şükela:  tümü | bugün
  • iş gücünün büyük bir kısmını asgari ücrete yakın aylıklarla çalıştıran, bu şekilde bir çalışanının bir ayda kazandığı maaşı tek kişilik bir odada bir gece konaklama için talep eden işletme türü.
  • türkiyedeki ilk örneği 1955 yılında açılan istanbul hilton otelidir.
  • bir zamanlar servis kalitesi, ihtişamı ve temizlikleri ile birer konaklama anıtı olarak bilinen, ancak yurdum dahilindeki örnekler göz önüne alındığında bu meziyetlerini ucuzlata ucuzlata bitirmiş olan kof yapılar silsilesi.

    otelcilik şirketlerine bina inşa eden uyanık inşaatçıların, "bir tane de kendime yapayım, elin herifi benim yaptığım binadan yüz sene para kazanıyor" mantığı ile, devlet kredisine sığınıp, otelcilik mesleği ve sanatını hiçe sayarak diktiği ucube oteller bunlar.

    otelcilik mesleğinin kuralları ve standartları vardır. otel binası da belli şartnameler doğrultusunda, yüksek standartlarda yapılır.

    uyanık inşaatçıların kendilerine yaptıkları oteller sadece maliyet kaygısı için inşa edildikleri için, oda duvarları kağıt gibi olur ve ses geçirirler, yağmur yağarsa dört kat aşaıda tavan akar, asansörleri yetersiz ve dandik olur ve her dakika bozulurlar, katlarda çıplak betonun üzerine halı serilir ve toz sorunu kronik bir hal alır, mutfak birimleri hap kadar tutulur ve servis kalitesi katledilir, malzeme eksikleri yüzünden servis birimleri sürekli diğer otellerden malzeme ödünç almaktan çıldıracak durumlara gelirler, sadece alçıpan üzerine kaplanması gereken "kaplama" malzemeleri ile duvar yapılır ve üfleseniz yıkılacak haldedirler, tüm arka ofisler dandiriboktan yerlerde ve yetersiz kapasitededirler ve çalışan morali bir türlü düzelmez, vs vs..

    bunların yanısıra, gerçek beş yıldızlı otellerin bütçelerini kopyalarlar utanmadan.

    bu bütçeler tutmaz bir türlü.
    ayın üçüncü haftası (aylık bütçe iyi kötü belli olmuştur, durum iyi değildir) bütün personele üç ya da dört gün "ücretsiz" izin verilir. bu zaman zarfında herkesin işe gelmesi ayrıca emredilir. işe gelmeyenlerin işi, gayrıresmi disiplin işlemleri ile görülür. meyve sebzenin en ucuzu alınır, menü kalitesi otel doluluğuna ve bu doluluğun getireceği paraya göre belirlenir. kaçak işçiler çalıştırılır; uzakdoğulu kızlar turist pasaportu ile otelde tatil yapıyormuş gibi gösterilip sağlık kulübünde masaj işinde çalıştırılır. hiç bir eleman, pozisyonu ne olursa olsun, işten çıkarılmaz. saatler süren bunaltıcı bir baskı ile istifa etmeleri sağlanır. bu sayede bir kuruş dahi tazminat ödenmez. yöneticilerin maaşları aldıkları gerçek paranın üçte biri olarak beyan edilir, vs vs..

    tasarruf edilen bu paralar ile de, gururlu otel sahibi genç patron ikiyüzküsürbin euroyu nakit ödeyerek kendisine yeni bir "cip" edinir, hep birlikte dansöz eskisi "dam"larını reina'daki sabit masalarında eğlendirirler. ama gururludurlar nitekim, koskoca otelleri kaya gibi dimdik ve bir akdeniz adası tapınağı kadar da kalıcıdır onlar için.
  • türkiye'de büyük kentler dışındakilere gittiğinizde pek bir anlamı kalmayan otel. cizre'deki 3 yıldızlı otelle, tokat'ta gittiğiniz beş yıldızlı otel arasında bir fark olmaması, cizre açısından gururlanma, tokat açısından ise oturup düşünme nedeni olmalıdır. ` : ben çok gezerim `` : teftişin gözünü seveyim `
  • hizmet kalitelerinin sürdürebilmek için fiyatları normalin üzerinde olan konaklama mekanlarıdır.

    > temel sabah uçağı ile paris' e gidiyor. işlerini tamamlayıp
    > akşam uçağı ile istanbul'a dönmek istemekte... aksilik uçağı kaçırır.
    > saat 23.30'de lüks bir otelin yolunu tutar. odasına çıkıp uyur.
    > sabah yedide resepsiyona gidip hesabını sorar. eline bir fatura uzatırlar.
    > temel şaşırır:
    >
    > lan bir başımızı koyduk ve kalktık 400 euro...olur mu? der.
    >
    > ama efendim hizmetlerimiz var.
    >
    > temel faturaya bakar t.k.p 100 euro
    > t.k.p ne?
    > tenis kortlarını kullanma parası ben kullanmadım ki? der temel
    >
    > kullansaydınız efendim 6 tane kortumuz var der
    >
    > temel yine bakar
    > h.k.p 150 euro
    >
    > bu ne?
    > havuzu kullanma parası
    >
    > kullanmadım ki? der temel.
    >
    > resepsiyon memuru gayet sakin bir şekilde
    >
    > kullansaydınız 3 tane havuzumuz var 2 tanesi olimpik.
    >
    > temel çok sinirlenir ve hemen bir kalem ister. faturanın altına
    > aynen şunu yazar. t.s.p 500 euro ve resepsiyon memuruna uzatır.
    >
    > ver bakalım 100 euro. sizin de bana 500 euro borcunuz var, der
    > temel. resepsiyon memuru şaşırır.
    > t.s.p ne oluyor?
    >
    > temel'i s..me parası.
    > aman efendim olur mu öyle şey estagfirull ah. der resepsiyon memuru.sonra
    > sizi s..en olmadiki.
    >
    > s..seydiniz kardeşim bütün gece müsaittim ........
  • üç yıldızlı kadar sempatik değildir.
  • aslen türkiyede pansiyonun az gelişmişidir. odası olan binalara 5 yıldızlı otel adı verilmiş olup bu standartın üstündeki yapılara 6-7 yıldız vermek adil olması açısından mümkün ve gereklidir.
  • beş yıldızlı oteller ve sembolik beş yıldızlı oteller olarak ikiye ayrılır. şahsi ayracım, tahret musluğudur. asli beş yıldızlı olanda bu meret vardır, sembolik beş yıldızlı olanda yoktur.

    ferhan şensoy'un kulaklarını çınlatıyor (bkz: oteller kitabı) ve izmir hilton' a bir selam çakıyorum.
  • taharet musluğundan ılık su gelen oteldir.

    inanın, an itibariyle tek eksiğim buydu.

    not: ha bir de 3-4 adet burn, 5 adet tombul efes ve bi' büyük votkayla, hem de bavulların sokulduğu kapıdan, şangır şungur otele giren gençlere "hayırdır?" diye sormak yerine, "yardımcı olalım, odanıza kadar çıkarılım isterseniz" diyorlar ya...!!!
  • sevişmeden önce form doldurduğunuz yer.