şükela:  tümü | bugün
  • "mum söndü oynuyorlar" lakırdısını yumurtlayan eski rafah, partili adalet bakanı , siyasi yasaklı şevket kazandır.
  • sürekli aydınlık için bir dakika karanlık eylemi yapanlar için "mum söndü oynuyorlar" demiş zatı muhterem.
  • malesef ülkemiz hükümetinde "adalet bakan" makamında oturan zat-ı muhteşem (bkz: utanç duymak)...istanbul barosunun istiklal caddesinde yaptığı bir eylemde "kazan istifa" diye slogan atılmış, uzun süre sessiz kalan, o dönemki baro başkanı, turgut kazan megafonu eline alarak "arkadaşlar, hiç olmazsa şevket kazan istifa diye bağırın, üsütme alıyorum" diyerek zaten gerilmiş olan ortamı az da olsa yumuşatmıştı...

    kendisini ölüm orucu yapan tutuklular için "onlar aşağıda yemek yiyorlar" derken suratının aldığı ifade ile hatırlıyorum, unutamıyorum, unutmak istemiyorum...
  • cd satan dükkanların raflarını süsleyen çeşit çeşit "vivid" lerin satışını yasaklatan şahsiyet
  • bir siyaset meydanı programına telefonla katılan yılmaz karakoyunlu ile girdiği polemik sırasında "efendim sayın akkoyunlu doğruyu söylemiyor", "sayın akkoyunlu ile ilgili olarak söylediklerim çarpıtılıyor" diye konuşurken onca sabrın ardından yılmaz karakoyunlu tarafından sözü kesilerek verilen, "sayın kazan yarım saattir bana akkoyunlu deyip duruyorsunuz, ben şimdi size 'sayın kazan' yerine 'sayın kepçe' desem hoşunuza gider mi?" yanıtının ardından renkten renge giren erbakan'ın takipçisi eski politikacı *****. fazilet partisi'nin kapatılmasından sonra necmettin erbakan ile birlikte beş yıl siyasi yasaklı durumuna düştükten sonra yeniden siyasete dönen sivas katliamı sanıklarının avukatı.
  • kendileri avukati oldugu sivas katliami saniklarini bakan oldugu donemde hapishanede ziyaret etmistir, ustelik durumun son derece de normal oldugunu iddia etmistir.
  • bir programda * evini gezdirmişti bu şahıs, duvarında sırasıra kılıçlar asılıydı, "az gavur kesilmedi bu kılıçlarla" demişti. hiç unutmam o sahneyi, nasıl bir insan evladı eder bu cümleyi diye düşünmüştüm. en nefret ettiğim insanları düşündüm, benim nefretim en fazla ne kadar büyük olabilir diye... peki bu sahsın nefreti? hangi karanlık çağdan kalma bir nefretti bu... bugün "oradaydım" belgeselinde, sivas katliğamını gözü yaşlı izlerken bir kez daha hatırladım bu şahsı... o sanıkların avukatıydı kendisi
  • sivas katliamında diri diri yakılan 37 aydının canilerinin avukatlıığını yapan bu zat, şimdilerde kuş gribi yüzünden yakılan tavuklara yapılanın vahşet olduğunu savunuyor. ve düz mantıkla bakınca olaya, metin altıok, muhlis akarsu, asım bezirci, hasret gültekin ve niceleri onun gözünde bir tavuk bile etmiyor.
  • hrant dink suikastı hakkında konuşmuş, tabi dış mihrak'ları suçlamadan, yine bir şekilde ayırıp bölüp bir de kardeşlikten bahsedecek kadar fütursuzlaşmadan edemezdi!..

    "ermeni gazeteci hrant dink bir cinayete kurban gitti. tabii ki lanetlenecek, şiddetle kınanacak bir olay. ancak bunu kınayalım derken gazetelerimizin manşetlerine hepimiz hrant’ız hepimiz ermeni’yiz demek bu millete yakışmaz. biz mehmetleriz, hasanlarız, hüseyinleriz. biz hrant değiliz, ermeni de değiliz. ama işte uşaklığın burasına kadar iniliyor. bu amerika birleşik devletleri’ne yağcılıktır. çünkü yakında abd senatosu’nda ermeni soykırımı meselesi görüşülecek. böyle olmasın diye bu yağcılıklar yapılıyor. bu millet inanç kimliğinden de uzaklaştırılıyor. kim ne yaparsa yapsın bu milletin birliğini beraberliğini kimseye bozdurmayacağız. bu milletin kardeşliğini de sonuna kadar savunacağız"

    şevket bey tamam, siz müslüman ve türk'sünüz, iman dolu göğsünüzle kapı gibisiniz! bunu üstüne basa basa söyleyin. ama lütfen cinayeti lanetlemekten, kardeşliği savunmaktan bahsetmeyin bize.

    (bkz: kafamı duvarlara vurmak istiyorum)
  • son demecinde bir "ayşeler de tadabilir" demediği kalmış emekli siyasi.

    pes!