şükela:  tümü | bugün soru sor
  • cinsiyetinden* başka bir özelliği olmayan, "kadın spor yazarı" fikri radikal yöneticilerine ilginç - ilgi çekici geldiğinden dolayı radikal gazetesi spor sayfasında gereksiz yer işgâl eden bir bayan.
    futboldan yarım yamalak anlayan, (futboldan hiç anlamayan gazetecilerin maç yazıları daha ilginç, yaratıcı) eli az biraz kalem tutan herkesin yazabileceği türden yazıları gülünç bile olamıyor ne yazık ki.

    bir de fenerbahçe - adanaspor maçı yazısında benden bahsetmiş, "comandante ortega " demek istediyse comandante'nin anlamının içini de boşaltmış, çok yazık...
  • kendisi cenajans/grey'in eski kreatif direktörü ve de çok iyi bir seslendirme sanatçısıdır. milliyet yayın yönetmeni mehmet y. yılmaz'ın da ablası olur.
  • edebi bir usluba sahip olduğunu sanan ve sadece fenerbahçe ile ilgili yazan,olayı taraftarlık boyutundan fanatiklik boyutuna taşıyarak sinir bozan şahıs.
  • futboldan anlamadığı gibi herhangi bir ilgisi de olmayan, sanat yapmakla hakaret etmenin arasındaki farkı bilmeyen, radikal gibi ciddi ve özgün olduğunu iddia eden bir gazetenin spor sayfası sütunlarını ısrarla ve gereksiz yere işgal eden şahıs.
  • spor ya da futbol yazarı değil, fenerbahse yazarı. metabolizmasının tüm hücrelerine bir virüs gibi sirayet etmiş fenerbahse saplantısı ile akla ziyan yazılar çiziktiren iflah olmaz bir fanatik. artık bu abuk güzellemeleri, edebiyat ve espri olduğunu sandığı soslarla ortaya salmasının ana saiki aşk mıdır, tutku mudur, fetişizm midir bilemem ama sağlıklı bir ruh haline sahip olmadığı izlenimi veriyor bu apla.
  • yeni keşfettiğim spor yazarı. böylece radikal'de nur çintay a'dan sonra yazılarından ısrarla kaçtığım bir yazar daha buldum, mutluyum. bilinçaltı akımı'nın bir temsilcisi gibi yazıyor, ama biraz bilinç eksik. okumak için gerçekten yürek ve sabır istiyor. radikal yazıişlerini böyle yetenekler bulup önümüze koyduğu için kutluyorum. bu yazısını da örnek olsun diye kesip buraya yapıştırıyorum. aha işte okuyun da midenize kramp girsin.

    "

    nobre aslında arnavut'muş!

    kıvırcık kıvırcık saçları, çukulata teni, durmadan şortunun üstünden sarkan forması, 40 yıllık fenerli havası, soğuk havalardan etkilenmesin diye eldivenlediği elleri, ipanema kumlarını çiğnemiş becerikli ayakları, rio de jenario dolaylarından alınmış lorke türküsüne uyumuyla, kimsenin aklına bir kuşku düşmedi. brezilyalı dediler, inandık! oysa... aslında babaannesinin inadım inat, gelmeyin üstüme üstüme vazgeçmem, bırakmam, küsmem, oturmam, yırtarım bendimi, alınmam, kırılmam, denerim, gene denerim, saracoğlu mabedim, ikinci keman olmayı severim, önemini bilirim, haşmetmeap'ın ayak ucuyla 'tak' diye yolladıklarını değerlendiririm, kalenin önünde biçerler beni, elimden aldırmam gül yüzlü yari, gelen vurur, giden indirir, son gelen çektirir, allahtan kalbim çok temiz kurşun işlemez... cümlelerini küçükken ona öğreten bir arnavut olduğu iddia ediliyor!!! yani olabilir de, aurelio'nun zarif bileklerinin, luciano'nun delikanlılığın 13. baskısını yapan kitabının brezilyalılık ipuçları olduğunu kabulleniyorsak, bu yeni sevgilinin kökenlerinde daha yakın, daha tanıdık bişeyler yok mu? var ya, aşkına dağları yakarım, var ya!
    kısacası, iyi ki varsın nobre nobre! yoksa, bir zamanlar bağrımıza bastığımız bakadal'a bakakalacak, şenol'un sarı saçlarında lacivert teselliler arayacak, sakıp özberk'i fazlasıyla takdir edecek, bu fiilden takdir-i ilahiye gidecek, birilerinin şampiyonluğunu engelleyemeyecek durumlara düşebilirdik.ancak,keyifli/kederli/saç yolmalı/sevinmeli 93 dakika'nın sonunda bir puan, nara-na-nan-nara-na-nan (beethoven, 5. senfoni notalarıyla lütfen)!
    çok şeyi değiştirecek. güzel gözlü, nur yüzlü elif'in noktasıyla
    "galibiyet sayılır bu yolda egalite!"
    geçen haftanın yorgunluğu, sonra elektrikler kesildi, haşmetmeap'ı sarı kart bezginliği sardı, hicran ne gezer kadıköy'de, gam ne arardı, gelecekte harikalar yaratacak memo yozgatlı, sevgililer gününe az kaldı, of şenol öldürdün beni,nerden bileydik aynı renkte olduğunu kalbinin, yani abartmayalım ama birkaç gereksiz ve sonradan senin de üzüleceğin cümlelerin olmasa nerdeyse selçuk yula ve aykut kocaman ligine aday adayı olacaksın, afedersin, ancak bildiğin gibi kartopu babaların kızlarıyla oynadığı çok masum bir oyundur! of! "bu yazı burada biter ve ben çeker giderim" demeyi çok isterdim, ancak uğur vardan arayacak ve 486 vuruş eksik diyecek, ben birkaç cümle erken tüyemeyeceğim.
    ee,zor maç oldu, artık önümüzdeki maçlara bakıyoruz! g3 haftaları başlıyor! güneydoğu milan'ı, sonra malum kadıköy festivali, sonra
    "belalım..." hadi hayırlısı. şu karlar kalksın artık, içimiz sıkıldı!

