şükela:  tümü | bugün
  • üzerine world literature essay yazmış oldugum kırmızı pazartesinin yazarı.
  • (bkz: g g marquez)
  • 1982'de nobel edebiyat ödülünü almıştır.okunması gereken diğer bir kitabı on iki gezici öykü'dür
  • ask ve öbür cinler
    kırmızı pazartesi
    bir kacırılma oykusu
    albaya mektup yazan kimse yok
    kolera gunlerinde ask
    yuzyıllık yalnızlık
    kitaplarının yazarı, dünya edebiyatının geldiği en önemli noktalardan biri. kitaplarını okurken hep, "çevirileri bile bu denli muazzam bir dile sahipken, kimbilir ispanyolcası nasıldır?" diye düşünürüm. tek kelimeyle olağanüstü.
    gabo babam.

    seni şimdiden özledim.
  • yüzyıllık yalnızlık, bittiğinde en çok üzüldüğüm kitaptı. marquez has latin yazarların bir numaralısıdır. özellikle aşk ve öbür cinler, kolera günlerinde aşk ve 12 gezici öykü benzersiz. karşılıklı oturup sohbet edilesi bi yazardır vesselam.
  • clinton'la castro arasinda ulaklik yapmistir
  • başkan babamızın son baharı da can yayınevi tarafından rahat bi elli değişik isim altında basılmıştır sanırım.
  • doğa üstü anlatımlara çokça ve lezizce yer veren yazar.
    örn: 1-) aşık olan genç camdan yapılmış maddelere dokununca cam renk değiştirmektedir.
    örn: 2-) hava o kadar sıcaktır ki masanın üstündeki eşyalar havalanmaya başlar.
  • aşağıdaki iki yazının marquez'e ayit olduğu rivayet olunur:

    yasam için 13 satir gabriel garcia marquez

    yaşanan herşeyin bir sebebi vardir

    yasam için 13 satir gabriel garcia marquez

    1. seni sen olduğun için değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için
    seviyorum.

    2. hiç kimse gözyaşlarını hak etmez, onlara lâyık olan kişi ise seni ağlatmaz.

    3. sen istediğinde sana aşık olmaması, sana aşık olmadığı anlamına gelmez.

    4. gerçek arkadaş, elini tutan, kalbine dokunandır.

    5. birisine yabancılaşmanın en kötü biçimi yanında oturuyor olup ona hiçbir
    zaman ulaşamayacağını bilmektir.

    6. hiçbir zaman gülümsemekten vazgeçme, üzgün olduğunda bile! gülümsemene
    kimin, ne zaman aşık olacağını bilemezsin.

    7. tüm dünya için sadece bir kişi olabilirsin fakat bazıları için sen bir
    dünyasın.

    8. zamanı onu seninle birlikte geçirmeye hazır olmayan biriyle geçirme.

    9. belki de tanrı uygun kişiyi tanımandan önce yanlış kişilerle tanışmanı, onu
    tanıdığında minnettar olman için istedi.

    10. "bitti" diye üzülme, "yaşandı" diye sevin.

    11. her zaman seni üzecek birileri olacaktır, yapman gereken insanlara
    güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğine daha fazla dikkat etmektir.

    12. birini daha iyi tanımadan ve bu kişinin senin kim olduğunu bilmesinden önce
    kendini daha iyi bir kişiye dönüştür ve kim olduğunu bilerek kendine güven.

    13. kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur.

    "yaşanan her şeyin bir sebebi vardir" ....

    marquez'in değişik dillere çevrilerek internet üzerinden dünyayı
    dolaşan veda mektubu:

    tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni
    ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en
    azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm.
    eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. az uyur, çok
    rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı
    yitirdiğimi düşünürdüm. insan aşktan vazgeçerse yaşlanır. başkaları
    durduğu zaman yürümeye devam ederdim. başkaları uyurken uyanık kalmaya
    gayret ederdim. başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın
    tadından zevk almaya bakardım. eğer tanrı bana birazcık can verse, basit
    giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm
    çıplaklığıyla açardım. tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun
    üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim. gökyüzündeki aya,
    yıldızlar boyunca van gogh resimleri çizer, benedetti şiirleri okur ve
    serenatlar söylerdim. gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan
    dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek
    isterdim. tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı... gün geçmesin ki,
    karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. tüm kadın ve
    erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna
    ederdim. ve aşk içinde yaşardım. erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı
    bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. çünkü insan aşkı
    bırakınca yaşlanır. çocuklara kanat verirdim. ama uçmayı kendi başlarına
    öğrenmelerine olanak sağlardım. yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil
    unutma ile geldiğini öğretirdim. ey insanlar! sizlerden ne kadar da çok
    şey öğrenmişim. tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı
    olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim. yeni
    doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu
    kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkum ettiğini öğrendim. sizlerden çok
    şey öğrendim. ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. çünkü hepsini bir
    çantaya kilitledim. mutsuz bir şekilde... artık ölebilir miyim?