şükela:  tümü | bugün
  • tanrıya yakarmak, tanrıdan yardım almak icin soylenen sozler
  • "tanrım lütfen iki kere iki dört etmesin" demek bir nevi..
  • dua etmek tanrının evrende meydana gelen olaylara mudahale ettiğini, çeşitli şekillerde kainatı sürekli olarak değiştirdiğini kabul edip ondan bu kudretini şahsi istekleri gerçekleştirmek yönünde kullanmasını dilemektir. "tanrım anne babamı koru" diye dua eden bir insanın istediği, evrende meydana gelen ve ya çok fazla parametre içerdiği ya da hakim faktörler bilinemediği için sonuçları tahmin edilemeyen durumların, anne babanın iyiliği yönünde gelişmesidir. misal trafik kazası geçiren bir çiftin çocukları, kaza sonrası takla atan araba bir hendeğe yuvarlandı ve meydana gelen boşluktan anne baba dışarı çıkma fısratı buldu diye dualarının kabul edildiğini düşünebilirler. oysa kazanın dinamiğini incelerseniz orada ve aynı o şekilde meydana gelen her kazanın hendekte son bulması gerektiğini keşfederseniz. anne babanın kullandığı araba ile, onların gittiği hızla, onlar kadar yüklü, onların yaptığı yerde onlar gibi kaza yapan herkes, taklalardan sonra mutlak hendekte duracaklardır; araba ve kaza ile ilgili tüm büyüklükleri önceden bilme imkanımız olsaydı, tanrı'ya dua da etsek küfür de etsek kazazedelerin kurtulacağını söyleyebilirdik. tanrı'nın tüm bunlar üzerinde bir denetime sahip olabilmesi için ya onun koyduğu kuralları keyfe keder değiştirmesi ya da fizik kuralları içerisinde kimi esneklikler bulunması gerekirdi. yani kuvvet bazen kütle ile orantılı bazen de orantısız ivmeler kazandırmalıydı cisimlere. böyle bir durum bildiğimiz kadarı ile sözkonusu değildir.

    tam da bu aşamada heisenberg yetişti imdada. evren'in doğasında en azından belirli bir eşiğin altına indirilemeyecek kadar belirsizlik oldugunu söyleyerek tanrı'ya tüm olan bitene karışma imkanı - ya da en azından buna inanmak isteyenlere bir şans verdi. kauntum fiziğinin tanrı'nın varlığını kanıtladığını savunanların yaptığı da budur aslında; onlar sadece belirsizlik ilkesini bu anlatılan biçimi ile temel alır, diğer fizik kurallarından da işlerine gelenleri seçerler sadece; yoksa modern fizik bütününe bakılınca tanrıyı daha da kısıtlar. olsa da kainatın kendisinin yüzüsuyu hürmetine yaratıldığı söylenen hazreti muhammed bütün kalbiyle bile dua etse artık evrende 3.587.h kadar enerjiye sahip bir foton bulunamayacaktır. (malum, tanrı fizik kurallarını keyfe keder değiştirmiyor dedik: f her zaman m.a'dır.) (bkz: tanrı enerjisi olmayan foton yaratabilr mi)

    kutsal kitapların anlattığı biçimi ile akla değer veren, insanları tüm diğer canlılardan onlara sağladığı düşünebilme yetisi ile üstün kılan bir tanrıya inanıyor olsaydım, bizlere en azından kendi varlığına inanmamız için aklımızı kullanarak ulaşabileceğimiz bir delil vermesini, ona dua ettiğimde eğer iyi bir kul olabildiysem duamın kabul edileceğini ve anne babamın fizik kuralları ile değil de onun iradesi ile kurtulacağını bilmek isterdim. kuralları olan bir evren inşa ederek, bizleri üstün kılma biçimini; aklı imandan ayıran ve zeus'a, thor'a inanmakla kendisine inanmak arasında hiç bir formal fark yaratmayan bir tanrı ancak zalim bir tanrı olabilir.
  • dua etmek doğanın üstünlüğünü kabul edip
    olmasını istediğin şeyler konusunda bir
    konsantrasyon, güç toplama ve kabullenme
    çalışmasıdır.

