şükela:  tümü | bugün
  • 102-et-tekâsür

    tekâsür, çokluk yarışı ve çoklukla övünmek demektir. kevser sûresinden sonra mekke'de inmiştir. 8 (sekiz) âyettir. cahiliye arapları, mal, evlât ve akrabalarının çokluğunu bir gurur ve şeref sebebi sayarlar, hatta bu hususta yaşayanlarla yetinmeyip kabilelerinin üstünlüğünü geçmişleriyle de isbat etmek için kabirlere gider, ölmüş akrabalarının çokluğuyla övünürlerdi. sûrede onların bu tutumu eleştirilmekte ve gerçek üstünlüğün ahirette ortaya çıkacağı belirtilmektedir.

    rahmân ve rahîm (olan) allah'ın adıyla.

    1. çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki,

    2. nihayet kabirleri ziyaret ettiniz.

    3. hayır! yakında bileceksiniz!

    4. elbette yakında bileceksiniz!

    5. gerçek öyle değil! kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız,

    6. mutlaka cehennem ateşini görürdünüz.

    7. sonra ahirette onu çıplak gözle göreceksiniz.

    8. nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.
  • ar. çoğalma
  • ilk 2 ayeti şu şekillerde de yorumlanabiliyor:

    -kabirlere ziyarete gidene kadar çoklukla o kadar oyalandınız ki... kabire gidince aslında ne kadar oyalandığınızı anlayacaksınız.
    -çokluk sizi o kadar oyaladı ki, onları kabrin içine bile götürdünüz. sonunda yalnız kaldınız; hani nerede o çokluk?
  • karşısındakini bir türlü ikna edemeyen, aksine geri adım atan bir tanrı portresi çizen kuran suresi.

    3.
    hayır; ileride bileceksiniz!
    4.
    hayır, hayır! ileride bileceksiniz!
    5.
    hayır, kesin olarak bir bilseniz...

    aralarda birileri ''hadi len...'' diye tepki vermiş herhalde.
  • 102. ayet "çoklukla övünmek sizi oyaladı. mezarları ziyaret edinceye / ölünceye dek. hayır! yakında bileceksiniz. elbette, yakında bileceksiniz. doğrusu, kesin olarak bilseydiniz. cehennemi görürdünüz. zaten, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz. sonra, o gün nimetlerden sorulacaksınız."

    (bkz: milli iradeye saygı mitingleri)
  • malın çokluğu, paranın çokluğu, eşyanın çokluğu, evladın çokluğu, ilmin/bilginin çokluğu, iyi niyetin/iyiliğin çokluğu, tevazunun çokluğu, ağırbaşlılığın çokluğu... her biri kulağa ne kadar da hoş geliyor. ama herhangi biriyle övünmek işin içine girdiğinde başlıyor günah. hangimiz söyleyebiliriz ki bunlardan herhangi biriyle dahi sesli olmasa da sessizce, kendi kendimize övünmediğimizi? tek bir ayetiyle bana hayatı sorgulatan suredir:

    "çoklukla övünmek, oyaladı sizleri. kabirlere varıncaya dek."
  • ilmel yakin ve aynel yakin farkı türkçede olmadığı için kendini tekrar ettiğini düşündürmesin.zerre kadar arapça bilmeden ahkam kesmeyelim lütfen.
  • "kur’ân-ı kerîm’in yüz ikinci sûresi.

    adını ilk âyette geçen tekâsür (nüfus çokluğu, servet ve şerefle övünme) kelimesinden alır.
    bazı mushaflarla buhari ve tirmizi’de sûretü elhâküm(ü’t-tekâsür) şeklinde kaydedilmiş, ashabın bu sûreyi el-makbüre/el-makbere diye adlandırdığı rivayet edilmiştir.

    sûrenin mekkî veya medenî olduğu hususu nüzûl sebebiyle ilişkilendirilmektedir. âlimlerin çoğunluğuna göre sûre kureyş kabilesine bağlı abdümenâf ile sehm kollarının, mekke’de yaşayan mensupları ve ölüleriyle övünmeleri üzerine nâzil olmuştur. diğer bazı âlimlere göre ise olay medine’de ensarın iki grubu arasında cereyan etmiştir.

