şükela:  tümü | bugün
  • apartmanlarda kalorifer sisteminin bağlı olduğu merkez.. sicak, nemli, pis ve karanlik bir imajı vardır..
  • loş bir ışıkla mistik bir ortam görünümüne kavuşabilecek yer.ayrıca piskopat kapıcı-kömürcü-hademe öğelerinin eklenmesi ortamı korkunçlaştıracaktır.
  • devlet babanın azraile kıyak oluşturduğu kadro.
  • okulların,apartmanların en karanlık sırlarının saklandığı yerler.
    (bkz: küçükken korkulan olgular)
  • askerde görev yaptığım, ulen iyiki makine mühendisi olmuşum dedirten güzide mekan
  • gemilerdeki karşılığı makine dairesidir.
  • lisedeyken eski sınav kağıtlarını bulduğumuz, okulun en sevdiğimiz yeri. böylelikle hocaların sordukları soruların büyük bölümünün eski sorulardan olduğunu keşfetmemiz, ayrıca kağıtları enine boyuna analiz ettikten sonra nelere puan verip vermedikleri, neleri yutup yutmadıkları konusunda çıkarımlar yapmamız sayesinde notlarımız yüzde yirmilere varan oranlarda yükselmiştir. misal, bizim 30 lar 40 lar oldu mu sana 36 lar 48 ler... baya faydası oldu yani.
  • "...kazan dairesine inmen gerekiyor dedi önce..." dedi adam. aşağı inen sonsuza gidiyormuş gibi görünen basamakları göstererek. o korkunç kırmızı sıcak, ter, sıkıntı, acıyı çağrıştıran yere neden gitmek isteyebilirdim ki? elini sanki bir balo salonuna davet edermiş gibi elimin altından tuttu. yüzünde benim içimdeki korkuya, endişeye ve kaçma isteğine tamamen ters düşen bir ifade vardı, sahnenin dehşet dolu hissine karşın bana güven veriyordu aynı zamanda bu davranışlarını anlayamadığım için de korkuyordum. gözlerinde gizemli parıltılar da vardı, tehlikeli, şefkatli...

    sonraları, o bakışı tekrar hatrıma gelince; "kadınların tutku ile istedikleri mücevherlerde aradıkları böyle bir şey olmalı" dedim. fakat içi ölen, öldürülen, solup ölü balıklarınkine benzeyen modern zaman erkeklerinin gözlerinde neye olduğunu bilmeksizin özlem duydukları şeyleri bulamayınca, zayıf bir şekilde de olsa onu anımsatan mücevherlere anlam veremedikleri bir istek duyuyor olmalılardı.

    pek duyamıyordum. göremiyordum da, korkudan dolayı aşırı yüklenmeden duyularım kapanmıştı. bu anın bir an önce bitmesini ve bir köşede yığılıp kalmayı isterken bir yanım diğer yanım ise bu anın kaçılmayacak, kaçırılmayacak kadar önemli olduğunu söylüyordu.sonra,neden bilinmez, elini tuttum: altı yaşında boğulup boğulmayacağımı bilmediğim halde havuza atlar gibi, tüm yakın uzaklarımın itirazlarına rağmen nerede kalacağımı hiç bilmediğim o ülkeye giderken ki gibi...
    aynı yerdeydik, eminim, fakat gözlerimi tüm şaşaasıyla, tantanasıyla, zerafeti ve azameti ile yepyeni bir yerde açmıştım, hiç duymadığım fakat bir o kadar tanıdık, titrek, uzaktan geliyormuş gibi çalan bir senfoniyi duyuyordum.
  • bu akşam mükemmel bir müzikalle moda sahnesinde arz-ı endam edecek ekip !

    https://www.facebook.com/kazandairesitr?fref=ts
    https://www.facebook.com/events/1604777459793665/