şükela:  tümü | bugün
  • bu hikaye aslında bilinir fakat ne kadar önemli olduğunu tam da buralı biriyle konuşunca anladım.

    aslında hiç önem vermediğimiz bir yerdir nahçıvan. bilmeyenlere söyleyelim, azerbaycan'a bağlı özerk bir bölgedir fakat bu ülkeyle fiziki bağlantısı olmayıp türk devletleri arasında türkiye ile kara sınırı bulunan tek toprak parçasıdır. ama neden hala azerbaycan'a bağlı özerk bir bölgedir biliyor musunuz? tamamen atatürk sayesinde. şöyle ki;

    bu bölgeyle birbirimiz bağlayan sadece ve sadece 15km'lik bir sınır (bkz: dilucu sınır kapısı) vardır ve bu sınır bizzat atatürk'ün cebinden para ödeyerek satın aldığı topraktır! adam demiş ki, yukarıda ermeniler (o dönem sscb), aşağıda iran, bu bölgenin insanı burada yaşamalı, bizim burayla direk bir bağımız olmalı ki hem ermeniler hem de iran'la aramız bozulursa, türk devletleri ve orta asya'ya bir bağlantımız kalsın. hem bu sınır sayesinde bu bölgenin insanını da koruyabiliriz. iran'la görüşür, tabi ki ikna eder, parasını öder, toprağı alır.

    gel zaman git zaman, 80'lerde ermeni ve azeriler arasında gerilim tırmanır. zaten o dönemlerin sonunda sscb'nin dağılması gerçekleşir. fakat nahçıvan bölgesinin insanı fakir ve techizatsızdır. ermeni birlikleri ruslardan temin ettikleri donanımlı silahlarla nahçıvan'a saldırıken, bu adamlar yalnızca av tüfekleriyle falan kendilerini savunmaya çalışmaktadır. saldırıların yoğunlaştığını ve nahçıvan'ın düşme ihtimalini gören dönemin türk hükümeti, bu sınır kapısından silah, techizat, sağlık yardımı yapar, bölge insanı güçlenir ve topraklarını korur. en nihayetinde sovyet rusyanın dağılması sonrasında özerk bir bölge olarak bağımsızlığını ilan eder.

    işte bu hikayeyi bana anlatan kişi bu bölgede o zamanlar çocukmuş. çok kötü durumdaydık, hayatımızı atatürk'ün 60 sene önce aldığı toprağa borçluyuz diyor. bu adam boğaziçi üniversitesi işletme mezunu ve şuan türkiye'nin önemli bir kuruluşunda, önemli bir pozisyonda bu ülke için çalışıyor.

    stratejik derinlik böyle bir şey. bazı miki mouse'ların dediklerine inanmayın siz. zira var olan toprağı geri taşırlar maazalah.

    konuya ilişkin bir kaç link;

    http://naxcivan.cg.mfa.gov.tr/…owspeech.aspx?id=709
    https://www.google.com/…ld%c4%b1%c4%9f%c4%b1+toprak
    http://tr.wikipedia.org/wiki/dilucu_sınır_kapısı
  • anlıyorum insanlar daha çok kişiye ulaşmak istiyor ve bu nedenle bu başlığı kullanıyorlar ancak daha önce çokça kez söylendiği gibi bu tutum sözlüğe büyük zarar getiriyor. nahçıvan ve mustafa kemal atatürk başlıklarında olması gereken güzel bir entry yazılmış ancak öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler başlığı yüzünden olması gereken yerde değil. ileride nahçıvan başlığına giren birinin yazılan o entry'i göremeyecek olması güzel değil...
  • japon balığının sazandan evrilmiş olması.
  • geleceğin geçmişe etkisi
  • dünyanın evrendeki açık adresinin; evren, başak süper kümesi, yerel küme, samanyolu gökadası, güneş sistemi/dünya olması.. diğer galaksilerden kargo, postcard neyin alışverişinde bulunacaklar için muhtelif posta kodu ve semt eklemeleri sağlanarak işlevsel hale gelebilmesi için sözlüğün bir kenarında dursun..
  • az önce fark ettiğim ve resmen "oha" deyip, coğrafyamı alt üst eden şeydir söyle ki; road trip yapmak üzere türkiye haritasını açmıştım yapabilicegim yollar uzerinde dusunurken marmara bolgesine uzerine zoomlayip ara yollara bakinirken sanirim 4-5 dk. gecmis ve heralde benim dikkat oyle bir dagilmis olacak ki, haritanin su kisminda "hassktr ben nereye bakiyormusum?" olmama sebep vermistir. halbuki hala baktigim yerdeymisim, marmara bolgesinde. kisacasi turkiye'nin icinde bir turkiye daha olmasi ufkumun sinirlarinin otesine gecti.

    halbuse orasi burası.
  • bir müzik aleti çalmayı öğrenmek iq seviyesini 12 puan arttırır. iki müzik aleti çalmayı öğrenince 24 puan artıyor mu bilmiyorum fakat ilki kesin bilgidir.
  • çizgifilmlerdeki yangın/ateş seslerinin, aslında sıradan bir naylon poşedin hafifçe buruşturulduğunda ortaya çıkan seslerden meydana geliyor olması.
  • kara kutunun renginin aslında turuncu olması.
  • (bkz: epr paradoksu)

    ismini einstein, podolsky ve rosen adlarının baş harflerinden alan epr paradoksu, önceden birleşik olan iki sistemin ayrılarak birbirinden uzak mesafelere konulduğunda tek bir sistemin parçasıymış gibi aynı anda benzer davranış göstermelerine dayanır. kuantum fiziği bu etkileşimin anında gerçekleştiğini söylüyordu. einstein ise şiddetle bu duruma karşı çıkıyordu. çünkü bilinen fizik ilkelerine göre hiçbir şey ışık hızından hızlı olamazdı.

    1964 yılında john bell bu paradoksu test etmek için bir deney taslağı hazırladı. fakat deney ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte 1982 yılında alain aspect tarafından yapılabildi. sonuç: kuantum fiziği haklı çıktı.

    deneyin detaylarına girmeyeceğim fakat aspect farklı mekanlardaki parçacıkların bir diğeriyle anında iletişime geçtiğini kanıtladı. birine uygulanan müdahale diğer parçacık üzerinde ani bir değişime neden oluyordu.

    1997 yılında cenevre üniversitesi'nde bu deneyin bir benzeri yapıldı ve sonuç aynıydı. zıt yönlerde birbirinden 11 km uzağa gönderilen fotonlardan birine uygulanan etki diğerinde aynı anda tepki oluşturuyordu.

    deneyler sonucunda varılan nokta mikroparçacıkların birbirinden bu kadar uzakken anında temas kurup eşzamanlı davranmalarının nedeninin birbirlerine sinyal göndermeleri değil, tek bir bütün olmaları. bu durum bizi evrenin big bang anında tek bir nokta olması ve her şeyin tek bir özden geliyor olması fikrine götürüyor. ayrıca bilim tarihinin en önemli keşiflerinden olan bu kanıtlar felsefeden metafiziğe kadar birçok alanda tartışma konusu olmuş durumda.

    not: kuantum fiziğinin hala eksik olduğunu belirtip bu sonuçları güvenilir bulmayan bilimadamları var. ayrıca epr paradoksu, fizikle profesyonel ilgisi olmayan biri olarak kuantum fiziğiyle ilgilenirken farkedip araştırdığım bir konudur. okuduklarımı kendimce derlemeye çalıştım. bu konuda daha bilgili olanların eleştirilerine açığım.