şükela:  tümü | bugün
  • ahlaki acıdan sorun te$kilini anlatmaya yarayan durum. misal sigortalının sahtekarlıgından ya da normalde davranması gerektigi gibi (misal banka seciminde dikkatli olması, vurdumduymaz olmaması)davranmamasından dolayı ortaya cıkan durum. bir risk alma sureci.
  • türkce'ye ahlaki tehlike veya "ahlaki (istismar) riski" diye cevrilebilir.

    angloamerikan iktisat literatüründe "principal-agent problem" diye bilinen sorunun bir cesitidir. yani patronla onun hizmetkari arasindaki bilgi asimetrisinden kaynaklanan bir sorun. hizmetkar, patronunun verdigi bir görevi yerine getirmekle yükümlüdür ve bunun karsiliginda maddi veya manevi bir kazanc saglayacaktir. ancak patronun, hizmetkarinin her hareketini gözetleyebilme imkani yoktur. bunun bilincinde olan hizmetkar patronunun cikarina ters düsecek ama kendi cikarina uygun gelecek isler yapabilir, yapmakla yükümlü oldugu isleri savsaklayabilir.

    patronun hizmetkarinin ne yaptigini veya ne kadar efor sarfettigini gözlemleyememesinden dogan bu bilgi asimetrisi sorununa "moral hazard" (ahlaki tehlike) denmis. bu asimetriden kaynaklanan verimsizliklerin nasil önüne gecilebilecegini arastiran bir iktisat bransi "kontrat teorisi"dir. oyun teorisi ile de yakindan iliskili "moral hazard" sorununa sirket yönetimi babinda ilk defa deginmis ekonomistlerden birisi adam smith'dir.

    (bkz: corporate governance)

    ahlaki risk tasiyan iliskilerden bazi örnekler:

    patron - hizmetkar:

    firma hissedarlari - yöneticiler
    vergi ödeyen vatandas - politikaci, bürokrat, asker
    hasta - doktor, hastabakici
    banka - kredi alan kisi, firma, ülke
    riski sigortalayan sirket - sigortalanan kisi veya kurum
    müvekkil - avukat
    mevduat sigortasi garanti eden devlet - bankalar ve finans kuruluslari
    ev sahibi - komisyoncu, kiraci
    yatirimci - yatirim danismani, araci kurum, broker
    ebeveynler - babysitter
    ev, arazi/bina sahibi - mimarlar, ustalar, müteahhit firma
  • asimetrik bilgi probleminin sonuclarindan biridir. ozellikle aracisiz yatirimlardaki patron-calisan, borclu-borc veren ve yatirimci-finansor iliskilerinde genelde paraya ya da herhangi bir mala talip olan insanlarla ilgili bilgiye karsi tarafin asla ulasamayacak olmasi, iki tarafin bilgilerinin uyusmamasidir. bu durumda da moral hazard gibi sorunlarin onune gecmek imkansizlasir. cunku kisi pek derin bir moral hazard icinde " nasilsa bir baskasinin parasini harciyorum-isletiyorum ya da risk aliyorum" mantigi ile adim atacak, yatirimci asimetrik bilgiler yuzunden bunun onune gecemeyecek ve nihayetinde dogacak problemler kendisini uzecektir.
    bu yuzden sizin adiniza bilgi toplayan, risk premium gibi faktorlerle sizi koruyan araci kurumlar * mevcut olmaya baslar ancak siz bilgi topladikca, bu bilgi icin para odedikce sizin kararlarinizi takiben hareket eden baska yatirimcilar olacak * ve zaten moral hazard sorunu da tam anlamiyla silinemeyecektir.
    konudan sapmadan ilgili konulara kisa rontgen icin;
    (bkz: asimetrik bilgi yaklasimi)
  • sigortalının, sigortanın temel şartı olan iyi niyet prensibine karşı hareket etmesi sonucu ortaya çıkan durum
  • asya krizinin en buyuk nedenlerinden biridir. turkiye'deki krizler ve sikintilarindan kaynaklarindandir.
  • ikiz kardesi adverse selection olan bilgi asimetrisi problemi. yanlis secimin istismara yol acacagi dusunulurse kendilerine iki farkli problem gibi davranmanin eksiklikleri lamba gibi yanacaktir. cikarlarin uyusmasi icin sosyal kontrol mekanizmalari ve/veya oyun teorisi ilginc cozumler sunar bu problemlere.
  • seneler önce introduction to business, social policy, public finance, game theory ve benzeri derslerde görmüştük bu olguyu; yine de insan yaşamadıkça tam anlamıyla öğrenemiyor.

