şükela:  tümü | bugün
  • keza aşık olduğu kişiyle evlenen kişilerde de ileriki aşamalarda pek çok başkasına aşık olma eğilim ve faaliyetini isviçreli bilim adamları onaylıyor.
  • aşık olunan kişi de başka biriyle evli olunca olabiliyor böyle bi' şey. şimdi aşık olunan kişinin aklını çel, boşanmaya ikna et, boşanmasını bekle... değil mi? zor biraz.
  • teyzemgil adapazari'nda oturuyor. yillar önce ailecek ara sira bayramlarda ziyaret ettigimiz bu sehrin bu kadar sikici oldugunu bilmezdim, bu derde düsmeden önce. o vakitler ada'da iki bilemedin üç gün kalir, anamizin dizinin dibinde oynar, gezilecek hisim-akrabayi gezer evimize dönerdik. ne zaman ki ben büyüdüm, kuzenler büyüdü, evde durmak canimiza yonga oldu; ögrendim ki adapazari'nda yapacak bir sey yokmus. caddeye çiksan efendime söyliyim gençleri bir dejenere, küçücük tikisik cafeler, ben agaç alti severim, yapamam öyle kalabalikta. oturalim güzel çay içelim, güzel gürültüsüz muhabbet edelim isterim.

    yil geçen, ben yine gittim ada'ya. teyzemlerin depremden sonra aldiklari iki katli evi görmeye; halamlar da burda. oynak memleket allah için, her sokakta bir dügün, bir nisan, bilemedin bir sünnet söleni yapiliyor aksamlari. bir de alt komsu var, yasemin abla. disleri ayrik, iki çocuklu, degisik bi havasi var. cümlenin sonunu de miii, heeee diye bitiriyor. kocasi zengin ama, rahat içinde yasatiyor bunu. kadin da hakkini veriyor, her gün temizlik pesinde, bal dök yala ev o biçim. evli de olsa genç kizlarla takilmayi, ask hikayelerini dinleyip akil vermeyi seven ablalar vardir, bu da onlardan iste. fal bakiyor, baktirmayi da seviyor. annem tövbe ettirmisti ama ben de iyi sallarim, dayanamiyorum kahve fincanini önüme sürdüklerinde.

    gene böyle günlerden bir gün, kahvemizi içtik, sürdü fincani önüme yasemin abla. hesapta her sey çok güzel, evli-mutlu-çocuklu ya, abla senin falin fallanmis, ne görcen bu yastan sonra dedim. teyy bre, demez olaydim. ne varsa eskilerde var hesabi anlatmaya basladi, telve kurudu, fali unuttuk, yaklasin aktarayim: bizim yasemin ablanin iki abisi varmis ben gibi, yanina kimseyi yanastirmazlarmis otur evde kismetini bekle usulü. ama gönül bu, gençlik de kaynayinca, sevivermis bi çocugu. gizli gizli kömürlükte bulusurlarmis, bu kismina güldüm: abla niye kömürlük? kiiz bi sey yapmiyoduk, kimse görmesin diye, heee. o zamanlar böyle kafelerde kim gezecek? sonra bir gün ögrenmisler bunlarin maniko olduklarini. bir kiyamet, pir kiyamet. açikmis yasemin abla genç kizken, bol pantolonlardan giyermis, sigara içermis marlboro. kirip içermis hatta marlborolari. hala öyle yarisini kirip içiyor, dedim ya degisik bi havasi var kadinin. incecik dal gibi, açti göbegini gösterdi bana, dümdüz. iki çocuk dogurmus, dipdiri fakat. tamam ulan, iste çocugun ailesi de pek mazbutmus, bu basi açik, pantolonlu sigarali kizi ailelerine uygun görmemisler (sabretselermis, kapanmis kadin). ayirmislar zorla, çok aglamislar, çok direnmisler. yaslar da çok ileri degil, kabullenmisler mecbur.

