şükela:  tümü | bugün
  • efendim filmle ilgili ilginc veya ilginc olmayan notlar ;

    - marty mcfly karakteri icin ilk once eric stoltz secilmis. lakin genc biri gibi rol yapamayinca michael j fox'da karar kilinmis.

    - zaman makinesi bircok degisiklikten gecmis. mesela ilk olarak zaman makinesi bir oda icine yerlestirilmis lazer cihazi olarak dusunulmus. daha sonra buzdolabina bagli bir lazer cihazi olarak atom bombasi testine goturuluyormus. ucuncusunde ise zaman makinesi bir delorean olmus. ama marty'i gelece gondermek icin delorean bir atom bombasina testine* surmesi dusunulmus.

    - arac olarak buzdolabi dusunulmus. ama bir roportajinda robert zemeckis o ve steven spielberg'un cocuklarin buzdolabina falan girmemesi icin bu fikirden vazgecildigini soylemis.

    - ana cadde gremlins filminde de kullanilmis.

    - doktorun gelecekten dondukten sonra arabasina taktigi mr fusion home energy converter bir krups kahve ogutucusunden yapilmis.

    - senaryoda marty'nin kafasina araba kapisina carpmasi yokmus. bu film cekimlerinde kapi mekanizmasindaki hatadan olmus , ama kullanmislar iste.

    - hill valley high aslinda whittier'de bulunan whittier high school imi$. los angeles'in hemen disindaymis bu yer.

    - the twin pines mall aslinda california'da bulunan the puente hills mall imi$.

    - marty'nin doctor brown'in laboratuarinda gitarini taktigi alet crm 114 olarak isimlendirilmis. bu isim ayrica dr strangelove filmindeki mesaj cozucunun ismiymis. ayrica 2001 a space odyssey filmindeki jupiter aracinin seri numarasiymis. bu her iki film stanley kubrick tarafindan yonetilmis.

    - marty'nin zaman yolculugu yaptigi 5 kasim time after time filminde yapilan zaman yolculugu tarihi ile ayniymis.

    - filmin acilisindaki tvde haber sunucusu robert zemeckis'in yonettigi used cars filminde oynayan deborah harmon imis.

    - ilk olarak marty mcfly karakterine uygun gorunen eric stoltz the fly isimli filimde martin adli bir karakteri canlandirmistir.

    - marty'nin yataginin basinda kisaca gorunen rq isimli dergi (reference quarterly) sadece profesyonel kutuphanecilere* hitap eden bir dergi imis.

    - doctor brown'in zaman makinesi deneyi icin marty ile bulustugu yerin adi twin pines malldur. doktor eski ciftci peabody'nin butun yerin sahibi oldugu ve orada camlar yetistirdigini soyler. marty zamanda geri gidince camlardan birini devirir. filmin sonunda ayni yere geldiginde ismi lone pine mall olarak degismistir.

    - lorraine'nin "ileride cocuklarinin buyuyunce ne yapmak isterlerse izin verecegi" kismi filmden kesilmis.

    - baska kesilen bir sahne ise marty'nin siniftan iceriye bakarken annesinin kopya cektigini gordugu sahne.

    - marty'nin gelecekte onun ve jennifer'in bir asshole olup olmayacagini sordugu sahne televizyon icin tekrar cekilmis.

    - einstein kisa zaman gezintisinde saat 1.21 'de donmustur. delorean'in zamanda yolculuk etmesi icin gereken enerji 1.21 gigawattir.

    - eric stoltz (hikayesi soyledigim gibi, ayrica bu adamla 2 hafta cektim yapmislar marty karakteri olarak) gene de filmde gorunmektedir. libya'lilar marty'e ates ettiginde marty araba atlar , ama atlayan kisi eric stoltz'dur.

    - filmin basindaki cipi kullanan kisi kevin pike'tir , filmin ozel effekt supervisori.

    - zaman makinesi delorean california eyaletine kayitli ve lisanslidir. filmde gorulen plakada outatime yazarken arabanin asil plakasi 3czv657.

    - 1955'teki saat kulesi ayni zamanda h g wells'in hikayesi dayali 1960 yapimi the time machine filmindeki kuleyle aynidir.

