şükela:  tümü | bugün
  • gönülden inandığım hakikat.

    hepimizin evinde hayatlarımızın bir döneminde olmuştur ya florasan, ya beyaz ışık saçan ampullerden. fakat hakikat şu ki, bu ışıklar korkunç varoş duruyor arkadaş.

    koridordan baktığında kapının dışında bırakılmış ve arka kısmı basılmaktan ezilmiş bir ayakkabının beyaz ışıkla dansını izliyorsunuz. arkadan otomatik olarak kibariye'den annem şarkısı çalıyor lan benim kafamda.

    ev dediğin ayaklı lambalarla loş bir ortama bürünmeli, ne o öyle kerane kandili gibi aq. her an kapıdan gözlemeci memeli bir teyze gelip börek açacakmış gibi hissediyorum.

    yapmayın rica ediyorum.

    edit : arkadaşlar varoş maddi durumdan bağımsız bir hale evrilmeye başlayan bir kavram. şehirleşmeye, şehir içinde yaşama kültürüne sahip olamayan insan bir nevi. barizdir ki varlıklı insanların da varoş olduğu yaygındır. metroda birisi inmeden binmeye çalışmak, kapının önünde ayakkabı bırakmak, çamaşırları aşağıdaki komşunun camlarını mahvedecek şekilde asmak, parasının lafını ağzından düşürmeyip kenar köşe semtlerde yoksul insanlara böbürlene böbürlene bunları gösteren ( bir nevi takım elbisesinin altında beyaz çorapla dolaşan klişevari eleman) insanlardır. ve evet, bu insanlar daha ağır ithamları hakediyorlar.
  • varoşluk belirtisi midir orasını bilemem fakat beni oldukça fazla rahatsız eder beyaz ışık.

    hastane ışığıdır bir kere. göz yorar.

    dimerli , loş sarı ışık nerede , beyaz ışık nerede.

    -köylüler ya-
  • ben hep mum yaktığımdan beni ilgilendirmeyen durum. siz hiç güneşe god's lamba dendiğini duydunuz mu? duymadınız. ama god's candle derler. varoşluğa karşın varoluş belirtisidir mum. o dinamikliği, çevreye verdiği tepkileri ve sıcaklığı.. lamba ne mk ruhsuz varoş herifler.

    (bkz: hatunların mumlu adam yerine lamba tercihi)

    çufçuf: ayrıca, illa bir ışık seçeceksek beyaz çok daha tercih edilesidir bence. sarı her şeyin rengini bozuyor ve insanın uykusunu getiriyor. "mum bozmuyor mu it" diyebilirsiniz ama mum, lambaların loşluğundan öte bir loşluk(hatta karanlık) barındırdığından ve canlılık kattığından o açığını kapatıyor. sarı ışık saçan lambanın sarısıyla mumun sarısı bir olmuyor be mükremin..
  • gözyaşları içinde katıldığım hede. beyaz ışık pişmanlık ve zevksizliktir. migren tetikler, mide bulandırır, diş çürütür.
    yaşasın sarı ışık sevenler derneği ve sabah deniz çarşaf gibiydi diyen amcalar federasyonu.
  • varoluş mu yoksa var oluşun sonunda görülen beyaz ışık mı bilmem ama pamuk tıkayınca kesilecek olan ışıktır.
  • başıma bir şey gelmeyecekse benim sevdiğim ışıktır. sonradan değişir mi bu görüşüm bilyorum ama evde ders çalışırken veya bilgisayarla ilgilenirken sarı ışık karanlık hissi yaratıyor bende daha çok gözümü yorduğunu hissediyorum. özellikle ders çalışırken sarı ışık rahatsızlık hissi yaratıyor bende.

    tanım: ders çalışırken beni daha rahat hissettiren ışıktır.
  • bu konuda hayvani tepkiler alan birisi olarak ben de tam tersi sarı ışığın verdiği kıraathane havasına kıl olduğum için avizede beyaz ışık kullanıyorum. köşe lambaları vs sarı olabiliyor da, avizede sarı yok abi. beni aşırı bunaltıyor.

    not: varoşum.
  • a4 kağıtta yazılanları daha iyi okuyabilmek, çalışırken uykumun gelmemesini önlemediğim için kullandığım ışık (daha doğrusu ampul) türü.

    şöyle bir şey de var, sokak lambasının ışığı daireme direkt vurduğundan ortamda loş bir hava yaratıyor ve geceleri çalışmadığım müddetçe ışıkları hiç açmıyorum. bu beni zengin mi yapar, varoş mu?
  • cehaletin derecesi o derece ki, var olan kavramlardan habersiz, götünden 'kavram' uydurup büyük bir tespit yapmış gibi tanımlıyor. aslında iki tane yuvarlak demiri bir araya getireceksin, demirlerin etrafına da lastik saracaksın. bir de zincir yardımıyla tekerleri döndüreceksin. acayip bir araç. yapmak lazım. kas gücüyle hareket eden bir şey.