şükela:  tümü | bugün
  • orhan şaik gökyay şiiri.
    bu vatan kara toprağın bağrında
    sıradağlar gibi duranlarındır
    bir tarih boyunca onun uğrunda
    kendini tarihe verenlerindir

    diye başlar ve hamasi hamasi gider.
  • bütün bir çocukluğun ve gençliğin unutulmaz şiirlerindendir.
    yer: karşıyaka
    tarih: 1989 civarı

    okulda, evde, sokakta ezberden okurdum bu şiiri. ilk ezberlediğim şiirdir. öğretmen, anne-baba ricasıyla, zoruyla değil nedense kendi isteğimle ezberlemiştim. evde bulduğum çok eski bir ilkokul 5. sınıf kitabında yer alıyordu. hamasi mi ilk adımda evet, lirik mi evet.

    rakım çalapala'nın berbad şiirleri geldi arkasından, sonra abim kısacık bir orhan veli şiiri* ezberletmişti.

    çocukluğumun edebiyatla ilk muaşakası diyebilirim belki de. tabii asıl güzel olanı zihnime orhan şaik gökyay hocanın ismini nakşetmesi. yıllar sonra birgün trt'de sohbetini dinlemiştim orhan şaik hoca'nın. tekrar yıllar geçti bu sefer kitaplarını okuduk. destursuz bağa girenleri nasıl hırpaladığını gördük. bizi elimizden tutup edebiyat tarihimizin gizli kalmış köşelerinde dolaştırırken bulduk kendimizi. sona bütün bunları görünce geriye dönüp baktık ki bu vatan kimin sorusunun cevabını aramak hamaset değilmiş.

    not: mustafa yıldızdoğan ile birlikte hasan sağındık da şarkısını yapmıştır bu şiirin. adamlar albümündedir.
  • aynı şiirin türküsü de vardır.bestesi mehmet özbek e aittir
  • bu vatan kimin ?

    bu vatan, toprağın kara bağrında
    sıradağlar gibi duranlarındır;
    bir tarih boyunca, onun uğrunda
    kendini tarihe verenlerindir...

    tutuşup: kül olan ocaklarından,
    şahlanıp: köpüren ırmaklarından,
    hudutlarda gaza bayraklarından,
    alnına ışıklar vuranlarındır...

    ardına bakmadan yollara düşen,
    şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
    huduttan hududa yol bulup koşan,
    cepheden cepheyi soranlarındır...

    ileri atılıp sellercesine,
    göğsünden vurulup tam ercesine,
    bir gül bahçesine girercesine,
    şu kara toprağa girenlerindir...

    tarihin dilinden düşmez bu destan:
    nehirler gazidir, dağlar kahraman,
    her taşı bir yakut olan bu vatan,
    can verme sırrına erenlerindir...

    gökyay'ım ne yazsan ziyade değil,
    bu sevgi bir kuru ifade değil,
    sencileyin hasmı rüyada değil,
    topun namlısında görenlerindir...

    orhan şaik gökyay
  • akıp giden lirik şiir, ezberlemesi oldukça kolay. bu şiiri ezberlemiş yaşlı kişiler yıllar geçse de bu şiiri hatırlar.
  • bundan 30 sene önce, ilkokul 4. sınıfta 23 nisan etkinliklerinde ezberlediğim ve çok büyük bir şevkle okuduğum güzel şiir.
  • ben de bu siiri ezberlemistim ancak ezberimde kalmis siirin bazi mısraları su anda internette bulduklarimdan farklı.
    mesela,
    tutuşup: kül olan ocaklarından,
    şahlanıp: köpüren ırmaklarından,
    misralari benim hafizamda
    tutuşup kül olan ocaklarindan
    köpürüp kan akan irmaklarindan

    seklinde idi ve fonetik olarak siire daha uygun görünüyor bu hal

    bir diğer küçük fark ise

    ardına bakmadan yollara düşen,
    şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
    misralari hafizamda
    ardına bakmadan yollara düşen,
    şimşek olup çakan, sel olup coşan,
    seklinde
    bu da fonetik olarak daha uygun.

    ben mi uyduruyorum ki hafizam iyidir, yoksa siir mi değişmiş anlamadim.
    anlatacak arkadas olursa da samimiyetimle müteşekkir olurum
  • ilkokulda çoğumuza ezberletilmiş, halen aklımızda. öğretmenlerin ve milli eğitimin pedagojiyle ilgili herhalde hiçbir fikri yoktu ki soyut düşüncenin henüz gelişmediği yaşlarda bu tür şiirleri ezberletip okutmanın bir işe yaramayacağını idrak edememişler. belki de her zaman bal gibi biliyorlardı da şov yapıp amirine şirin görünme çabasının bir sonucuydu.