şükela:  tümü | bugün
  • düşünceyi kontrol yoluyla inanma vede inandığını yaşama fiili
  • kişi leyhe geçirme yöntemlerinden biri. hipnozun da kardeşidir bu meyanda...
    ikna etmek manasındadır, zaten kelimenin kökü de "ikna"
  • türk mutfağında temcit pilavi adıyla yerini almış ve dudaktan kalbe yol almaktadır.
  • psikoterapotik yaklaşımların içinde en çok kullanılan ve iyi bilinenidir.başarısı iki temel etkene bağlıdır.birincisi,hastanın kendiliğinden telkine yatkınlığı.ikincisi, kişiye telkinin sunulma biçimi.
  • korkutan bir şeydir. durduğu yerde tedirgin eder insanı.
    en başta gidilecek olan yol bellidir ve ilerlenmektedir. ancak elde olmayan sebepler ile başka yoldan gitmek gereklidir. istenilen yola gitme konusunda her türlü ikna çabaları yetersiz kalmıştır. istenmeyen yapılacaktır. işte telkin burada çağırılır. kendiliğinden. istenmeyen yolu kişinin içine sindirebilmek için, bir çeşit ameliyat başlar. istenmeyen gidişatın, başarısızlığın sonucunda ortaya çıkan kabullenme aşaması da tam bu noktada hareket eder. tüm bunların sonuçlarına katlanmayı önceden kabul ettirmek ve sürecin verdiği zararları üstlenmek için kişiden güvence vermesini ister. evet telkin yapar bunu. kişi ne kadar "olmaz, olamaz, böyle olmamalıydı" diye düşünüp debelense, yeni fikirler üretse de, telkin gelmiştir bir kere. üstelik ameliyata dahi başlamıştır. her şeyi tekrar düzeltmek için verilen her mücadelenin, her hareketin karşılığı telkinin ağır darbeleri ile etkisiz kalır. yavaş yavaş ancak dayanması güç bir sancı ile, istenmeyen kabul edildiğinde, filmlerde kötü adamın son anda görünmesi gibi, telkin fark edilir. telkinin ne yaptığı yine bilinmez, ne kullandığı da. yaşanacak olan son bir ıstıraptır bu. insanın elini kolunu bağlayan yine kendisidir. telkin son işlemini yapar, kişiden güvenceyi alır, dikişi atar ve kaybolur. ameliyat masasından yorgun argın ve sarhoş olarak kalkan kişi şimdi rahattır ama huzursuzdur. başarısızlık geride kalmıştır. hayat yine kendisi ile devam eder.
    reçete ise şudur: huzursuzluğuna aldırmamak için bol bol sıvı iç.
  • (bkz: telvin)
    (bkz: telve)
  • (bkz: belkin)
  • ingilizce'deki to talk fiiliyle telaffuz* ve anlam* bakımından yakınlık bulduğum kelime..
  • "...gece yarısı karlı bir tarlada oturduğunu hayal et. hala kar yağıyor. uzakta karanlık çam ağaçları var. etrafı sisli bir ışık aydınlatıyor. uçsuz bucaksız karlı bir boşluk. tüm dünyanın buradan oluştuğunu farkediyorsun. kimse yok, derinden bir kilise ilahisi geliyor. üşüyorsun. o sırada yaklaşan birini farkediyorsun. yavaş yavaş yaklaşıyor. sonunda yanına geliyor, yaşlı gözlerinle ona bakıyorsun. o an orada olmasını isteyeceğin tek kişi. yanına oturuyor ve elini omzuna attıktan sonra seni kendine yaslıyor. beraber uzaktaki çam ağaçlarını izliyorsunuz. bir gün oraya gitmek istediğini düşünüyorsun. ama çok uzak geliyor her seferinde. üzerinize kar yağarken dakikalarca huzurlu karanlığı izliyorsunuz. tüm dünya boş sessiz ve soğuk geliyor. ona daha çok sokuluyorsun. garip bir şekilde, buz gibi olduğunu hissediyorsun. yanında duran kayaya yaslandığını farkedip hayalkırıklığı ile doğruluyorsun. o an nasıl hissettiğini unutma. ben seni bir gün tekrar yanıma alana kadar hep öyle hissedeceksin. hep o anın etkisini içinde hissedeceksin. en sıcak yaz günlerinde bile ruhunun üşüdüğünü hissedeceksin. şimdi ben 3e kadar sayıp elimi çırptığımda kendine geleceksin. 1, 2, 3..."