şükela:  tümü | bugün
  • "neticede" anlaminda kullanilan bir kelime..
  • "ben bunu bilir bunu söylerim abi" "bunun üstüne ne dense boştur" gibisinden cümle sonu kelimesi...
    bunu diyen bi insandan sonra birşey denmemesi kişinin geleceği açısından daha faydalıdır..
  • "işte o kadar" anlamında bir ünlem.
  • küçükken sadece babaannemden duyduğum bu kelime, bende okuma-yazma bilmeyen kadıncağızın bir çeşit sözlü imzası gibi bir izlenim uyandırmıştı. babaannem özellikle dedikodu içerikli mevzular çok çetrefilleşti mi konuyla ilgili bir özlü söz yahut da kendi fikrini belirten kısacık bi cümle söyler ardından da "vesselam" der susardı. yani bir çeşit "ahanda buraya yazıyorum" gibi bir şey.

    sonraları daha ilginç olan bir şey daha fark ettim ki o da: babaannemin bu sözü ile birlikte herkesin mevzuyu kapatmasıydı. yani bu durumda bu sözcük, sadece babaannemin sözlü imzası olmakla kalmıyor, bizim oyunlarımızdaki "tıp" sözcüğünü de karşılıyordu. ama anlayamadığım neden "tıp" deme yetkisinin sadece babaannemde olduğuydu. düşününce bunun da babaannemin yaşına hürmeten kazandığı bir hak olduğuna karar verdim.

    tam "vesselam" mantığını bu şekilde güzelce kafamda oturtmuştum ki günlerden bir gün babaannemin kızkardeşi olan büyük teyze ziyaretimize geldi. yine tanımadığım, bilmediğim insanlardan bir mevzu tartışmaya konuldu. sonra büyük teyze bir şeyler söyledi söyledi ve pat "vesselam" dedi, bitirdi. herkes de kafasını sallayıp sustu. şimdi sormazlar mı bu kadına "sen kim oluyosun da bizim evimizin büyüğünün imzasını kullanıyosun?" diye.. sormadılar.. üstelik büyük teyze babaannemden yaşça küçüktü de.. bunun üzerine beni başka bir düşünce aldı tabii. acaba "vesselam" sözcüğü babaannemin ailesine ait bir çeşit imza mıydı? bir soyadı ya da ne bileyim aileye özgü bir kapanış sözcüğü gibi.. tamam dedim kesin böyle.. aileden kalan iki kızkardeş var zaten sadece. onlarda bu sözcüğü kullanma yetkisi.

    uzun bir müddet babaannem ve büyük teyzeden başka kimseden duymadığım bu yüce sözcüğü, bir ev ziyareti esnasında yine babaannemin köylülerinden birinden duyup derin bir sarsıntı geçirdim. hemen babama döndüm. kimdi bu adam? babaannemin dıdısının dıdısının dıdısı. akraba filan da sayılmaz. konu gitgide karmaşıklaşıyordu. acaba babaannemin köyüne has bir sözcük müydü bu?

    kelimenin kullanıcıları arttıkça benim için etkisi de kaybolmuş gibiydi. artık "vesselam" sözcüğünden sonra susulmasını gereksiz buluyordum bi kere. ne o öyle.. her önüne gelen "vesselam" desin bitirsin mevzuyu. bu sözcüğü duyduğum yerde inadına anladığım-anlamadığım her konuda saçmalayıp bir şeyler söyler olmaya başladım, sırf konuyu bitiren bu cins kelime olmasın diye.

    beni böylesine dengesiz düşünce ve davranışlara iten bu kelimenin genel kullanımda da yeri olduğunu nasıl idrak ettim hatırlayamıyorum ama küsüp söylemez olduğum bu deyişi sözlüğümden silip rahmetli babaannemle ilgili güzel anılar köşesine iliştirdim.
  • ve's-selamü ala men ittebaa el-hüda (selam doğru yolda gidenleredir)* ayetinin kısaltılması olup işte bu kadar, artık bitti anlamında kullanılan deyim.
  • evet.. evet.. evet.. sago yine yapmış diyorum.

    en zor anlara ilaç gibi gelen şarkı.

    "üzgünümdür hayli vesselam
    vuslatım gelmez mihman
    beklerim..
    gurbetteyim ne edeyim.."

    haykıra haykıra söylenmeli.
    hiç utanmadan, sıkılmadan, bağıra bağıra, yürekten söylenmeli.*
  • "sago yine yapmiş" dediğimiz süper sagopa sarkısı.. kitsi bekliyoruz merakla..
  • (bkz: nokta) yani bir tür...
  • sirf sarkinin sonu icin dinlenilmesi gereken, rapten caz a dogru genis bir yelpazesi bulunan sagopa kajmer eseri.