şükela:  tümü | bugün
  • esir erkek.
  • (bkz: memlukler)
  • arapca'daki "mamluka" kelimesinden gelmektedir.
  • arapçadaki "mülk" kelimesinden türemiştir. "mülk edinilmiş" yani köle anlamındadır.
    nitekim (bkz: kölemen)
  • osmanlıda özel birimlerde görev alan beyaz erkek kölelere verilen ad.
  • arapların çoğu türk olan kölelerine verdiği isim.

    bugün de kullandıkları askeri terimler dahil bütün askerlik bilgilerini küçümsedikleri bu kölelerden öğrenmişlerdir.

    bu köleler islamlaştırıldıktan (teslim alındıktan) sonra hemen hemen bir yüzyıl içinde önemli mevkilere yükselmişler, giderek devlet yönetimini ele geçirmişlerdir. araplar kontrolün yavaş yavaş ellerinden çıktığını görmüşler, ama küçümsedikleri bu kavmin asla kendilerini yönetecek kadar güçleneceğini düşünmemişlerdir.

    araplardan(aslında iranlılardan desek daha doğru-abbasileri arap sananlar arap diye düşünsün) devlet yönetimi, bürokrasi, teşkilat vs de öğrenen bu esirler, tarihte ki türk islam egemenliğini başlatacak fiskeyi tolunoğulları devleti ile arapların ve iranlıların kulağına vurmuşlar, 4 yüzyıl içinde fiske selçuıklu şamarına ve sonrasında osmanlı tokadına dönüşmüş, mezopotamya ve mısır'ı binyıl egemenlikleri altında tutmuşlardır.

    karahanlılar asya taraflarında ikamet ettiğinden ve köle olmadıklarından onları dahil etmedim.
  • tam anlamı köle değildir. kiralanmış veya sahip olunan diye çevirmek daha doğrudur. lejyoner gibi mesela.
    araplar has köle için abd, abid derler. bunlar ekseriyetle zencidir.
  • islam sonrası arap askerini gücünü oluşturan birim.

    memlükler, hem esirdir hem efendi. essir gibi satılarak orduya katılırlar. ancak orduya katıldıktan sonra efendi olurlar. şehir merkezlerinde istedikleri gibi dolaşabilirler. evlenebilirler. esnaftan alış veriş yapar, para vermezler. istedikleri kişiyi tartaklayabilirler, vezirler dahil.

    bunlar memlüklerin hakkı değildir. ancak hiç kimse sesini çıkaramaz. sultan da dahil. çünkü memlük yoksa savaş yok, toprak yok, para yok. ayrıca arap topraklarında memlüklere karşı koyacak bir askeri güç de yok. öyle ki, abbasilerde güç kazandıktan sonra sultan indirip istedikleri sultanı başa getirecek kadar etkili olmuşlardır.

    türkler o kadar güçlenmiştir ki islam devletleri içinde, o kadar başına buyruk hareket ederler ki, sultanlar onlar için ayrı bir şehir kurdurtur.

    (bkz: samarra)
  • les croisades vues par les arabes` kitabından özetle, fırtına gibi geçen bir dönemin iki türk-memlük komutanını anayım: mısır memlükler devletinde türk asıllı bir asker kutuz vatansever bir darbe ile iktidarı ele geçirir. ülke hemen savaş haline geçer, temmuz 1260’da güçlü mısır ordusu moğolları karşılamak için filistin’e girer. bu sırada moğol hakanı möngke öldüğü için hülagu han veraset savaşlarına katılmaya asya’ya gitmiştir. moğol ordusu büyük bölümünü böylece yitirince kutuz onları gazze’de yener. ardından şam’a yönelir. moğol yönetici kitguba’yı ayn câlût adındaki köyde tuzağa düşürür. moğol süvarileri kılıçtan geçirilir. 8 eylül akşamı memluk süvarileri şam’a kurtarıcı olarak girerler. ardından ekim 1260’da antakya ve ermenistan’a moğollara destek verdikleri için bir misilleme seferi başlatılır. bu esnada kutuz bir darbe ile baybars tarafından öldürülür. artık yeni sultan baybars’tır. bu kanlı ve imansız subay büyük bir devlet adamı olduğunu hızla gösterecek ve arap dünyasında bir rönesansın mimarı olacaktır.

    [bir gün selahaddin* yorgundu ve dinlenmeye çalışıyordu; o sırada memluklarından biri yanına gelip imzalanacak bir evrak uzattı. "şimdi bitkinim" dedi sultan, "bir saat sonra gel!" ama adam ısrar etti. "efendi imzalayıversin*!" diyerek kağıdı neredeyse selahaddin'in burnuna soktu. sultan, "yahu mürekkep hokkam yoktu yanımda!" diye cevap verdi. selahaddin çadırının girişine oturmuştu ve memluk içeride bir mürekkep hokkası olduğunu fark etti. "işte hokka orada, çadırın dibinde." dedi; yani selahaddin'e gidip hokkayı almasını söylüyordu. sultan şöyle bir döndü, hokkayı gördü "vallahi doğru söylüyorsun, oradaymış!" dedi. sonra geriye doğru uzandı, sol koluna yaslanıp sağ eliyle hokkayı aldı. sonra da evrakı imzaladı.] amin maalouf - les croisades vues par les arabes
  • avrupa modasına etkisi için bakınız:

    (bkz: à la mamelouk)