şükela:  tümü | bugün
  • dogru yolu bulmush bir kadın roman kahramanı
  • sinema, tiyatro ve edebiyatta bir çok kez işlenmiş zenginle fakir arasındaki aşk ilişkisinin sadece saf yanlarıyla değil şehvet tarafıyla da ele alındığı lady chatterlyin sevgilisi isimli romanın kahramanı. (bkz: d h lawrence)
  • festival boyunca fransız filmlerinde başıma gelmesinden korktuğum şey sonunda başıma geldi: hafakanlar bastı filmi izlerken. filmi yarıda bırakıp gitmedim sırf sonunun nereye bağlanacağını görmek için ama bi skime bağlanmadı. filmi izledikten sonra yönetmeni tebrik etmek istedim 90, hatta 60 dakikada anlatılabilecek bir hikayeyi nasıl 158 dakikaya yayabildi diye. bitmemekte ısrar eden filmlerden...
  • film izlemeyi yalnızca olay öyküsü misali "serim-düğüm-çözüm"den ibaret olarak gören, ancak deli atraksiyonlar veya ağır travmalarla filme filme diyebilenlerin elbette ki sevemeyeceği 2006 yapımı bir uyarlamadır.

    onun dışında oldukça başarılı bir filmdir. yüksek zümre mensubu lady chatterley'in, kocasının emri altında çalışan, alt sınıftan bir bekçiyle olan yasak aşkını anlatmaktadır. film bir çok sahnesinde seyircisini şaşkınlıkla güldürmesine rağmen genelinde buruk bir hikayeyi ele alır.

    --- spoiler ---
    lady chatterley'in yol yordam bilmez aşk tavırlarına kanıt olan en güzel, en alaycı sahne de bekçi parkin'le ormanda seviştikten sonra ayağı kalkıp üstünü başını temizlemesi, hemen ardından teşekkür etmesi ve parkin'in buna bir hayli bozulmasına hiçbir anlam verememesi idi sanırım.
    --- spoiler ---
  • sinemanın babası kabul edilen georges melies'in bu ünvanı neden aldığından bihaber kişilerin beğenmesininin normal karşılanabileceği bir filmdir. bilmeyenler için özetleyelim: 1900'ların başında ilk ilkel kameralarla görüntüler kaydedilebiliyordu. ancak bunlar genelde mama yiyen bebekler, sokakata yürüyen adamlar, trenler gibi her hangi bir öykü anlatma iddiasında bulunmayan sahnelerdi. bu dönemde sinemanın temelini oluşturan, öykü anlatımını, kurmacayı ilk defa sinema filmlerinde kullanan melies bu sebepten sinemanın babası kabul edilir.

    lady chatterley'e dönecek olursak, evet kendisi kocasının sakatlığı sebebiyle cinsel tatminsizlik yaşayan ve bu açlığını içinde bulunduğu maddi imkanlar sayesinde normal bir dişi bireyin erkekte arayacağı maddi yeterlilik gibi kısıtlamalar olmadan sadece içgüdülerini dinleyerek(yani fiziksel açıdan güçlü bir erkek arayarak) dindirmeye çalışan bir karakterdir. psikolojik bir sendrom* haline gelebilecek kadar ilginç olan bu konu tabii ki bir sinema filmi konusu olabilir lakin bu konu işlenirken senaryonun temeli, kadının kocasını aldatırken hissedeceği huzursuzlukla yeni bulduğu aşkın getirdiği tatmin duygusu arasındaki ikilem olmalıdır. arada kocasının karısından şüphelenmesi gibi bir durum da filme içinde bulunmayan bir tutam heyecan katabilirdi. ancak yönetmenimiz bu eksende hareket etmek yerine kısa bir tanışma faslından sonra seyirciye bol bol çiftimizin değişik mekanlarda değişik pozisyonlarda sevişme sahnelerini uzunca bir şekilde izlettirmiş, kardeşim benim derdim bu olsa evde güzel bir marc dorcel yapımı izlerdim düşüncesinin zihinlerde belirmesini sağlamıştır.

    ayrıca kadının yaşadığı ikilem sonucu oluşan düğüm filmin sonunda çözülmemiş sonuç olarak yönetmenimiz, en başta bahsettiğim melies öncesi filmlerden pek de farkı olmayan 158 dakikalık gereksiz bir film ortaya çıkarmıştır.
  • pascale ferran'ın yönettiği 2007 cesar ödülü'nü kazanmış filmdir.
  • kocasını aldatıp da kendisine intiharlı ölüm reva görülen anna karanina, madame bovary ve bihter ziyagil (aşk-ı memnu) üçlüsünden sonra ölmeyen ama aşkın peşinden muhtemelen sürünecek en ilginç roman karakterlerinden biridir.
    kendisi öyle bahtsızdır ki, roman sadece cinsel içeriği ile hatırlanır ve hatta erotik/pornografik versiyonları bile vardır. bu nedenle, connie (lady constance chatterley) hiç hak etmediği şekilde anılır.