    - film icin sinemada kullanilan isimlerden biri de the atomic kid'imis. filmin ucuncu serisinde marty eski batiya gitmeden once ustunnde enerji atomlari resimleri bulunan bir gomlek giyer , ilk filme ve kendine bir gonderme yapilmistir.

    - doctor brown'in 1950'lerdeki ofisinde duvarda dort tane fotograf veya cizimler vardir; isaac newton, ilk gercek bilimadamlarindan biri ; benjamin franklin, firtinada elektirigi bulan kisi ; thomas edison, modern elektrigi icat eden kisi ve albert einstein rolativite teorisini bulan kisi. modern fizik , elektrik akimi , guc uretimi ve zaman yolculugu hikayenin temel noktalari.

    - 1955 yilinda en iyi film oscar odulu marty isimli bir filme verilmistir; belki bu da bir rastlanti degildir...

    - marty'nin zamanda yolculuk yaptigi 5 kasim tarihi ayni zamanda timerider the adventures of lyle swann filmindede kullanilmistir.

    - filmde ne zaman zaman yolculugu yapilsa gittigi yerden ayni saate gitmistir. muhtemelen bu otomatikman yapildi ama ayrica geceden gunduze yapilan yolculuklarda olusan time lag problemini de ortadan kaldirmistir.

    - marty'nin babasi george mcfly'i oynayan crispin glover, michael j fox'dan 3 yas daha genctir.

    - 1955'teki yemek salonunun ismi "lou's diner" dir. 1985'de ise ayni yer "lou's aerobic center"'dir.

    - robert zemeckis filmini satmak icin sirket ararken gorustugu sirketlerden biri de disney'mis. disney bu filmi geri cevirmis cunku hikayenin bir annenin ogluna asik olmasi olarak dusunmusler , bu da sirketin ismi icin cok riskliymis.

    - "emmett" karakterinin ismi "time" kelimesinin ters hece olarak okunusundan geliyormus (em-it).

    - yonetmen robert zemeckis 1960 yapimi the time machine adli filmin ayni baslangicini kullanmis filme saygidan.

    - delorean'in stop etmesi problemi ayni anda baska delorean'in zamanda yolculuk yapmasi sonucu olarak dusunulebilir. ilk stop ettiginde doctor kasaba disinda yildirimlar tarafindan cevrelenince olmustur (ikinci bolumun sonlarinda , marty mektubu almadan hemen once). benzer olarak 1985'te marty doktoru kurtarmaya ugrasirken , einstein "twin pines mall"'da zamanda bir dakika ileri gitmistir.

    - libyalilar marty ve doktoru kovalarken, doktor tabancasini alir ve uc kez ates eder ama tabanca bostur . ayrica marty 1885'e giderken doktor uc kez ates eder.

    - zaman yolculuguna ulasmak icin zaman makinesi saatte 88 mil yapmasi gerekmektedir. 8 rakami yana dogru cevrildiginde sonsuzlugu sembol eder.

    butun bilgiler imdb'den alinmis olup nacizane benim cevrimimdir. arada sicilmis ise hosgorunuzdur.
  • diyaloglar, sadece ingilizcede anlam ifade edebilen çok pis kelime oyunları içermektedir. o yüzden ister altyazılı izlensin, ister star'ın efsane yekta kopan dublajlısı izlensin, yine de bazı diyaloglar anlaşılmamaktadır. illa ki ingilizce anlayıp, ingilizce seyretmek gerekmektedir.

    örneğin ilk filmde, 1955 yılındaki cafede marty telefon edip geri döndüğünde tezgahtar ile aralarında şöyle bir diyalog geçer. yıllar yılı ben burada niye marty ile tezgahtarın bir türlü anlaşamadığını çözememişimdir.

    tezgahtar: bir şey ısmarlayacak mısın evlat?
    marty: bir soda alayım. (veya bir su alayım, hede alayım. burası çevirmenin insafına kalmış)
    tezgahtar: bir şey ısmarlamazsan sana hesabı veremem. (farklı bir çeviride de su isteyen marty'ye "su veremem başka bir şey söyle" diyor. niye su veremiyorsa artık)
    marty: tamam. bir diyet kola verin o zaman.
    tezgahtar: eğer kola istiyorsan dostum, bunu ödeyebilmelisin.
    marty: bana sadece içinde şeker olmayan bir şey verin, olur mu?

