şükela:  tümü | bugün
  • dionysos, sarap ve bagbozumu tanrisi olmasinin yanisira, tiyatroyu, gizemi ve kehaneti, coskuyu, deliligi, ve bereket tanrisi demeter'le beraber verimliligi de simgeler.

    zeus tarafindan kasiklarinda saklanip, zamanı geldiginde cikarilarak dogduktan sonra pismis tavuktan beter hallere dusmus, bu yeni veledin tesrifinden kimse memnun olmamis ve zavallicik titanlarca paramparca edilmistir. ancak zeus'un annesi toprak ana rhea'nin gonlu buna razi olmamis, dionysos'un kaninin damladigi yerden bereket sembolu nar agacini cikarmakla kalmamis, bebegin parcalarini yeniden biraraya getirip dionysos'a can vermistir.

    dionysis her ne kadar olumden kurtulsa da, zeus'un semele ile olan kacamagini kiskanan hera tarafindan delilik ile lanetlenmis, daha sonra rhea bu laneti kaldirana kadar meczup olup kendini daga bayira vurmus, buralarda satirler, dag perileri ve son derece vahsi kadinlar olan, sarabin da etkisiyle delirip, vahsi hayvanlari bile parcalayabilen maenadlarla oradan oraya savrulmus, gittigi yerlerde sarap yapimini ogretmistir.

    dionysos, sarabin insan uzerindeki turlu etkilerini simgeler, belli dozda alindiginda sosyal acidan faydali olan, insani neselendiren, costuran sarap, ayni zamanda insanin mahvina hatta olumune bile sebep olabilmektedir. paralel bir sekilde, dionysos ayni zamanda hem buyuk coskulari, hem de trajedileri, hem olumu, hem de yeniden dogmayi simgeler. ne de olsa kendisi de olumden birkac kez kurtulmus, titanlarca parcalanip yasama donmustur; sembolu oldugu sarabin hammaddesi uzumun yetistigi asmalar da kisin budanip parcalanir, neredeyse olu hale gelir, baharla birlikte tum dogayla beraber yeniden canlanir. bunlardan dolayi tiyatro, trajedi ve komedi formlariyla, dionysos adina yapilan dionysia senliklerinde dogmustur.

    dionysos roma mitolojisinde bacchus adini alirken, sefahat duskunu romalilar ona farkli bir kimlik kazandirmislar, kutsal ozelliklerini yok edip, tamamen zevk ve sefa duskunu bir figur haline getirmislerdir. yunanlilarin dionysia senlikleri romalilarda bacchanalia adini almis, ancak bu senliklerde tiyatro, muzik gibi unsurlar ve dionysos'a tapinmaya yonelik eylemler fazla yer almazken, senlikler daha cok, herkesin icip sapitip, kendinden gectigi bir atraksiyona donusmustur.
  • yunan şarap ve bağbozumu tanrısı
    insanlar bağbozumlarında şarap içip ona dua ederlermiş. bu arada sarhoşluk da olayın büyük bir parçası olurmuş
    dyonysos aynı zamanda kaos ve sarhoşluğun da tanrısıdır. insanın doğadaki vahşi halini temsil eder. kendilerini sadece ona adamış rahibeleri vardır. festivallerde içip içip değıtırlar. bunlara frenzy adı verilir.
    hatta ayıptır söylemesı orgy olayının da bu törenler de yapılanlardan çıktığı söylenir.
  • artik durup dururken icimi keskin bir aci kapliyor. ne zaman gelecegi belli olmuyor. candy crush oynarken oldu az once ve artik bu entryi yazmak istedim senin icin. ne yazacagimi da bilmiyorum aslinda.

    yaklasik 3 ya da 4 ay once ogrendim bu dunyadan gectigini. goctugunu yazacaktim, birakalim dursun freudyen slipler olduklari yerde.

    3 yil olmustu sen gideli, ben bunu ogrendigimde. ama yeni yeni inaniyorum, hatta hala tamamen inandigim soylenemez. icimde hep bir 'belki' var.

    mezarini aradim, cok aradim biliyor musun. olum kayitlarini. arkadaslarinin anlattiklari yeterli gelmedi bana. herseyde bir tutarsizlik gordum. senin olebilecegine hic inanmadim. bir sacmalik yapmis olman, herkesi oldugune inandirip yeni bir hayata baslamis olman, -brezilya'da bir tarikata katilmis olman mesela- daha inandiriciydi. ipuclari da buldum, mesela sozlukte kullandigin baska bir nickini kesfettim, ama hepsi birbirine dolandi sonra.

