şükela:  tümü | bugün soru sor
  • rahip bahira gibi hz. muhammed'e peygamber olacağını müjdeleyen mümin kişi.
    söylediği sözlerle hem peygamberi hem de eşi hatice'yi rahatlatmış zamanının bilgelerinden.
  • hanif nedir anlatırken verilen en birinci örnek.
  • ilk vahiy ile "tebliğ et" arasındaki vakitte vefat eden zattır. yani, bu "tebliğ et" vahyine yetişse, kendisinin de ifade ettiği gibi "koşup iman edecektir".
  • bazı inanamayanlara, inanmayanların bazılarına göre islam denen şeyin çıkışından bilerek ya da gayrı ihtiyari sorumlu kişilik. her şeyin sorumlusu.

    (bkz: kırk yaşında peygamber olmak/@idiotov)
  • varaka bin nevfel hatice’nin amcasının oğluydu ve ruhban sınıfını kabul etmeyen nasrani-hıristiyandı. amcası ebu talib hatice’yi de muhammed’e ondan istemiştir. nikâhlarını da 400 dinar -hatice için oldukça düşük- başlık parası ile kendisi kıymıştır. bu noktada nikâhın nasrani-hıristiyan usulünce kıyıldığını ve varaka’yı çok sayan hatice’nin de muhtemel nasrani-hıristiyan olduğunu kabul etmemiz gayet mantıklı bir yaklaşım olur.
    varaka bin nevfel’in bilgisi kuvvetli, birçok dil bilen ve düşünce dünyası engin bir adam olduğunu anlıyoruz. zebur, tevrat, incil ve çeşitli sahifeleri de derinlemesine incelemiş, dinler tarihi, dinlerle ilgili kişiler, onların hikâyeleri, efsaneler ve güncel tarih konusunda bilgi edinmişti. bazı ibranice, aramice metinleri arapçaya çevirmişti. bunların arasında kutsal kitapların da olduğu söyleniyor.
    arabistan o zamanlarda yahudiler, hıristiyanlar ve çoğunlukla puta tapanlardan oluşuyordu. varaka’nın aradığı tek tanrı inancı mekke’de mevcut değildi bu sebeple varaka, zeyd bin amr ile birlikte seyahate çıkar. şam’da, busra’da hıristiyanlarla tanışırlar. ancak isa’nın tebliğ ettiği dinden eser kalmamıştır. berrak bir kaynak ararken efsanelerle hurafelerle karşılaşırlar. bir kere ortalıkta hakiki incil yoktur, sonra teslis (üç tanrı inancı) bidat kalıplarını da aşar, mensuplarını şirke yuvarlar. haçlar, ikonalar... kureyş’in putlarından kaçıp heykellere, tasvirlere yakalanmanın manası yoktur. kaldı ki papazlar günah çıkarma işini de kimselere bırakmaz, saf insanları acımadan yolarlar.
    oralarda durmaz, kuzeye uzanırlar. musul’da sadece allah’ın rızasını kazanmaya çalışan samimi bir nasturi râhibiyle tanışırlar. ondan oldukça etkilenirler ve aradıklarına yakın olan inancını benimserler.
    muhammed de puta tapıcılıktan nefret ediyordu. o da hz.musa ve hz.isa gibi paganizm devrini yıkmak istiyordu. heykellere tapınmayı hiçbir zaman doğru bulmuyordu. kendisi ile bu fikri paylaşanların başında varaka bin nevfel ile birlikte kıys bin saide, abdullah bin çehş, osman bin halis geliyordu.
    buradan hareketle mekke’de varaka ile aynı düşünceye sahip arkadaşları ile muhammed’in bir şekilde tanışması ve onlar tarafından sevilmesi gayet muhtemel. varaka’nın zengin hatice’yi de pekte varlı olmayan muhammed’e düşük bir başlık parası ile nikâhlaması da bu yüzden olabilir. soy, kabile gibi kavramların bugünden çok daha önemli olduğu o zamanlarda böyle bir “zengin kız-fakir delikanlı” evliliğinin bu kadar kolay olması pek muhtemel görünmüyor.
