şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: fov) (bkz: quake)
  • xx. yy 'in ilk yarisinda fransa 'da ortaya cikan, sert ve cig renkler kullanmayi esas alan resim akimi.
  • empresyonizmin* devami sayilan ancak biraz daha renkelrde ve tonlamalarda vahsilesmis, daha kucuk firca darbeleri kullanan 1900lerin basinda pariste yayilmis sanat akimidir.
    oncusu matisse, araclar anlatim gucunu yitirecek olcude incelip zayifladigi zaman insan dilini olusturan temel ilklere donmemiz gerekir, diyerek konuyu toparlamistir.
  • burjuva sanat akımı. genel olarak sanat geleneklerine ve kanunlarına karşıdır.
  • (bkz: lekeli)
  • kalın siyah hatlar içinde ham, canlı, hatta bağıran renkler, hafif çarpıtılmış bir perspektif belirgin özellikleridir. fransızların geleneksel düzen ve uyum tutkusuna yönelik bir saldırı. (alkolsüz içecek reklamlarındaki sağlıklı metabolizma gibi...)
  • (bkz: vlaminck)
    (bkz: derain)
    (bkz: marquet)
    (bkz: rouault)
    (bkz: matisse)
    modern resimin oluşmasında çok katkısı olan sanat yaklaşımı
  • matisse*, vlaminck* ve derain'in* 1905 yılında paris'te düzenledikleri bir ortak sergiden sonra ortaya çıkmıştır.
  • fransa’da 1898-1908 yillari arasinda etkili olan disavurumcu resim üslubu.
    saf ve parlak renkli boyalarin dogrudan tüpten çiktigi gibi resim yüzeyine uygulanmasiyla yaratilan patlama duygusu bu üslubun özelligini olusturur.
    fovist ressamlar da izlenimciler gibi dogrudan dogayi betimlemekle birlikte, yapitlarinda yogun bir disavurumcu tepki izlenir. 1905’te paris’teki salon d’automne’da* açtiklari ilk resmi sergilerini gezenler büyük saskinliga ugramis, elestirmen louis vauxcelles sergide yer alan resimlerdeki siddet ögesinden ötürü sanatçilara (fauve*) fovist adini takmistir.

    fovistlerin önderi henri matisse’di. matisse, vincent van gogh ve georges seurat gibi ustalarin resimlerini inceledikten sonra bu üsluba yönelmisti. yaptigi düzenli çalismalar onu, üç boyutlu mekanin geleneksel yorumunu reddetmeye ve renklerin hareketiyle tanimlanan yeni bir resim mekâni aramaya yöneltti. matisse’in 1905 sergisinde yer alan “sapkali kadin” adli yapiti, canli mavi, yesil ve kirmizi renkler içeriyordu. hizli firça vuruslariyla portreye anlatimci bir ifade ve hareket kazandirmisti.

    öbür fovistler arasinda fransa’nin chatou bölgesinden gelen andré derain ve maurice de vlaminck vardi. bu iki ressam matisse’le birlikte toplulugun çekirdegini olusturuyordu. derain’in yapitlarinda manzaradaki her ton kesik ve güçlü firça vuruslariyla saf renklere dönüsüyordu. vlaminck’in resimlerinde görülen güçlü renk sarmallari ise büyük ölçüde van gogh’un anlatim gücünden izler tasiyordu. le havre bölgesinden üç genç ressam da, matisse’in güçlü kisiliginden etkilenerek topluluga katildi. othon friesz, parlak fovist renklerin uyandirdigi duygusal çagrisimlara yönelerek, daha önce uyguladigi siradan izlenimcilikten uzaklasti. çalisma arkadasi raoul duffy ise kendi estetik yapisina uygun olarak fovizmin bezemsel bir çesitlemesini yaratti. öte yandan georges braque küçük renk benekçikleriyle belirli bir ritim duygusu gelistirdi. bunlar onun kübist üslubunun ilk belirtileriydi. 1890’larda güzel sanatlar yüksekoulu’nda matisse’in ögrencisi olan albert marquet ile yaptiklarinda parislileri betimleyen hollandali kees van dongen de toplulugun üyesiydi. fovist üslupta çalisan baska ressamlar arasinda georges rouault, henri manguin, charles camoin ve jean puy da vardi.

    bu sanatçilarin birçogu için fovizm bir ögrenme ve geçis dönemi oldu. 1908’e gelindiginde, paul cézanne’in doganin düzeni ve yapisina iliskin görüs ve gözlemlerine duyulan ilgi yeniden canlanmis ve fovizmin firtinali duygusalligina karsi kübizmin mantik düzeni daha çok yandas bulmaya baslamisti.. matisse, öncüsü oldugu fovizmi tek basina sürdürdü ve betimledigi dünya ile kisisel duygulari arasinda ince bir denge kurmayi basardi..