    olsen ne olacak, olmesen ne olacakti? gorusmuyorduk. seni hayatimdan tamamen silmistim. dahasi kotu ayrildigim tek erkektin gecmisimdeki. sonra bana en son gonderdigin maili gordum. en son gonderdigin sarkiyi. en azindan senin icin kotu ayrilmadigimizi anladim, rahatladim bencilce. sen olmustun, ne farkederdi?

    birbirimize ettigimiz eziyetler icin beni affettigine inanmaya ihtiyacim vardim, iyi-ki silmemisim o emaili, inandim.

    ben de seni affettim. bir kavgada "cenazeme gelme, cenazene gelmeyeyim" demistin. gelemedim. mezarini bile bulabildigim (en azindan benim kafamda) hala supheli.

    seni hic anlayamadim, bir gun anlarim diyordum, bir gun hersey anlasilir. hic anlayamayacagimi kabul ettim.

    bir gizem olarak hayatimdan gectin gittin...

    uzulmeme kizanlar oldu, anlayamadi kimse "bu kadar uzatmami", "bu kadar uzulmemi", "sacmalamami". "kocan kiskanir, belli etmez ama kiskanir, uzatma" dediler mesela. ben hic anlayamadim, bir insan gocmus gitmis. bir zamanlar sevdigim, bir zamanlar beni sevdigine inandigim. korkunc kavgalar ettigim ama beraber guldugum, friends izledigim, bir manzaraya karsi cay ictigim, birbirimize lakap takarak seslendigimiz, sevdigimi soyledigim, beni sevdigini soyleyen, hidrellez gecesi beraber gordugumuz kayan yildiza bakarak sonsuza kadar beraber olmayi diledigim... kocam da kiskanmadi zaten, sanirim o da yasiyor olmasini diledi, o da benim gibi aradi, arastirdi ve sonunda kabul etti...

    ben yaptim, siz yapmayin. bu dunyada kimseye, sonuna kadar hak ettigine bile inansaniz, kotu sozler soylemeyin, buyuk kavgalar etmeyin, hakaret kufur etmeyin, bela okumayin. gencliktir olur. yapsaniz bile bir ara, cok gec olmadan bir ara ozur dileyin. iyi kapatin tum hesaplari. iyi kapatin tum kapilari. iyi bitirin tum iliskileri. guzellikler dileyin birbirinize guzel gunlerin, yoksa da dakikalarin, saniyelerin, anlarin hatirina. hayat da o anlardan ibaret degil mi zaten?

    "şarkıyı dinle ve bırak hayat akıp geçsin" demissin, ben artik dinleyemiyorum o sarkiyi.

    sana o siirle veda etmek istiyorum son kez buradan bu bayram gunu.

    olunce temizleniyor ruhlar, seninki tertemiz, benimki hala kirli olsa da...

    umarim huzur bulmussundur. bende kalan seni artik seviyorum, sonsuza kadar.

    ***

    sus, kimseler duymasın.
    duymasın ölürüm ha.
    aydım yarı gecede
    yeşil bir yağmur sonra...
    yağıyor yeşil.

    en uzak, o adsız ve kimselersiz,
    o yitik yıldızda duyuyor musun?
    bir stradivarius inler kendi kendine,
    yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
    önce bendim diyor ve sonra benim...
    ölümsüz, güzel ve çetin.
    ezgisidir dolaşan bütün evreni,
    bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
    canımı, tüylerimi sarmada şimdi
    kendi rüzgarıyla vurgun...
    sarıyor yeşil.

    rüya, bütün çektigimiz.
    rüya kahrım, rüya zindan.
    nasıl da yılları buldu,
    bir mısra boyu maceram...
    bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
    bilmezler nasıl sevdik,
    iki yitik hasret,
    iki parça can.
    çatladı yüreği çakmaktaşının,
    ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
    çağlardır boğulmuş bir su...
    ağıyor yeşil.

    yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
    susmuş bütün namlular...
    susmuş dağ,
    susmuş deniz.
    dünya mışıl-mışıl,
    uykular derin,
    yılan su getirir yavru serçeye,
    kısır kadin, maviş bir kız doğurmuş,
    memeleri bereketli ve serin...
    sağıyor yeşil.

    aydım yarı gecede,
    neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
    ve sezarsa, bir ad, yıkıntılarda.
    ama hançer taşı sanki
    koca kartaca!
    hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne
    bak nasıl alıyor, yigit,
    binlerce yıl da sonra
    alıyor yesil.

    vurur dağın doruğundan
    atmacamın çalkara,
    yalın gölgesi.
    kuş vurmaz, tavşan almaz,
    ama aç, azgın
    köpek balıklarıydı parçaladığı
    bak, tiber saygılı, suskun.
    bak nilüfer dizisi zinciri.
    bunlar bukağısı, kolbağlarıdır,
    cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi,
    ve ilk gerillası spartakus'un.
    susuyor yeşil.