    "

    hakikaten içimiz sıkıldı be yav. bu ne be.
  • yav bu kadın benim yeni takıntım haline geldi. nasıl çılgın, nasıl sıradışı, nasıl akla hayale gelmedik şeyler yazıyor anlatamam. mahrum kalmayın, buyrun bugünkü yazısını okuyun, faydalanın şekerim:

    "

    belalım (2) 'fenerova'

    top, fenerbahçe'ye yardımcı olmak üzere yeniden üretilmiş. ve onun en çok şansa ihtiyacı olduğu, belalısıyla cebelleşeceği, karlar düşer, düşer düşer ağlarım / hep ismini, ismini anarım, ankara gecesinde imdada yetişmiş. belalının yorgunluğuna, bu doksan dakikaya asılmayacağına sadece başkaları inanmış, kadıköylüler değil! adı kutlu youla'nın, bütün ümit'lerin kaynağının, el saka ve skoko'nun ve nerdeyse aykut kocaman kadar beğenilen ersun yanal'ın öncülüğündeki sivil hareket, eh yani bu kadar olur, dar etmiş dünyayı. bir kısacık anda top, damir'in elinde ağırlaşmış ve beni nobre'ye yolla demiş, sonra da ümit bozkurt'u yanıltmış. o anda kar da durmuş, kalpler de. sonra havai fişekler patlamış, çocukların ağlaması durmuş, barcelona'daki gurbetçi abi gülümsemiş, recep'in içindeki forma gülümsemiş, babam gökyüzünden seslenmiş: "topa vuran rıdvan mıydı?" ve başka bazı sorular cevap beklemiş:
    – pierre bey, şu kıbrıs sorununu çözer misiniz?
    – pierre bey, sizce bir pop star adayında hangi özellikler olmalıdır?
    – pierre bey, belediye seçimlerinde hangi bölgeden adaysınız? ve lütfen seçim sebebiyle saçma sapan büyüyen inşaatlara 'dur'
    der misiniz?
    – pierre bey, en çok sean penn hak etmişti zaten değil mi, sizin katılmadığınız bir değerlendirmede birinciliği?
    – pierre bey, ankara'nın taşına baktınız da mı attınız?
    – pierre bey, van gogh'la bir akrabalığınız var mıdır?
    – pierre bey, esnaf ve sanatkarlar derneğinin yeni bir hamleye ihtiyacı varmış, önerir misiniz?
    – pierre bey, memo yozgatlı'dan selçuk'a, nobre'den ümit özat'a, bütün kardeşlerinize ne kadar sevildiklerini anlatır mısınız?
    – pierre bey, en ziyade çekindiğimiz ve beğendiğimiz belalımız da şükrü saracoğlu ortamının tadını çıkarsınlar diye mi gene kurada karşımıza çıktılar?
    – pierre bey, daha önce sizi seyir zevkinden mahrum olduğumuz için aihm'ne başvurup, şikayetçi olalım mı?
    – pierre bey, sen bizim canımız mısındır?
    dır!
    pierre bey, daha önceleri nerelerdeydiniz
    ve sakın ha bir yerlere gitmeyiniz!

    "
  • renk körüdür kendileri.bembeyaz aya sarı,simsiyah gökyüzüne lacivert diyebilme kabiliyetine sahip başka bir canlı olma ihtimali yoktur dünyada.
  • yazılarındaki o cümleleri nasıl kurduğunu çok merak ettiğim bir yazar kişi. yazar derken sadece "fenerbahçe ile ilgili yazma eylemini uygulayan kişi" demeliyim aslında. fanatik de olsa bir insan bir futbol takımı hakkında nasıl bu tür duygu sellerine kapılır, "şiir san'atı"nı kullanarak "yükte ağır pahada hafif" yazılar yazar, çeşitli absürd ifadelerle hepsi bir topun peşindeki 22 er kişiye ve onların oluşturduğu ayaktopu şeysine methiyeler düzer, sabun köpüğü koleksiyonu oluşturur, aklım almıyor. hayır, sürekli yazıyor, nasıl oluyor da oluyor anlamıyorum*.
  • unsal oskay'in eski karisidir