    doğada güçlü olabilmenin, dolayısıyla varlığını sürdürebilmenin
    temel koşullarından biri olan varlığından memnun olmayı
    ve şükretmeyi de içerir.

    bir anlayışa göre, herşeye dışarıdan müdalele edebilen
    tanrıdan birşeyler istemek olarak algılanır ki bu esasen
    yanlış bir düşüncedir, aynada kendini görüp korkmaktır.
  • vapurda giderken, yatakta uzanırken, yazı yazarken, bisiklete binerken... insanın yalnız olduğu anlarda olsun, kendisini yalnız hissetmeye çabaladığı anlarda olsun, başkalarıyla birlikteyken olsun her daim gerçekleştirebileceği eylem. bir yakarma; güçsüz olduğunu anlama, kendinden daha güçlü olanı kabul etme çabası. inanan insanın ancak kendi ruhuna izletebileceği-dinletebileceği bir gizli an.
  • sahip olduğumuz sayısız nimetlerin ve yaşadığımız iyiliklerin, güzelliklerin farkında olduğumuzu tanrı'ya anlatmak, bizden kötü durumdaki birçok insana göre daha iyi durumda olduğumuza şükretmek, ondan mümkün olduğunca bu halimizin devam etmesini dilemek, mümkünse daha iyi şartlara kavuşmayı arzu etmek, altından kalkamayacağımız kötülüklerden ve başedemeyeceğimiz zorluklardan tanrı'ya sığınmak, bu samimi tavrımız, içten bağlılığımız ve kayıtsız şartsız teslimiyetimizle, onun sonsuz gücünün koruması altında olduğumuzu hissetmek, rahatlamak, güven duymak, mutlu olmak...
  • ... levent mete'den alinti:

    "bir tanrinin varligina inanmadan da
    dua edebiliyor insan.
    (...)
    bosluk tanrisina dua etmek de
    denebilir buna."
  • yaşamın belirsizliğinin içinde kendini güvende hissedebilmek için önce bu belirsizliğin üstünde, hepsini aynı anda görüp kontrol etme yetisine sahip bir tanrı figürü inşa edip, sonra da ondan bu yetisini bizim için kullanmasını dilemektir. bilmediğinden korkmaktır aslında, bilmediğini kontrol edebilme isteğidir.

    gerçekte bir tanrı vardır ya da yoktur, duaları kaale alır ya da almaz, konu bu değil. bunun olabileceğine inanmak, bunu düşünmek bile bir yapbozun eksik parçası gibi cuk oturuyor aslında ihtiyaçlarımıza. yaşadığının ve öleceğinin bilincindeyken, evrendeki çaresizliğini, güçsüzlüğünü ve yalnızlığını içten içe idrak ederken, buna katlanabilmenin yegane yolu, tüm o bilinmezliğin, kayıtsızlığın ötesinde ve senin sahip olmadığın tüm güce sahip bir varlığın senin sesine kulak verebileceğini, ve onun vasitasıyla bile olsa bu belirsizlik üzerinde bir kontrol gücüne sahip olabileceğine inanmak. o yüzden huzur veren, insanın içini rahatlatan birşeydir dua etmek, çaresizlik antitezidir.

    öte yandan, duaları duyup yerine getirecek bir tanrının varlığına teknik olarak inanılmıyorsa bile -o zaman adına dua dememekle birlikte-, iyi dileklerin toplamıdır dua. kendin ve başkaları için derleyip topladığın iyi dileklerdir, ve iyi dilek insana iyi hissettirir.

    sanırım incil'de geçiyor bu dua (anafikir böyle olmakla beraber ifadem yanlış olabilir), ancak benim için dua olmaktan öte felsefeye dönüştü. "değiştirebileceğim şeylerle mücadele edebilmek için bana güç, değiştiremeyeceğim şeylere dayanmak için sabır, ve bu ikisini ayırdedebilmek için bana akıl ver" der.
  • kendinden durmadan bir şeyler istemektir.