    şahsen senelerdir hiçbir şey anlamadım şu diyalogdan. marty hesap istemedi ki "bir şey ısmarlamadan hesabı veremem" diyorsun. hem ısmarladı ya işte. soda istedi. para ödeyemem falan da demedi ki "kola için para ödemelisin" diye belirtiyorsun. hem öyle olsa tezgahtar "kola için para ödemelisin" dediğinde, "ödiycez heralde yarram bedava içecek halimiz yok" demesi lazımdı, niye fikrini değiştirip koladan vazgeçiyor? dünyanın en anlamsız diyaloğu oluyor biz dublajlı veya altyazılı izleyenler için.

    oysa ki bu diyaloğun orijinali nasıl?

    tezgahtar: are you gonna order something, kid?
    marty: give me a tab.
    tezgahtar: i can't give you a tab unless you order something.
    marty: right. give me a pepsi free.
    tezgahtar: you want a pepsi, pal, you're going to pay for it.
    marty: just give me something without any sugar in it, okay?

    marty şekersiz içecek seven bir arkadaştır. kolayı olsun, gazozu olsun diyetinden, şekersizinden içer. bunu filmin en başlarında görürüz.

    tab, ingilizcede hesap anlamına gelen bir kelimedir. aynı zamanda da coca cola company'nin 1963 yılında yani marty'nin bulunduğu yıldan sonraki yıllarda çıkardığı şekersiz içecektir (şimdiki zero gibi düşünün. "bana bi zero ver" dersiniz ya hani).

    yani marty ilk cümlede "bana bir tab* ver" demektedir. ama tezgahtar tab'in ne olduğunu bilmediğinden marty'nin hesap istediğini zannetmekte ve "bir şey içmedin ki neyin hesabını vereyim" demektedir.

    daha sonra marty pepsi free istemektedir. pepsi free dediği pepsi'nin şekersiz ve de kafeinsiz ürününün ticari adı. "madem coca cola'nın şekersiz içeceğinden yok, o zaman pepsi'nin şekersizinden ver" demek istemektedir. fakat o yıllarda daha bu ürünlerin diyeti henüz üretilmemiş demek ki, tezgahtar pepsi free'yi de "beleş pepsi" diye anlamakta ve "pepsi istiyorsan ödeme yapman gerekir" demektedir.

    en sonunda marty pes edip "şekersiz ne varsa onu ver bari" demektedir.

    bu diyaloğu, espriyi bozmadan çevirmenin imkanı yok.

    ek olarak bir de tespit yapayım. marty ilk filmin başlarında, evde masada diyet pepsi içiyor. yatağının başucunda diyet pepsi var. ve hatırladığım kadarıyla filmde marty'nin diyet pepsi sevmesi ile ilgili yukarıdaki diyalog dışında herhangi bir vurgu olmuyor. sanırım marty'ye filmin başında diyet pepsi içirmelerinin tek nedeni de bu yukarıdaki diyaloğu anlamlı kılabilmek. normal pepsi içiyor olsaydı yukarıdaki diyalogda pepsi ister ve içerdi.

    edit: fotoğraflar için kimse bana tavuk diyemez'e teşekkürler.
  • bu film için kaç zamandır trivia vermek istiyodum ama nedense favori filmlerinden biri olduğı halde bir türlü fırsatım olmamıştı, madem dün herkes tekrar izleyip nostalji oldu eh bizde bir hayır yapalım. bu trivialar sadece 1. filmi kapsıyor, diğerleri için ayrı ayrı yazıcam.

    *michael j. fox marty için ilk seçimmiş fakat o zamanlar family tiesda oynadığından programıma uymuyo diyerek rolü reddetmiş. bunu üstüne rol eric stoltza gitmiş.hatta birkaç sahnede çekmişler(dvdde special featuresda var) fakat heralde kimsenin içine sinmemiş olacakki, bir şekilde fox'u oynamak için ikna etmişler. o da dizinin çekimleri bitince sete geliyor toplam 1-2 saat uyuyarak filmi çekiyormuş. böylece diziyi de aksatmadan filmi bitirmiş.(helal olsun).