    sonra yasemin ablanin hayirli bi kismeti çikmis. bu evlendigi abi iste. zaten demis bu noktadan sonra kim olsa bana ayni, evleneyim gitsin. nisanlilarken çocuk bunu arayip bulmus, demis seni seven bendim, niye beklemedin.. artik sözler verildiginden dönülememis. çocuk da ailesinin uygun gördügü bi kizla evlenmis sonra, çocuklari olmus. film gibi tam. simdi adami facebook'tan takip ediyor yasemin abla, bak diyor, benim için paylasmis bunlari. (arkadas degiller, duvar açik) belki onun için paylasmamis, ama bizimki kendine yontuyor. adam öyle degilse bile, yasemin abla hala onu seviyor. tovbe hasa, kocami asla aldatmam, ama bir ümit var. bir gün ikimiz de dul kalirsak, belki biraraya geliriz diyor. bu umuda tutunmus, bu umutla yasiyor. düserken küçücük dal da olsa tutunmak ister insan, yoksa herkes bilir o incecik dalin hele de ucundan tutulunca hemencik kirilacagini.

    önce kinamistim kadini, kocasi varken baskasini düsünüyor ne korkunç. ama sonra düsündüm sartlar onu bu yola sürüklemis. kötü bir durum da olsa, alabildigince insani. aklimda geçmisten kimsenin izi kalmadigi için sevindim kendi adima da, nisyan ile malül oldugumdan degil, öyle- denk gelmediginden. haydi çevir fincani da falina bakayim
  • artan boşanma oranlarının önemli sebeplerindendir bu. töre vs gibi şeylerden çok daha fazla sayıda, kadınların önceki sevgiliden intikam almak amacıyla yaptığı harekettir. eski sevgili siklemez (sikleseydi zaten intikam almana gerek olmazdı) kendi hayatı biter, doğacak çocuğa da yazık olur. daha büyük bir gerizekalılık örneği yoktur.

    bu arada (bkz: isviçreli bilimadamları)
  • yazik olur evlenilen kisiye. yapmayin boyle seyler. asik olunan kisi ulasilmaz olmustur artik, hicbir umut kalmamistir. belki de kendi ellerinizle mahvetmissinizdir her seyi. ne zor ya baskasina da odaklanamiyorsaniz, sucsuz gunahsiz insana rol yapiyorsaniz ayip cok ayip. evlenmeyin o zaman.
  • çok sene önce bi arkadaşım bir kızla birlikte, seviyorlar birbirlerini ama hatun çok diretmeye başlıyor evlilik falan diye. bizimki olmaz demiyor, zaman istiyor sadece, askerliği falan var. derken az soğukluk giriyor araya, 3-4 gün falan görüşmüyorlar. sonra hatun bunu arıyor bir akşam, buluşuyorlar. konuşma şöyle;

    -ben yuva kurmak, anne olmak istiyorum. seçkin geldi konuştuk, evlenmek istiyor benimle, kabul ettim. biz seçkin'le evleniyoruz.
    +ama sen onu sevmiyorsun ki.
    -olsun, belli etmem ben de.

    şimdi sorarım size, böyle orospuluk var mı lan? hadi bırak bizimkini, o evlenicem dediğin adama yazık ya. hayatımda en çok korktuğum şeylerden biri lan bu benim, kalbi bir başkasında olan birini sevmek. ömür boyu aldatılmak gibi bir şey lan. harbi yazık.
  • vicdan azabı ve pişmanlıkla, her gün tekrar tekrar ölerek geçirilecek bir ömre doğru yelken açmaktır
    yapabilen birisinin olacağını veya olduğunu zannetmiyorum, olduğunu iddia eden şahsın da aşık olduğunu düşünmüyorum
    aşk bu arkadaşım, insanoğlunun uğruna dağ deldiği, hasta olup kuruyup öldüğü duygu
    güvercinler dahi aşkını bulduktan sonra ancak ölüm ile birbirlerinden ayrılır, duyguyu en yoğun yaşayan insanoğlu mu aşkını reddedebilecek.
    sen aşkı yanlış anlamışsın arkadaşım
  • türk filmlerinde sıkça rastlanan durum. ki çoğunlukla olayın kahramanı kadınsa mağdure, erkekse şerefsiz olarak hatırlanır.
  • eğer bu eylemi gerçekleştirdiyseniz tebrikler! kerizin önde gideni, bayrak sallayanı, kanaat önderisiniz.