şükela:  tümü | bugün
  • ahmet mithat efendinin 25 ciltlik öykü kitabı letaif i rivayattan türkçeleştirilmiş iki öyküsünden biri.
    diğeri için (bkz: obur)
  • türkiyedeki popüler tarih yazının seçkin ismi reşat ekrem koçunun önemli bir kitabı. yeniçeriler üzerine yazılmış en keyifli kitaptır. maalesef illüstrasyonların yaratıcısı olan hanımefendinin adı sabiha bozcalıdır. butun rek yapımları gibi son derece renkli, naif ve zevklidir.
    1964 yılında koçu yayınları tarafından istanbul'da neşredilmiştir.
  • aynı zamanda çok seçkin bir mimari tarih profesörü olan godfrey goodwinin muhtemelen sipariş zerine yazdığı, kullandığı kaynaklar obsolete ve yetersiz olan janissaries adlı kitabın doğan kiyapçılık tarafından 2001 yılında turkçesi neşredilmiş kitabının adıdır. derin türkömer çevirmiştir.
    üstad reşat ekrem'in aynı adlı eseriyle kıyaslamak güçtür.
  • (bkz: yeniceri)
  • hafızam kotu oldugu icin godfrey goodwinin kullandığı kaynakları tam olarak hatırlayamıyorum. ancak agırlıkla ingiliz ve fransız seyyahların ve bu konuda ingilizce kaynakların bir bolumunu kullandığını anımsıyorum. 1997 yılında basılmış bir kitap için (sage publications) bu kesinlikle bir eksiklik, bir hatadır. eski bir tarih yazn gelenegini simgeler.

    daha fazla bilgi icin
    (bkz: yeniceri)
    (bkz: godfrey goodwin)
  • goodwin'in kitabının türkçe baskısı şu an elimde durduğu için kullandığı kaynakları ısparta kabağı gibi görüyorum. kaynakçada adı geçen eserlerin tümünü tanımasam da (ki dev bir kaynakça sayılmaz) belki seyyah ve sefirlerden biraz daha baskın olarak ikinci derece kaynaklara bol bol referans verdiğini anlıyorum. türk tarihçilerden köprülü, uzunçarşılı, inalcık ve koçu'dan çok alıntı yapıyor.
    bu nedenle sayın sayın elf'i doğrulayan bir başlık, bir kurum, bir yapıt oluyor yeniçeriler.

    elfçe "nen iriath manwe perril" diyorum kendisine, "tarih dolu smiley" manasında...
  • yeniçeriler türktürler.

    milliyetçiliği yanlış biliyorsunuz.

    millliyetçilik bireyselci değil yapısalcı bir ideolojidir. dolayısıyla kimlikler ait oldukları bütüne göre belirlenir. tek tek kişilerin o değerleri taşıyıp taşımadıklarına bakılmaz. örneğin nazizm milliyetçi bir ideoloji değildir çünkü bireylerin ari değerleri taşıyıp taşımadığına bakmış bu bağlamda doğuştan sakat olan almanları dahi gaz odalarına göndermiştir. milliyetçilikse böyle olmadığı için korsikalı napolyon en büyük fransız milliyetçisi olabilmişken galler asıllı lloyd george'un tarihin gördüğü en büyük savaşta britanya başbakanı olması bir sorun teşkil etmemiş ve yine apaçık bir alman adını taşıyan d. d. eisenhower alman yayılmasını durdurmak için avrupa'ya çıkan amerikan ordularına komuta edebilmiştir.

    yeniçerilerse bu sayılanlardan daha fazla aittir kendi kimliklerine. türk değerlerini taşıyıp taşımadıklarını çok merak edenlere söz konusu çocukların devşirildikten hemen sonra türk örf, adet ve dilini öğrensin diye "türk'e verildiğini" hatırlatmakta fayda var.
  • toplumdaki maffios yapılanmaların ve yeraltı kültürünün hatırı sayılı temellerini atan askeri teşkilatlanmadır. balta asma adıyla uygulanan haraç sisteminin, bıçak altından geçirme adıyla kapışma olgusunun temellerini oluşturan, sadece isyanlar yönüyle değil bu yönleriyle de değerlendirilmesi gereken yapılanmadır.

    (bkz: kabadayı/@songulyabani)
    (bkz: mafya/@songulyabani)
    (bkz: balta asma/@songulyabani)
    (bkz: balta verme/@songulyabani)
    (bkz: baltalı/@songulyabani)
    (bkz: bıçak altından geçirme/@songulyabani)
    (bkz: osmanlı ordusu/@songulyabani)
    (bkz: zorba/@songulyabani)

    bu durum pek çok olumlu ve olumsuz sonuç doğurmuştur. olumlu sonuçları, gayrimüslim unsurların ağırlıklı olduğu osmanlı ekonomisinde müslüman bir unsur olarak ahi teşkilatlanması gibi yahudi tefecilere dayansalar bile kısmen yerli bir sermaye grubunu oluşturmaları ve silahlı - örgütlü bir yapılanma olarak üstlerine vazife olmadığı halde imparatorluk merkezinde ve taşrada önemli bir istihbarat ağı kurmuş olmalarıdır. olumsuz sonuçları ise siyasi otoriteyi yıpratmaları, anadolu'da celali unsurlarının tasfiyesinin ardından ayanlık sistemine geçişte belli bir etkilerinin olması, balkanlarda özellikle sırbistan'da yerle halka karşı yaptıklarıyla balkanlardaki ayrışmada kısmi etkileri olmalarıdır.

    peki imparatorlukta bu kadar askeri unsur varken neden bir tek onlar bu denli etkinlik kazanabilmiştir?