    nübüvvetin ilk dönemlerinde indiği anlaşılan tekâsür sûresinde dünyanın geçiciliğine vurgu yapılır, insanların, gelmesi yakın olan âhirette dünyada kendilerine verilen nimet ve imkânlardan sorumlu tutulacağı haber verilir. sûrenin ilk iki âyetinde ebedî hayatı hesaba katmayan insanın dünyada övünebileceği imkânlara ve özellikle bunların çokluğuna yönelik hırsına işaret edilmektedir. müfessirler, bazı hadis rivayetlerine dayanarak bu övünç vasıtalarını servet ve nüfus çokluğuyla yorumlamıştır; öyle ki müşrikler geçmiş atalarını bile hesaba katmışlardır. nitekim başka bir âyette varlıklı ve şımarık kişilerin servetlerinin ve evlâtlarının çokluğuyla övünüp azaba mâruz kalmayacaklarını ileri sürdükleri haber verilir (sebe’ 34/34-35). sûrenin üçüncü ve dördüncü âyetleri aynı lafzın tekrarından oluşmuş pekiştirmeli bir ifade olup müşriklerin asıl gerçeğe, uzak olmayan bir zaman içinde vâkıf olacakları belirtilir; bundan maksat ölüm ve âhiret merhalelerinin ilkini teşkil eden kabir hayatıdır. âlimler bu beyandan kabir azabının varlığı sonucunu çıkarmıştır.

    sûrenin beşinci ve altıncı âyetlerinde inkârcılara tekrar hitap edilerek kendilerinden, neticede âhiret âlemine intikal edeceklerini ve küfürlerinden dönmedikleri takdirde cehennemle karşılaşacaklarını kesin şekilde bilip kavramaları istenir ve bu sayede bâtıl yoldan vazgeçmelerinin mümkün olduğuna işaret edilir. sûrenin son iki âyetinde allah’ın varlığını ve birliğini inkâr edenlerin âhirette alev alev tutuşan cehenneme girecekleri ve dünya hayatında yararlandıkları nimetlerden kesinlikle hesaba çekilecekleri ifade edilir. müfessirler sözü edilen nimetler konusunda sağlık ve güven içinde yaşama, görme ve işitme duyularına sahip bulunma, yiyecek ve içeceklere ulaşabilme gibi yorumlar yapmışsa da taberî’nin de kaydettiği gibi (câmi?u’l-beyân, xxx, 370) herhangi bir ayırım yapmadan allah’ın insana lutfettiği bütün nimetler bu kapsamda yer alır.

    “allah, elhâkümü’t-tekâsür’ü okuyan kimseyi dünya hayatında kendisine verdiği nimetlerden âhirette hesaba çekmeyecek, ayrıca ona 1000 âyet okumuş kadar sevap verecektir” meâlindeki hadisin (zemahşerî, vı, 426; beyzâvî, ıv, 447) ilk kısmının mevzû olduğu, ikinci kısmı için destekleyici rivayetlerin bulunduğu kaydedilmiştir (muhammed et-trablusî, ıı, 728)."

    http://www.islamansiklopedisi.info/…x.php?klme=asaf
  • yukarıda yeterince tefsiri yapılmış ilk iki ayetin. bu "çokluğa vurgu" meselesi iki grup için içi boş bir üstünlük mücadelesinin göstergesi olmuş cahiliye devrinde. bu ayet bana bugün bazı politikacıların "çokluklarına çokluk katmak" için suriyeli mültecileri tc vatandaşı yapıp kendilerine oy verdirtme çabalarını hatırlattı.

    hayır, yakında bileceksiniz..
    sadakallahulazim..
  • rahmetli dedem her yemekten sonra okuduğu için onun sesinden dinleye dinleye ezbere aldığım surelerdendir. hikmeti, özü ne diye farklı bi kaynaktan duymak isteyenler için;

    https://youtu.be/y_wt-ein_k0

    oo çok uzun diyenler de olur 26. dakikadan sonra mealine geçer mehmet okuyan. bilginize.

    hamiş: şu sıralar kendinin de dahil olduğu ilahiyatçı gruba hakaretler eden, karalayanlar için de 2 çift oturaklı laf da ediyor yeri gelmişken.

    "mezarlara gidinceye kadar (varlıklarınızı) çoğaltmanız sizi meşgul etti."