    “bu dört hanif bir gün mekke'de büyük mabutlardan (lât, uzza, manat) birinin dini merasiminde bulunurlar. kurbanlar kesilip, mabut tavaf edilir. bu dört hanif bir köşeye çekilmiş insanların garip şekildeki ibadetlerini seyre dalmışlardı. şuuru olmayan bir taş parçasına tapanlara acıdılar. bunlar kendilerine bir hak dini aramak çabasını gösterdiler. dördü de bu fikirlerde birleştiler. bu dört hanif'in başı varaka bin nevfel idi. bu dört hanif, ahir zaman peygamberi olarak muhammed'i bulmuşlardı. o'nu yetiştirmekte gayret gösteriyorlardı.”
    bunlardan anlaşılıyor ki, hanifler islamiyetin kurulmasında gizli bir cemiyet olarak çalışmışlardı.
    öncesini bilemesekte resmi olarak nikâhtan(25) peygamberlik ilalına(40) kadar geçen 15 yıllık süreç içerisinde muhammed; varaka ve haniflerden sürekli olarak bilgi alıyor ve ileride tebliğlerde yer alacak olan o günün şartlarındaki bilinen tarihi, etnoğrafiyi, coğrafyayı, diğer dinleri, hikâyeleri, efsaneleri ve filozofileri öğreniyordu.
    bu bilgi birikiminin meyve verme zamanı artık gelmişti. hira dağındaki mağarada uzun günler ve geceler, fikir buhranları, kuramsal teoriler, yavaş yavaş taşları yerine oturtuyordu.
    devrim çok yakındı…
    kaynaklar şöyle diyor;
    “bu sıralarda, ükkaz meydanında kızıl bir deve üzerinde kıys bin saide manalı ve haber verici meşhur hitabını yapmıştı.o zamanlar hz.muhammed otuzsekiz yaşında olup, bu ateşli ve uyandırıcı hanif'i dikkatle dinlemişti. bilhassa hitabedeki şu sözler o'nun ruhunda yeni bir çığır açmıştır.
    ''yemin ederim ki, allah'ın indinde bir din var ki, şimdi bulunduğumuz dinden daha sevgili ve allah'ın gelecek peygamberi vardır ki gelmesi pek yakındır. gölgesi başımızın üstüne geldi. ne mutlu ol kimseye ki o'na iman edip de o da o'na hidayet eyleye. ve ol bedbahta ki o'na isyan ve muhalefet eyleye. yazıklar olsun, ömürleri gafletle geçen ümmetlere''. işte bu sözlerle mekke halkına muhammed'in geleceğini haber veriyordu. bundan sonradır ki hz.muhammed islamiyet’i kurmak azminde bulundu. cenab-ı hak'tan nübüvvet ve risaleti bekledi. kıys bin saide islamiyet’in habercisi olmuştu. hz. muhammed peygamber olduktan sonra bir gün yanındakiler: içinizde kıys bin saide'yi tanıyan var mı? diye sordu. sonra da bu hitabeden bazı parçalar okudu. daha birçok şeyler de söyledi. yine yanındakiler: acaba onun satırlarından aklında kalanlar var mı? dediler. o zaman hz.ebu bekir: ben biliyorum. diyerek bu hitabeyi sonuna kadar okudu.”
    anlaşıldığı üzere gizli cemiyetin amacı netleşir ve son iki yıl kala toplum içinde dillendirilecek seviyeye varır.
    kaynaklar devam ediyor…
    “hz. muhammed bunları eşi hz. haticeye anlattı. hz. hatice de amcazadesi varaka bin nevfel'e onları bildirdi. o bu olayı dikkatle dinledikten sonra: git, eşin muhammed'e söyle korkmasın. bu alametler o'nun ahir zaman peygamberi olacağını ispat ediyor. dedikten sonra, bir de manzume okudu: ''hz. muhammed, artık bir peygamberdir. kendisine görünen cebrail'le, mikail'dir. getirdikleri ise vahiydir. hz. muhammed'e inananlar cennete girecekler, doğru yoldan ayrılanlar ise cehennemde sosuz olarak yanacaklardır.''. hz. hatice varaka'nın yanından dönerek nevfel'in dediklerini aynen o'na bildirdi. hz. muhammed bu sözlerden müsterih oldu. kendisine peygamberlik geldiğinden dolayı da sevindi.”
    buradan anlaşılıyor ki daha muhammed işin başındayken neyin ne olduğu, aracıların kim olduğu, gelenlerin ne olduğu, sistemin özü(inananlar cennete, inanmayanlar cehenneme) varaka tarafından biliniyordu. belki muhammed’e başka bir şey olmuştu, varaka bunları muhammed’in başına gelenler olduğunu nerden biliyordu, yoksa ona da mı vahiy gelmişti?
