şükela:  tümü | bugün
  • türkiye'de yanlış olarak self-determinasyon denen kendi kaderini tayin hakkının doğru yazılmış hali. doğrusu başlıktaki halidir çünkü, başlıktaki iki sözcük de (self ve determination) ingilizcedir ve bu haliyle terim olarak türkçede kullanılması makbuldür. ama self-determinasyon dersek başı ingilizce kıçı fransızca bir hilkat garibesi çıkmaktadır ortaya. illaki fransızcası kullanılacaksa oto-determinasyon denebilir. haklı olarak turgut tarhanlı derslerde çok takardı bu mevzuya.
  • kendi kaderini tayin etmek anlamında kullanılır.. devlet düzeyinde çok kullanıldığına tanık olmuşuzdur.. özellikle yıllarca süren kıbrıs meselesi'nde rum nüfusu bölgenin yüzde doksanına yakın olduğu için rumların seve seve kabul ettiği unsurdur.. rumlar türkleri muhatab kabul etmemiş ingilizlerle ilişkiler içerisinde olmuştur.. ingilizler lkeden uzak bir yerde vatanı için çarpışanlarla başademeyeceğini anlayıp olaya türkleri de sokup daha üst basamağa çıkıp onları izlemeyi seçmiştir.. başarmıştır..
  • ulusların kendi geleceklerini kendilerinin belirlemesi ilkesidir. ilk olarak 8 ocak 1918 'de abd başkanı wilson tarafından o dönemin imparatorluklarını parçalamak amacıyla kullanılmıştır.
  • birinci anlamı devletin kendi yonetim şeklini ve rejimini kendisinin tayin etmesidir.
    ikinci anlamı somurge halklarının bagımsız devlet kurma haklarıdır. wilson prensiplerinin en onemli noktasını olusturur.
    ucuncu anlamı bir devlet içinde yaşayan azınlık halkın bagımsız bir devlet kurmasıdır. uluslararası hukukta kabul gormeyen self determinasyon budur cunku her farklı kimliğe sahip olan grup kendi devletini kurarsa birleşme saglanmak istenirken parcalanmanın artmasına goz yumulmuş olur.
  • deci ve ryan soyadli onemli iki psikologun intrinsic motivasyonu aciklamak icin ortaya attiklari teori. ben destekliyorum, bakalim benim datam destekleyecek mi.
  • turgut tarhanlı'nın yazılışına ziyadesiyle geçirdiği, geçirmekten içeriğine ziyadesiyle giremediği hak. bir zamanların ikinci sınıfında çürütülen dirsekleri anımsatır nedense bana.
  • ilk olarak 1918 de wilson ilkeleriyle ortaya çıkmıştır.

    iç ve dış self determination olarak ayrılır.

    iç self determination , ülke içinde özerk ve serbest bir halk olarak yaşayabilme hakkını ifade edip, azınlık haklarının garanti altına alınmasını gerektirmektedir.

    dış self determination ise bir devletten ayrılıp, bağımsız bir devlet kurmak anlamına gelmektedir. dış self determination sadece koloni düzeni, dışarıdan yapılan müdahale ile boyunduruk altına alınma ve ülke içinde iç self determination hakkının inkarı durumlarında söz konusu olabilecek bir haktır. bu nedenle demokratik ülkelerde self determination hakkı, iç self determination olarak algılanmalıdır.

    " self determination hakkı halkların ayrılma hakkı olarak algılanmaktadır " ifadesi yanlıştır. her isteyen halk topluluğu kendi kaderini belirleme hakkını kullanamaz. ülke topraklarının bütünlüğü ve siyasal bağımsızlık daha ağır basan kavramlardır. ancak, eğer bir toprak parçası üzerinde fiili durum tesis edilmiş ve fiili otorite kurulmuşsa o takdirde bu halk topluluğunun devlet olarak tanınabileceğini söylemek mümkündür.
  • uluslararası hukukta "devletlerin egemen esitligi" ilkesi gecerlidir. bu anlamda ilk olarak, devletin kendi yonetim seklini ve rejimini kendisinin tayin etmesi anlamina gelir. sui misal: irak.
    ikinci anlamiyla uluslarin kendi kaderini tayin etmeleri anlamina gelir. somurge halklarinin bagimsiz devletlerini kurma haklarini temsil eder ve genelde bu anlamda kullanilir. bm anlasmasi ile taninan self determination hakki da budur. misal: kibris, hatayin turkiye ye baglanmasi, eski somurge afrika devletleri.
    ucuncu anlami azinliklarin kendi kaderlerini tayin etmeleri anlamina gelir ki, bu devletlerin butunluklerine ve egemenliklerine iliskin sorun yaratacagindan uluslararasi hukukta kabul gormez.
  • "self determinasyon" diye telaffuz edilir türkçe'de. henüz bu okunuşun nece olduğunu çözebilen olmamıştır.