    sus, kimseler duymasın,
    duymasın, ölürüm ha.
    aymışam yarı gece,
    seni bulmuşam sonra.
    seni, kaburgamın altın parçası.
    seni, dişlerinde elma kokusu.
    bir daha hangi ana doğurur bizi?

    ruhum...
    mısra çekiyorum, haberin olsun.
    çarşılarin en küçük meyhanesi bu,
    saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
    derimizin altında o olüm namussuzu...
    ve ahmedin işi ilk rasgidiyor.
    ilktir dost elinin hançersizliği...
    ağlıyor yeşil.

    ***

    hoscakal...
  • tapması en zevkli tanrı. bi buna bak, bi de allah'a. iç, seviş, eğlen ve mayış diyor yahu. daha ne desin? diğer eleman da sayfalar dolusu sıkıcı emirler buyurmuş, uymasak yakcak ayrıca.

    fark ortada.
  • arkeoloji okur iken bir zamanlar profesörün biri soru sormuştu. bu soruyu bir doktora öğrencisine sordum bilemedi ehuhiheu edasındaydı. tüm sınıf dikkat kesilmiştik. soruyu dört gözle bekliyorduk. adına en çok tapınak yapılmış tanrı kimdir? haliyle herkes zeus, poseidon felan bekliyor. kimse bilememişti tabiki. cevabımız dionysos. nasıl yani? 12 tanrı arasında bile olmayan dionysos mu diye afallamıştık. hocamız açıklamıştı. tabiki dionysos tiyatro oyunları hangi tanrı adına yapılırdı? hangi tanrı için her tiyatroda bir adet tapınak bulunurdu? tiyatro sayısını heseba katarsak ve bu tiyatrolardan bağımsız tapınak sayısını da göz önünde bulundurursak dionysos o tüm 12 yunan tanrısını hatta tanrıların babası zeusu bile geride bırakarak adına en çok tapınak inşa edilmiş tanırıdır. şarap tanrısıdır. büyüksün dionysos.
  • kral midasın dokunduğu herşeyin altına çevrilmesini sağlayan tanrıdır.şöyle ki: dionysosun bir arkadaşı şaraptan bir çeşme başında sızıp kalınca.köylüler onu krallarına götürmüşler. midas onun dionysosun arkadaşı olduğunu anlayıp mükemmel bir ev sahipliği yapmış. sonra dionysos "dile benden ne dilersen" diyince de, "dokunduğum herşey altın olsun" demiş.başta mutluluk içinde dokunduklarını altın ederken acıkınca hiç birşey yiyemediğini farketmiş ve tanrıya yalvarmış..dionysos ona pactolos denen bir çayda yıkanmasını, böylece düzeleceğini söylemiş. günümüzde hala bu çayda altın tanecikleri bulunur ve insanlar eleklerle ararlarmış..
  • kultur bakanligi tarafindan heykeli turkiyeye buyuk cabalarla getirilen...ancak çükünün heykelde çok küçük olarak işlenmesi sonucu bu nasil zevk tanrisi dedigim şaraplarin efendisi...
  • dionysos’a tapanlar, onun kendilerine vahşi hayvanlar biçiminde göründüğüne inanıyorlardı. bu yüzden şarap içip kalabalık sarhoş sürüleri halinde dağlara çıkarlar, naralar atarak döne döne raks ederler, karşılarına çıkan hayvanların üstüne kudurmuşçasına atılıp parçalarlar ve çiğ çiğ yerlerdi. böylelikle tanrıyı içlerine almış oluyorlardı.
  • hakaret etmemiştir, açık görünen gerçekleri tanımlamıştır. vurguları sert gözükebilir, lakin burada en sert vurgu bile yobazların yaptıkları zulümlerin yanında kelebek kanatları naifliğindedir.

    dün geceden beridir takip ediyorum, kendisin kanıtlarıyla beraber ortaya koyduğu (çoğu bilinen şeyler zati) argümanlara tek bir mantıklı karşı çıkış, çürütmeye yönelik tek bir sağlam argüman sunulamadı. o bakımdan cehaletinizi götünüzden uydurduğunuz psikolojik varsayımlarla örtmeye çalışmak yerine, mantıklı ve objektif cevaplar vermeye çalışarak fikri mübala ediniz. aksi halde çok gülünç duruma düşürüyor bu adam sizi, bilesiniz.
  • ki$iyi insanlik durumundan kurtaran ve tanrisal gecmi$e kavu$masini saglayan gizem dinlerinin tanrisidir.