    * michael j. fox'un şarkı seslendirmelerini müzisyen mark campbell yapmış.

    *michael j. fox film için kaykay yapmayı ögrenmiş.

    *michael j. fox filmde annesini oynayan lea thompsondan sadece 10 gün küçükmüş, babasını oynayan crispin gloverdan ise 3 yaş büyükmüş. (oha)

    * filmde zaman makinası ilk önce evin içine kurulan bir lazer aleti olarak düşünülmüş, akabinde buzdolabı olmasına karar vermişler en sonunda delorianda karar kılmışlar.

    *delorean ın lastikleri "good year" markaymış. normalde goodyear birleşik yazılıyor.

    *the delorean markasının seçilmesinin sebebi yukarı doğru açılan kapılarımış. böyle 1955teki insanlar arabayı görünce yukarı doğru açılan kapılardan dolayı onu bir uzay gemisi sanacaklarımış.

    * demin de dediğim gibi zaman makinasının bir buzdolabı olmasını düşünmüşler ama steven spielberg buna karşı çıkmış. karşı çıkma sebebi de, çocukların buzdolaplarına tırmanmaya başlayıp içerde kilitli kalabilme olasılıklarıymış.( ben pukumanım diye camdan atlayan bi sürü çocuk görmedik mi, çok isabertli bir karar olmuş)

    *filmdeki saat kulesi to kill a mockingbird filmindeki saat kulesiymiş. hatta o bölgeye mockingbird meydanı derlermiş.

    *doktorun gelecekten döndükten sonra martye gösterdiği çöpten enerji yaratma makinası "mr. fusion home energy converter" bir krups kahve değirmeninden yapılmış.

    *aslında senaryoda marty'nin kafasını arabanın açılan kapısına vurması gibi bir sahne yokmuş. çekim sırasında kapı bozulunca olay doğaçlama gelişmiş.

    *martynin doktorla ilk deneyi yaptığı yerdeki mallun adı "twin pines mall". marrty geçmişe döndüğü zaman ağaçlardan birine çarpıp yıkıyor o yüzden tekrar geleceğe döndüğü zaman görüyoruz ki mallun adı "lone pine mall" olmuş.

    *filmde silinen bir sahnede marty annesini sınavda kopya çekerken yakalıyormuş.

    * saat kulesinin çanıh.g. wellsin 1960 yapımı the time machine filmindeki çanla aynı çanmış.

    *robert zemeckis filmi satmaya çalıştığı sırada gittiği şirketlerden birisi disneymiş. fakat disney, annenin oğluna aşık olması fikrinin son derece müstehcen oldugunu söyleyip teklifi reddetmiş. diğer şirketlerde aksine , o dönemlerde çekilmiş olan fast times at ridgemont high ve revenge of the nerds gibi filmlerle kıyaslanınca müstehcenliğinin az oldugunu söyleyip filmi reddetmişler.

    *emmett ismi time(zaman) kelimesinden gelmekteymiş. (em-it).

    *doc brown'ın 2. isminin baş harfi "l" . lnin açılımı "lathrop"muş. ("portalın tersten okunuşu). yani doktorun adı aslında "time portal"mış ya yaaaaaaaa.

    * 1955de araba stop edince marty arabayı çalıştırmaya çalışıyo, o sırada arabanın farları yanıp sönüyo, mors alfabesinde sos mesajı veriyomuş meğersem.

    * ronald reagan, doc brown'ın kendisi gibi aktör olan birinin amerikan başkanı olabileceğine inanmaması sahnesini çok begenmiş hatta 1986da yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında* back to the future'da da söylendiği gibi, gittiğimiz yerde rollara ihtiyacımız olmayacak (where we're going, we don't need roads) diyerek filme gönderme yapmış.

    *billy zane'in oynadığı ilk filmmiş. filmde biff'in bir arkadaşını canlandırıyor.

    *orjinal senaryoda, marty'nin dansta rock n roll çalması arbede yaratır ve dansı polis basar, diğer yanda marty zaman makinasının coca colayla(oha) çalışıtıgını keşfedip doktora söyler ve sonra 1980lere geri döner. döndüğünde herkes uçan arabalarda gezmekte ve benzin olarak coca cola kullanılmaktadır! bu arada marty rock n roll diye bir müziğin asla icat olmadıgını farkeder ve kendini rock n rollu yaymaya adar. (çok boktanmış yaw)

    *eskiden "giga" kelimesinin jiga olarak telaffuz edilmesi daha yaygınmış, o yüzden doc brown'un jigawatt demesi doğruymuş.

