.