şükela:  tümü | bugün
  • isa'dan sonra 3üncü yy'da iskenderiye'de plotinos tarafından geliştirilen,önceleri platon ve aristoteles felsefelerini uzlaştırmayı deneyen eklektik felsefe akımıdır. sonradan yahudi, hıristiyan ve islam inanç önermeleriyle beslenen ve "bir" olarak adlandırılan mutlak varlık'ın aşama aşama açılımı ile bütün varlıklar aleminin oluştuğunu savunan bu sistem (tasavvuftaki karşılığı vahdeti vucud) düşünce tarihinde özellikle mistik öğretilerin gelişiminde oldukça etkili olmuştur.
  • platonik olarak birinden nefret etmektir. platoniklikteki yeni felsefe "nefret aşkı doğurur" mantığından fırladığı için neo platonizm adını alır. o olur.
  • neo platonizmin "aşk" olgusunun tarihsel evrimine etkisi vardır. şöyle birşeydir (bkz: ask/#4559461).
  • neo platonizm, aklı yüceltmeye adanmış antik çağ felsefesinin yaşlanıp bunamış halidir.

    mitolojide tanrıların kökenini arayan ilk çağ insanının, soy ağacının sonuna geldiğinde onun öncesinde ne olduğunu sorarak adım attığı akılcı felsefeyi aynı yoldan geriye giderek tekrar gizemler dünyasına itmiştir.

    sezgiyi aklın yerine koyma*ya heveslidir. bu özelliğiyle okulunun bahçesinde bilginin aydınlığını paylaşan babacan filozof yerine bilinmezlerin gizemini üzerinde taşıyan meşalelerle aydınlatılmış hollerin yarı karanlığındaki gizemli rituellere başkanlık eden ucube medyumları akla getirir.
  • yeni platonculuk felsefesinin kokeni konusu cok ilginctir. platon, sokrates sonrasi hayati boyunca pisagorculuktan ve onun mistik anlayisindan epey etkilenmistir. dolayisiyla onun yazilarinda bu mistisizmin ogeleri epey boldur. plotinos da zaten yeni platonculugu bu temelden insa etmis, platondan tam 500 yil sonra.

    diger etkileri biraz gozardi etme riskini alirsak, pisagoru kilit noktasi olarak gorebiliriz. bu adam sahane bir matematikcidir ve evrenin temelini matematik olarak goren mistik bir felsefesi vardir; sayilarla seylerin dogasini anlatmaya calisir. yaklasik 2600 yil once, misira ve babile gidiyor pisagor. oralarda da epey uzun sure kaliyor ve bu sure icinde ne yaptiginin dogru duzgun bir kaydi yok. sonra daha da derin dusuncelerle italyaya geri donuyor ve olaylar gelisiyor. bu olaydan yaklasik 700 yil sonra dogan plotinos da misirlidir bu arada.

    bu noktada olaylar bir miktar fantastiklesecek zira, masonlarin cikardigi bir kitap olan isik dogudan geliri kaynak gosteriyorum. dogu felsefelerinin anlatildigi, kompli teoriciliginden uzak bir kitap bu, fakat tahmin edeceginiz sekilde, yeni platonculugun kaynaginin misir dogu gizemciligi oldugunu iddia ediliyor. yani osiris dini ve daha genel anlamda ezoterik ogreti, dallanip budaklanip, dolayli yoldan bu felsefenin ana damarini olusturuyor. iddiaya gore pisagor, misirda gecirdigi zamanlarda bu gizemci filozoflarla tanisip etkilenmis ve ogretisini italyaya dondugunde bu dogrultuda degistirerek, okulunda yaymaya girismis. okul dagilinca, ogrencilerin de kimi misira gidiyor, kimi o siralarda kuzey afrika ve ortadogudan avrupaya yeni yeni gecmekte olan mesleki teskilatlanmalara (tarikat gibiler nitekim, masonlarin da ozu bunlar, orgutlu duvar ve tas iscileri) girerek orada yayiliyorlar. plotinosta bu etkinin, buyuk filozoflar arasindaki son halkasi.

    plotinosun felsefesinin kokenleri ortadogu olmasa bile [ki aristotelesin felsefesinden de epey etkilenmistir, aristonun gizemcilikle alakasi oldugu soylenemez] buna varirken kullandigi gizemcilik onunkini dogu felsefesi sinifina epey yaklastiriyor. ne de olsa, akilciliktan ziyade sezgi on plandadir.

    yeni platonculuk daha sonralari islam dunyasina da geciyor. ortacagda aristo felsefesi (mantik disinda) avrupadan silinmisken, islam sadece aristoyu ogrenmekle kalmiyor, bu yeni platonculugu da yorumlamaya calsiiyor ve belki de tasavvufun temelleri atlliyor. sonucta, aristo felsefesi gibi, yeni platonculuk da 12yy siralarinda avrupaya geri donmus oluyor fakat, aziz augustinosun aristo felsefesini hiristiyanliga sokup, kilisenin "resmi" felsefesini belirlemesiyle, pek esamesi okunmuyor.

    yeni platonculuktan farkli olsa da, batida daha sonralari panteist bir dunya gorusunu ilk benimseyen spinoza oluyor, ki bu 17.yyin ikinci yarisini buluyor.