    *filmin fransız versiyonunda marty 1955'te uyandıgında annesi ona calvin klein yerine pierre cardin, italyan versiyonunda ise levi strauss diye hitap ediyormuş.

    *universal pictures'ın o zamanki başkanı sid sheinberg filmin adının "back to the future" olmasını istemiyormuş çünkü içinde future geçen bir filmi kimsenin görmek istemeyeceğini düşünüyomuş. bu yüzden robert zemeckise bir not göndererek filmin adı "spaceman from pluto olsun ve"i'm darth vader from planet vulcan" repliği yerine "i am a spaceman from pluto!" repliği kullanılsın demiş. bunun üzerine steven spielberg kendisine, onlara yolladığı "şaka notu"na set olarak çok güldüklerini söyleyen, sen bizi güldürdün allahta seni güldürsün içerikli bir not gönderince, sid sheinberg, rezil olmamak için ben ciddiydim diyememiş ve film aynı isimle kalmış.(isabet!!!)

    *bob gale, birgün evde babasının yıllıgını bulmuş ve "ulan acaba babamla gençken arkadaş olsak ne olurdu" diye düşünürken filmin senaryosunu oluşturmuş.

    * filmde kullanılan special effects sayısı 32. (the return of the king'de kullanılan special effects sayısı 1488)

    *filmde 3 ayrı delorean kullanılmış.

    *23-yaşındaki lea thompson'ı 47 yaşına getirmek için 3 saat makyaj yapılmış.

    *hill valley sinema salonunda oynayan film cattle queen of montana başrollerde tabiki barbara stanwyckve ronald reagan var.

    *marty adlı film 1955 yılında en iyi film oscarını almış. robert zemeckis and bob gale kahramanlarına marty ismini verirken bundan haberleri olmadığını söylemişler.

    *yine marty filminde kafe sahibinin adı lou'ymuş, back to the futureda da cafenin sahibinin adı lou.

    * komik universal picture başkanımız sid sheinberg, "professor brown"ın "doc brown" olmasına ve doktorun şempanzesi shemp'in, einstein adlı bir köpek olmasına karar vermiş.marty'nin annesinin ismini de, karısının ismi olan lorraine yapmış.

    *marty'nin film boyunca kullandığı gitarlar: - erlewine chiquita ,ibanez black strat copy - gibson 1963 es-345td

    * christopher lloyd doc brown'ı canladırırken albert einstein ve şef leopold stokowskinin karışımı olan bir karakter yaratmaya çalışmış.

    * 1955 yılı einstein'in ölüm yılıymış.

    *filmin başında marty okulda gurubu için seçmelere girerken jüride kendisi için the çok gürültülü diyen kişi huey lewismiş. kendisinin film soundtrackinde ‘the power of love’ adlı parçası mevcut.

    *bob gale'in dediğine göre,saat kulesindeki fırtınayı yaratmak için bir mcbride kullanılmış bu mcbride dedikleri şey vinç üzerine yerleştirilmiş bir uçak motoruymuş." aktörlerden baya uzağa koymalarına rağmen alet o kadar çok ses yapıyomuşki daha sonra tekrar seslendirme yapma kzorunda kalmışlar çekimler bitince.mcbride, michael j. fox'un saglıgını da etkilemiş. martynin, doktora gelceği hakkında bagırdığı sahnenin çekiminden sonra fox öksürünce agzından kan gelmiş.

