şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: komunist imam)
  • bas ucundan manifestoyu ve elmalili hamdi yazir'in kuran tefsirini ayirmayan insan
  • evinin duvarında asılı olan kuranı kerimin yanında das kapitali de bulundurur muhtemelen.
  • hac olayinin ucretsiz ve her muslumanin yapabilecegi bi duruma gelmesini savunmakla ise baslayabilir bu amca mantikli bi sey yapmak istiyosa.yani turkiyede hacca gitmek isteyipte gidemeyen okadar cok kisi var ki,gidenleride somuren o kadar cok musluman,para icinde yuzmesine ragmen turizm olayina isi dokmus bir arabistan .haci olan adami komunist yapar bu hac olayi,bi de sorgulayabilseler hacilarimiz bazi seyleri.
  • ferhan sensoy söyle bir seyler demistir bunun hakkinda; "mekke'ye, islam dininin merkezlerinden birine bir müslüman gidince nasil haci oluyorsa kübaya gidince ben de haci komünist oldum."
  • fidel castro'nun devrimden sonra arkada$larini toplayip

    - aranizda hic ekonomist var mi?

    sorusuna che'nin el kaldirdigini ve fidel ile che'nin arasinda $u diyalogun gectigi ogrendigimiz kitaptir :

    f - senin ekonomist oldugunu bilmiyordum.
    c - degilim zaten.
    f - e neden el kaldirdin?
    c - ben, "aranizda komunist var mi?" diye sordugunu sandim. benden ba$ka kimsenin el kaldirmayi$ina da cok $a$irdim.

    (che bu olaydan sonra merkez bankasi'nin ba$ina getirilmi$.)
  • hac hasilati proleteryanindir diye eylem yapmasi muhtemel haci. arabistan'da fazla yasamaz orasi ayri.

    (bkz: kellesi vurulmak)
    (bkz: tek yol devrim tek yol mekke)
  • kitabin ilk bolumundan alinti...

    "...papyonsevmez garson yana$ti :

    - un copa de vino blanco!

    dedim. sanki beyaz $arabi turkce istemi$im gibi, ikinci sorusuna gecti papyonu sola meyletmi$ kidemli garson :

    - çankaya mı ağbi?
    - sen ispanyolca biliyor musun?
    - ne ispanyolcasi ağbi, turkce'yi zar zor konuşuyoruz. zaten turkce artik bizim anlayamayacagimiz bir hale geldi! gecen gun actim televizyonu, genc bir kiz bir $eyler anlatiyor. koptuk diyo, uctuk diyor, akamadik agbi diyor, yirttik diyor, yikildik diyor... ortada ne yirtilan, ne kopan bir $ey var! ucak yok, yikilan bi $ey yok' akamayan ne? coluk cocuk afallami$ bakiyoruz televizyona..
    - sus! kes! biktim sizin bu ailece televizyona bakmaktan olu$an sikintilarinizdan. kapatin televizyonu, huzura erin. kapatma dugmesi mi bozuk?
    - hayi, mevzu o degil ağbicim...
    - sus! mevzuu o! insana sipari$ini unutturuyorsun! ne istemi$tim ben?
    - bir kadeh beyaz $arap istemi$tiniz ağbi!
    - ispanyolca istedim, sen nereden anladin?
    - el hareketinizden ağbi...ayrica, siz bu saatte ba$ka bir $ey istemezsiniz.
    - cok akillisin!
    - evet ama i$te bu aklin bize faydasi yok...
    - cabuk beyaz $arabi getir.
    "
  • sans kapiyi kirincayi görenlerin daha çok haz aldıkları gezi, anı ve kamera arkasi kitabı.
  • ferhan şensoy'un kalemimin sapını gülle donattım'ından beri okuduğum en iyi kitabı... öyküleriyle denemelerini bir süredir şişiriyor bay şensoy. nerede ayna merdiven nerede rum memet, nerede falınızda rönesans var nerede eşeğin fikri... anıları öyle değil ama. işte bunun son örneği "hacı komünist"...

    şensoy'un en başarılı yapıtları, tuttuğu güncelerden yola çıkarak yazdıklarıdır bence (burada kazancı yokuşu'nu ayrı bırakıyorum, o kitap yazarın başyapıtıdır). hem tahir alangu da, "molla, sen yaşadığın olayları güzel yazıyorsun, günlük tut." dememiş mi galatasaray lisesi'ndeyken şensoy'a? sonuç ortada...

    ancak yine de takıldığım bir yer oldu: kitabın 169. sayfasında "close up" diyedir bir filmi anıştırıyor bay şensoy, bir piyasa film yönetmeninin*, "sinema yakın plandır ağbicim!" sözü üzerine. burada yazar michelangelo antonioni'nin 1966 yapımı eşsiz filmi blowup'ı düşündüyse doğru düşünmüş ama yanlış yazmış (brian de palma'nın blow out'unu da -1981- düşünmüş olabilir). ya da "close up" diye başka bir film daha var benzer bir konuyu işleyen, ben atlamışım; yine de pek sanmıyorum.

    bir de benim için ilginç bir bölüm var bu hoş kitapta; küba'ya gittiği uçakta cıgara içemeyince dellenen şensoy 49. sayfada şunları yazmış:

    "ben bu uçakta sigara içilemeyeceğini bilsem biner miyim, bu filimde oynar mıyım be? sigara içmeden uçak yolculuğu yapamayacağından, amerika'dan paris'te kendisine sunulacak ödülü almaya gelemeyeceğini bildiren, yeni dünyada yaşayan besteci ilhan mimaroğlu ağbimiz geliyor aklıma. fransızlar, özel bir izin belgesiyle, ona tahsis ettikleri sigara içilen bir business class yolculuğuyla uçurmuşlar ilhan ağbiyi. new york'ta sigara içilmeyen bir barda cart diye sigara yakarak, çok gülerek anlatmıştı bunu."

    benim 2001 yılında yazıp, 11 haziran 2003 çarşamba akşamı bir örneğini elden ferhan şensoy'a da verdiğim öykümsüm ankara ferhan şensoy'a karşı'daki, ilhan mimaroğlu'yla ilgili kısa bölümü ne de çok çağrıştırıyor bu yukarıdakiler? en azından fikir babası olduğumu düşünerek kendimi avutabilirim.

    neyse ne, bay şensoy'un arada çaktırmadan kısa küba tarihi de verdiği "hacı komünist" kendisinin en iyi kitaplarından biri... "kalemimin sapını gülle donattım"ın ikinci kitabının çıkacağı günü iple çekiyorum.