    (daha önce blogumda yazdığım "muhteşem tasfiye" başlıklı yazımdan alıntıdır:)

    --------------------------alıntıdır---------------------------------------------------

    yeniçerilen mafialaşması 1520’lere dek uzanır. isyan çıkarmaları öncesinde de vardır ama bunlar genelde ya bir devlet adamının cesaretlendirmesi sonucu (1444-buçuktepe isyanı ve çandarlı halil paşa ilişkisi) yada sefer sırasında yaptıkları münferit gruplara dayanan isyanlar (1452’de fatih’in karaman seferi dönüşünde çıkan isyan ve yavuz’un iran seferi sırasındaki çıkan isyan v.b) olarak iki grupta incelenebilir. ama yeniçerilerin genelde ulema çevrelerinden destek ve meşruiyet alsalar bile kendi bünyelerindeki ocak ağalarının etkisinde ayaklandıkları ve otorite üzerinde etki unsuru oldukları dönem 1520’lerden sonradır.

    çünkü bu dönemden sonra yeniçerilerin hem örgütlü-silahlı bir güç olarak ekonomik açıdan devletten ayrı bir kaynak elde etmeleri, onların sonunda diğer unsurlara oranla daha fazla maffioslaşmaları söz konusudur. 1523’te yahudi sarrafların kendi senetlerini tahsil etmeleri için kanuni’den yardım istemeleri, kanuni’nin yeniçeriler için yahudi sarrafların senetlerini veya alacaklarını tahsil etmeleri konusunda yardımcı olma izni vermesi, buna karşılıkta yahudi sarrafların yeniçerilerin maaşlarını işletebilecekleri (faize dayanan para manipülasyonu) müsaadesini vermesi maffialaşmanın başlangıcıdır.

    yeniçeriler için ilk çek-senet maffiası benzetmesi yapar murat çulcu, bu benzetmede haklıdır. yeniçerilerin bu ekonomik çıkarı çeşitli odaklara bağlı hale getirmiş, bu gücü elde eden yeniçeriler özellikle celali isyanları'nın başlamasından sonra tımarlı sipahilerin tasfiyesiyle taşranın bazı yerlerinde, 1648’de kapıkulu sipahilerinin kanlı bir sokak çatışmasının ardından tasfiyesinden sonra merkezde etkinlik kazanmışlardır. ama bu dönem ve bu süreç ayrı bir dönemin konusu. ama yine de özetleyelim. sipahi-yeniçeri çatışması eskiye dayanıyor. 1582'de sultan iii.murat döneminde, bir yeniçeri asesi (geceleri şehir emniyetinden sorumlu) adamlarıyla sipahi bölüklerinden birinin odalarını basar, sebebi sipahilerin bir eğlence tertiplemesidir. çıkan kavga da iki sipahi öldürülünce sipahiler ayaklanır ve o yeniçerileri öldürüp sürükleyerek etmeydanı'na sürüklerler ki istanbul isyanlarında kalabalık meydanlarda yapılan bu tip eylemler sindirme amaçlı olarak bizans'tan osmanlı'ya yapılagelmiştir. aralarında bir çatışma güç bela engellenir. 1603'te zorba isyanı'nda yine sipahiler ayaklanır, daha baskınlardır yeniçerilere göre ama son anda tüm diğer kapıkulu halkının birleşmesiyle kaffesi dağıtılır. esas darbeyi sipahi ocağı 1648'de alır. bir provakasyonun gazına gelerek yeniçerileri katletmeye çalışırlar, ama son anda arnavut kökenli "ocak ejderha"sı namlı yeniçeri ağalarının başlarında bulunduğu yeniçerilerin hücumuyla sultan ahmet meydanındaki tabiri caizse büyük meydan savaşını kaybederler. öyle ki sultan ahmet camii'ne çekilirler, minarelerde bile yeniçeriler sipahilerle vuruşurlar büyük bir katliam olur. o olaydan sonra artık meydanda ve yönetimde pek sesleri çıkmaz, hem ulufelerinden hem yerlerinden olurlar.
    -------------------------------------alıntıdır------------------------------------------------------------------------------

    hikayenin sonunu ise hepimiz biliyoruz...
  • 15. yüzyıldan beri karşısında dünyanın titrediği osmanlı ordusunun simgesi. kendilerine özgü kıyafetleri ile ocaklarına ve geleneklerine sonsuz sadakatle bağlı " padişahın kulları" giderek o kadar güçlendiler ki saltanatın korkulu rüyası oldular.
  • yeniçeriler der ki biz zaferden değil seferden sorumluyuz.