    * açılış sahnesinde doktorun evinde asılı olan saatlerden (önde duranlardan) bitanesinde doc brown'ın yelkovana asılmış küçük bir figürünü görebilirmişiz.

    not: bugün gazetede okudum ruslar 3 ay sonra zamanda yolculuk yapacaklarını açıklamışlar. eğer bu gerçekleşirse umarım gerçekten doc brown ve marty kadar dürüst insanlar olurlar, yoksa sıçtık.
  • --- spoiler ---

    2. bölümünde inanılmaz bir ayrıntı keşfettiğim filmdir.

    neyse ayrıntı şu: külüstür bir yerde doktor marty'ye, zaman mekan kırılmasını anlattığı ve gelecekten döndükten sonra karşılaştıkları 1985'in, neden bu kadar boktan bir hal aldığını ve biff'in spor almanağını nerde aldığını açıkladığı sahnede, bak bana da bunlar oluyor diye gazete gösterir. orda kendisine deli yaftası yapıştrılmıştır. ama abiciğiniz gibi pause yapıp gazeteye bakarsanız, gazetede sağ alt tarafta nixon 5. defa seçilmeye hazırlanıyor gibisinden başka bir haber daha vardır. zira nixon, 37. abd başkanıdır ve gerçekte 69-74 yılları arasında başkan olmuştur. 2. defa seçildikten sonra watergate skandalı nedeniyle başkanlıktan istifa eden tek başkandır. filmdeki sahne 1985'te geçtiğine ve nixon gazete haberine göre 5. defa seçilmeye hazırlandığına göre demek ki, zengin biff'in yarattığı ahlaksız ortamda, nixon gibi bir sahtekar başkan da defalarca kendisine yer bulabilmiştir. 1. harika gönderme bu. 2. si ise, roosevelt'ten bu yana hiçbir abd başkanı 2 defadan fazla yasal olarak seçilemez. ama filmde yine nixon, 5. defaya hazırlandığına göre biff'in, başkanlık sistemi kurallarını bile nasıl iyiden iyiye değiştirip ortalığı toz duman ettiğini hayretler içerisinde anlamış bulunuyoruz. 3. gönderme ise vietnam savaşıyla ilgili. yine 1985'ten çok önce bitmiş olan vietnam savaşı, anladığım kadarıyla hala devam ediyor ve gazetede savaşı 1985' e kadar bitirmekle ilgili bir haber var. yani biff yüzünden vietnam savaşı bile bitmemiş yıllarca devam etmiştir. pes yani bu kadar ayrıntıyı anca ben düşünürdüm zemeckis'çiğim ...

    tabi bu tek bir gazete haberinden, filmi ve tarihi harmanlayınca benim vardığım sonuçlar!

    --- spoiler ---
  • delorean'in motorunun zaman zaman cat diye durmasinin sebebini ince bir detayla izah eden seri. bunu bilip de izleyince insani zevke getirir daha cok. trivia olarak veriyorum sayin seyirciler;

    --- spoiler ---

    delorean'in aniden durmasi, o anda baska bir delorean'in sicrama yaptigina isarettir. inceleyelim;
    1)birinci filmde delorean saat kulesine dogru harekete gecmeden once durur. marty tepinir falan. o an, ucan delorean'a yildirim dusmustur ve doktor 1885'e sicramistir. tabii biz bunu ikinci filmde goruruz, birinci film ile olan baglantisini sonradan anlariz.
    2)birinci filmin sonunda marty geri dondukten sonra delorean'i yolun ortasinda durdurur, cikar disari soyle bir dolanir ve "dondum geri wuuhuu" der, sevinir. delorean'a donup bindiginde ise arac tamamen durmustur. tepinir yine bizimki. marty doktor vurulmadan 10dk kadar oncesine donmustur. hatirlariz ki, o aralar doktor alisveris merkezindeki delorean'la einstein'i gondermistir. einstein'in gidisi 1955'ten geri gelen delorean'in durmasina sebep olmustur.

    senarist bunye(ler) bunu "iki farkli delorean ayni anda sicrama yapamaz" ilkesi uzerine kurmuslar.