    yaşanmışlık ise şu şekilde,

    bir adet nokia e63 satın almak için kendimce uygun gördüğüm bir nokia shop'ı ziyaret ettim. nokia e71'e onca parayı ödemek istemediğimden bu telefonu tercih etmiştim; ama fiyatı beklediğimden birazcık daha düşük çıkınca (480'di sanırım) bari gözden çıkarmış olduğum parayı harcayayım (500-550 arası) diye telefona orijinal nokia kılıfı vs. almaya karar verdim. bir de cepkask yaptırdım.

    cepkask'ı satın almam esnasında, nokia shop'da çalışan bey (kendisi muhtemelen benim de e63 alan herkes gibi aslında e71'i istediğimi akıl etmiş olacak) bana şöyle bir akıl verdi; "siz şimdi bu telefonu bir seneye yakın kullanın, biz isterseniz cepkask'ın süresinin dolmasına bir iki hafta kala bu telefonu kaybederiz, akabinde siz de cepkask'ın size yapacağı ödemenin (cep telefonunun fatura değerinin %70'i olması lazım) üstüne bir miktar ilave edip nokia e71 ya da dilediğiniz bir başka modeli alırsınız."

    vay babam vay.

    bendeniz bu tarz yöntemlerden, katakulliden falan pek haz etmem; öte yandan gelecek yıl da nokia e71 falan alacağımı sanmıyorum. ama telefonu ve kaskoyu satın alanlar arasında, bu teklifi ciddi olarak gözden geçiren pek çok insan olmuştur muhakkak.

    ...

    işte böyle birşeydir moral hazard. kısaca iyi niyetle yapılan bir mukavelenin kötü niyetli istirmarı.
  • aynı zamanda bir brothers and sisters bölümü.
  • devletin malı deniz yemeyen domuz demenin ingilizcesi.
  • anladığım kadarıyla; özünde herkesin insan olduğunu ve bireylerin her zaman tüketici ve fakat sınırlı koşullar altında örgüt parçası** olduğunu; bu sebepten doğan neticenin, kişilerde 'önce kendim daha sonra örgüt' düşüncesini uyandırmasından kaynaklanan davranış biçimi.

    tüm bunlar ve diğer etmenler sebebiyle kişilerin toplumda icra ettikleri faaliyetlerin* istismara uğratılması ve işverenine faydalı olmayan durumları ortaya çıkarması, çıkar amaçlı veya işlemin konusunun kişinin kendi malı olmaması sebebiyle özensiz bir şekilde kullanılmasıdır.

    örnek vermem gerekirse, bir tanıdığımın ebeveyni küresel bir şirkette çalışıyordu ve çocuğun 3. iphone'unu(o zamanın son modeli) şirkete kendine telefon alıyormuş gibi gösterip alması olabilir. şirkette herkes de öyle yapıyormuş.

    kendimden örnek verecek olursam, arabamı garanti kapsamında servise vermiştim. o zaman zarfında servisin anlaşmalı olduğu bir şirket bana benzinli 1.2 vw polo vermişti. küçük ve benzin ile çalışan(daha seri oluyor bilindiği üzere) bir arabayı kullanırken, 'nasıl olsa benim arabam değil şunun motoru nasıl çalışıyormuş bakalım' diye arabanın motorunu yakacak kadar yüksek devirde kullanmamdır.

    mobbing gibi belirlenmesi veya uygulamada engellenmek istemesi çok zordur kanaatimce, ama mobbinge kıyasla ispatı daha mümkün gibi.