şükela:  tümü | bugün
  • latince, "frank dili" anlamına geliyor. çeşitli roman dilleri, yunanca, arapça ve türkçe unsurları kapsayan bu dil, 19. yy.'a kadar akdeniz limanlarında konuşuluyordu. cezayir'de bir efendi ile çeşitli diller kullanan esirlerin anlaşma dili idi. tunus'ta siyaset dili olarak kullanılıyordu. molierein "kibarlık budalası"ndaki goldoni ve calderon tiplemeleri bu dili kullanıyordu. amerikalı bazı yazarlar, lingua franca deyimine, "anlaşma dili" yani, ana dilleri farklı olan kişiler arasında konuşulan dil anlamını verirler.
  • örn. çin'in lingua franca'sı mandarin,sovyetlerinki ise rusça'dır.
  • çok sayıda etnik grubun yaşadıkları bölgelerde/ülkelerde, halkın ticarette ve devletle ilgili işlerde kolaylık olsun diye öğrendiği, kimi yerde doğal olarak ortaya çıkan, kimi yerde devletçe seçilip belirlenmiş, bazen de sömürgeciliğin bir sonucu olarak ortaya çıkmış dillerdir. genellikle anadille birlikte ikinci dil olarak öğrenilirler. misal her biri ayrı dil konuşan yüzlerce kabilenin bulunduğu doğu afrika'da swahili, batida hausa lingua franca'dır.

    coğrafi temelleri olmayan, bütünüyle kültürel sebeplerle yaratılmış veya kabul edilmiş lingua francalar da vardır. diplomaside fransızca, yahudiler arasında yiddiş, ortaçağ hristiyan kültürü'nde eski yunan ve latince lingua franca olarak kabul edilirler.
  • latince en yaygin olarak konusulan dil anlamina gelir. ama günümüzdeki anlami yabancilarin kendi aralarinda konustuklari ortak dildir. örnegin bir fransiz, bir italyan ve bir bir alman kendi aralarinda ingilizce konusurlarsa ingilizceyi franca lingua olarak kullanmis olurlar.
  • frenklerin dili anlamina gelen ve ilk önce latince olmak üzere uluslararasilik statüsüne kavusmus dilleri anlatmak için kullanilan terim.
  • anadil sahipleri dışında da, özellikle ticari ilişkileri ve iletişimi sağlamak amacıyla, pek çok insan tarafından konuşulan beynelmilel dil.

    örnek vermek gerekirse günümüzün lingua francası genel anlamda ingilizce olmakla beraber tasarım için italyanca, islam içinse arapçadır.
  • franco kelimesini anlamı: içten, samimi; serbest, vergisiz. lingua franca herkesin konustugu ortak dil anlamındayken, porto franco da serbest liman, gümrük harcı alınmayan liman, zona franca serbest bölge; francamente de içten, samimyetle anlamındadır. *
  • müzik ve gemicilik için bu dil italyanca'dır.
  • bir zamanlar felsefe ve kimya için almanca idi.

    arap dünyası için fusha'dır.

    günümüzde bilim dili için ingilizce'dir. hatta zamanenin lingua franca'sı ingilizce'dir desek yanlış olmaz.
  • zamanenin lingua franca'sı ingilizce'dir desek yanlış olur zira uluslararasi dil, bilim dili dibi islevi olan -ya da olmus olan- her dili "lingua franca" olarak adlandirmak dogru degildir. bir dilin lingua franca olmasi için herkes tarafindan konulmasi gerekir ama herkes tarafindan konusulabilmesi için de o dilin paçavraya dönmesi gerekir. lingua franca bil alt dildir, büyük zorluklarindan, dolayisiyla bütün inceliklerinden arinmis bir alt dil. ortaçagdan on dokuzuncu yüzyila kadar akdenizde konusulan "lingua franca" akdenize kiyisi olan her ülkenin dilinin bir karisimi idi, alisveris ve denizcilik konusunda anlasmaya yariyordu sadece. adi üzerinde "serbest dil"; "derdini anlatmaya yetsin, yeter " dili. bu dilde yazili eser yoktur. simdi tutup da felsefenin lingua franca'si almancadir derseniz, wolff'dan heidegger'e kadar bilumum filozof sizi sopayla kovalasa yeridir.