    --- spoiler ---

    bu da boyle bir trivia'dir.

    edit: bu trivia'nin kiymetini bilin bak, "benim!" diyen sozde trivia tanrilarina bir iki basit isitma sorusundan sonra bunu soruyorum, api$ip kali$larini zevkle izliyorum. nihahaha
  • zaman yolculuğu ve zaman konsepti konusunda en bi sağlam, en bi kült filmdir back to the future. ama asıl derdi ne zamanın devamlılığı problemi* ne de bilim kurgudur. zaman kavramına getirdiği bakış açısıyla hep bir bilim kurgu filmi olarak bilinen bu film, aslında "ebeveynler de bir zamanlar çocuktu/gençti" fikri üzerine çekilmiştir.

    senaryo yazarı bob gale, babasının okul yıllığına bakarken aklına gelen bu fikrin daha önce hiçbir filmde kullanılmadığını farketmiş ve bunun üzerine robert zemeckis ile beraber çalışmaya başlamışlar. fakat zemeckis'in bundan önce çektiği iki film başarısız olduğu için steven spielberg filmin yapımcılığını kabul etttiği halde hiçbir stüdyonun çekmeyeceğini düşünerek bir süre (o süre üç senedir) beklemeye karar vermişler. bu sırada zemeckis'in çektiği bir başka film başarılı olmuş ve bunun üzerine back to the future'ın çekilmesine karar verilmiş. filmle ilgilenen tek stüdyo olan disney de, ana fikir olarak ebeveynler ve çocukları arasında bir bağ düşünülmüş olduğu için bu filme para yatırmış.

    ilk aşamalardan biri olarak film için mekan aranmaya başlanmış ve bob gale ile robert zemeckis yani
    "bob and bob" bu sırada başka bir film için orada bulunan michael j. fox ile karşılaşmışlar. bilinenin aksine, marty mcfly rolü için düşünülen ilk kişi michael j. fox'muş ama o sırada family ties adlı dizide oynadığı için çok meşgulmüş ve rolü kabul etmeyeceği düşünülerek teklif bile edilmemiş. böylece çekimlere marty rolünde eric stoltz ile başlanmış. ayrıca doc brown rolü için düşünülen ilk kişi christopher lloyd, george mcfly için crispin glover, lorraine için lea thompson imiş. her şey pek güzel, hatta dört dörtlükmüş, ta ki yönetmenin içine birden bi kurt düşünceye kadar. işte burada, acı bir karar vermiş zemeckis abi, ve eric stoltz'u michael j fox ile değiştirmiş. böylece başta düşünmek bile istemedikleri ihtimal gerçek olmuş, stoltz ile çekilen sahneler mjf ile yeniden çekilmiş (gerçekten de eric stoltz marty rolünde hiç fena görünmüyor ama bttfnin başarısında michael j foxun payı az mıdır sorarım size). bu dönem michael j fox için epey yorucu olmuş, günde 1-2 saat uykuyla setten sete koşması gerekmiş ama senaryoyu okur okumaz çılgına dönen, "tamam ne gerekiyorsa yaparım, pek uykuya ihtiyaç duymam ben" diyen de kendisiymiş.

    zaman yolculuğu konusunda ise h.g. wells'in zaman makinesi konsepti esas alınmış. daha önce bu konuda yapılmış filmlerde kahramanların zamanda yolculuk ederken uzayda da yolculuk ediyor olması fikrini pek doğru bulmamış "bob and bob". gerçekten de filmde zaman yolculuğu dört boyutlu uzayda sadece zaman boyutunun değişmesi ile yapılıyor ki en mantıklısı da budur. zaman makinesi olarak bir otomobilin seçilmesi ise "bu, garajda icat edilen ve hareketli olan bir şey olmalı" fikri üzerine olmuş. zaman yolculuğunun teknik detaylarının akı kapasitörü adlı garip nesneye yüklenmesi ise filmin asıl konusundan ayrılmaması amacıyla yapılmış bir tercihtir, iyi de olmuştur.

    filmin ilk gösteriminde salondaki hiç kimseye konu hakkında bilgi verilmemiş. hatta einstein'in kaybolduğu sahne büyük tepki almış çünkü insanlar ona ne olduğunu bilmedikleri için öldüğünü düşünmüşler. ne zaman ki marty 1955e gittiğinde cafede george mcfly ile karşılaşmış, seyirci o vakit filmin ana fikrini anlamış. bob gale'in
    bir başka gözlemi de filmi seyredenler arasında o tarihte (1985) genç olanlar ve orta yaşlıların farklı tepkiler vermesi imiş. 1955teki hayat ile alakalı pek çok sahneye gençler gülerken orta yaşlılar bu sahnelerden keyif almışlar.

    zamanda gidilen yıl olarak 1955in seçilmesinin sebebi ise amerika'da teenager'lık müessesesinin ortaya çıkıp geliştiği yıllar olmasıymış. ilk defa bu yıllarda teenagerlar alım gücü olan ve sözü geçen/sözü edilen bir kitle haline gelmişler. bu yüzden kahramanlarımızın teenager zamanları önemli bir döneme tekabül etmiş ve hatta ışık tutmuş. bir de tabii 1985-1955 yılları, ebeveynler-çocuklar konseptini güzel bir zemine oturtmak için gerekli zaman aralığını çok güzel de sağlıyor. bu da var.

    üçlemenin diğer filmleri part ii* ve part iii* olarak adlandırıldığı halde ilk film sadece back to the future olarak geçer, back to the future part i değildir. çünkü film sanılanın aksine üçleme olarak düşünülmemiştir. devam filmi çekmek bir yana, robert zemeckis'in filmden tek beklentisi maliyetini kurtarmasıymış. yönetmen zemeckis "eğer devam filmi çekeceğimi bilseydim" diyor, "jennifer'ı o arabaya hiç bindirmezdim. marty ve doc brown'ı her türlü maceranın içine atabilirdik ama jennifer'ın orada olması başlı başına bir problemdi." yine yönetmenin söylediğine göre uçan delorean da bir çeşit şaka ve göndermedir ve asla gelecekte geçen bir film çekmek istememiştir zemeckis abi. çünkü gelecekteki hayata yönelik yapılan tahminlerin hep yanlış çıkacağını bilir ve gelecekle alakalı görüşlerimizin aslında bugün bildiklerimizden pek de öteye gitmediğini düşünür.

    bu filmin belki de hepimizi cezbeden ama pek de dile getirmediğimiz tarafı, anne babalarımızın da bir zamanlar bizim gibi olduğunu göstermesidir. ya da senin benim gibi bir çocuğun zamanda kaybolunca nasıl bir kahramana dönüştüğünü seyretmektir, ya da zaman makinesi denen şeyin bir gün icat edileceğine inanmak istemektir, ya da her şeyidir... aslında bu film, 80lerde* ve 90ların başında* çocuk olmanın da bir parçası, çocukluğumuzun önemli bir detayıdır. hadi o zaman çocuktuk, aradan bunca zaman geçti, bu kadar film seyrettim, hala seyredip de tribe girdiğim tek filmdir.
  • bunun fanları nası oluyo da 27 haziran 2012 muhabbetine inanıyo anlamadım gitti. back to the future'ın en akılda kalan şeylerinden birisi hepsi 5'le biten tarihleridir oysa ki. (1885-1955-1985-2015) çakma nerdler sizi :/
  • ayrıntılara girmişken marty sahnede johny be goodeu çalarken arkada geçen tlf görüşmesinde de hey chuck diyerekten görüşmenin şarkının asıl sahibi chuck berryile yapıldığı varsayımı vardır...
  • takriben 85 kere izlemiş olmama rağmen, her seferinde aynı keyfi almaktan, başından sonuna ağzım kulaklarımda izlemekten, marty'nin johnny b. goode solosunda coşmaktan, jennifer'in marty'e verdiği saat kulesi broşürünün arkasında 555 48 23 yazması gibi lanet detayları hatırlamaktan bıkmadığım; zaman içerisindeki çakışmalara, göndermelere, muhteşem kurgusu ve görsel efektlerine hayran olduğum seri.

    bugün de öyle oldu, akşama doğru ofiste oturup akşama ne içeceğimi düşünürken, winamp hazretleri back in time çalarak mesajı çaktı. yine yeni yeniden back to the future mevsimi gelmişti. içkiye bile gerek olmadığından, ritueli gerçekleştirip cam şişede kola almak için evden önce migros'a uğradım. marty içerken şişeden gazozunu, ben de açacakla açıverdim eski usül. biff'in 1985'te giydiği adidas montun ve marty'nin kırmızı logolu nike cortez'inin aynısına sahip olmak da, ne yalan söyleyeyim, deli gibi mutlu etti.

    seriyi 3 güne bölüp böylece haftayı kapatıyoruz. gelecek pazartesi de star wars sagasına 66. kez başlamak lazım. o haftayı da, anakin götürür. ondan sonrası antalya zaten, gerisini ben hallederim.