    çoğu islami kaynakta hatice’nin muhammed’e hemen inandığı söylenir, anlaşılıyor ki hatice varaka’ya sormadan net bir fikre varamamış.
    kaynaklar devam ediyor…
    “ey muhammed itikâf zamanında müşahede ettiğin halleri bana bir hikâye et. bunun üzerine hz.muhammed mağarada kendisine nazil olan ilk ayeti okudu. varaka heycanla: ya muhammed, seni tebrik ederim. hz. isa'nın kendisinden sonra geleceğini haber verdiği ahir zaman peygamberi sensin. seni ilk ziyaret edenler namosdur. çok geçmeden halkı hak dinine tebliğ için elçi olacaksın. sana inanmayanlar hakkında bin türlü iftiralar edecekler. sana eza ve cefayı reva göreceklerdir. seni mekke'den hicrete mecbur edeceklerdir. çünkü peygamberliğe nail olan kimselere, kavmi arasında birçok düşmanlar çıkmıştır. keşke genç olsa idim de mekke'den çıktığın zaman sana hizmet ve yardım edebilseydim. diyerek hz. muhammed'i kucaklayıp öptü”
    bu noktada varakanın hicreti söylemesi büyük bir kehanet olarak gösterilir. mekke’deki hâkim sınıfın bu yeni görüşleri benimsemeyeceği oldukça aşikârdı. eninde sonunda göç kaçınılmaz olacaktı. nitekim muhammed ilk ayetleri onlara (velid bin muğire) anlatınca karşılaştığı durum pekte şaşırtıcı olmaz.
    “müddesir 18-zira o, düşündü taşındı, ölçtü biçti. 19-canı çıkasıca, ne biçim ölçtü biçti. 20-sonra, canı çıkasıca, ne biçim ölçtü biçti. 21-sonra baktı. 22-sonra kaçlarını çattı. 23-en sonunda, kibrini yenemeyip sırt çevirdi. 24-“bu (kuran) dedi, olsa olsa (sihirbazdan öğrenilerek!) nakledilen bir sihirdir. 25-bu, insan sözünden başka bir şey değil.
    kaynaklar: 1-enver behnan şapolyo-peygamberler tarihi. 2- ahmet sırrı arvas-hakikatin peşinde... varaka bin nevfel. 3- salih suruç-kainat' ın efendisi (asm)
  • hz. hatice'nin amcasının oğlu ve ilaveten ilk nişanlısıdır fakat nişan bağı nikah ile sonlanmamış, yüzükler atılmıştır. buna rağmen, bana yar olmayanı kimseye yar etmem dememiş, yıllar sonra hz. hatice ile hz. muhammed'in nikahını da kıymıştır. bilgili bir rahip ve vaizdir. din ve peygamberlik konusunda hz. muhammed'i eğittiği de iddia edilir. sağlığında alak suresinin ilk 5 ayeti inmiş, ölümünden sonra ne hikmetse vahiy 3 yıl kesilmiştir, ki bu zamana da fetret-i vahiy denir. (bkz: ebu cehil/@altay)

    hıra'daki ilk vahiyden sonra da hz. hatice, hz. muhammed'in başına geleni sormak ve durumunun ne olduğunu öğrenmek için varaka'ya götürür. varaka anlatılanları dinledikten sonra olayın bir vahiy olduğunu, muhammed'e peygamberlik verildiğini söyler:

    ~
    "resulullah (sav)'a vahiy olarak ilk başlayan şey uykuda gördüğü salih rüyalar idi. rüyada her ne görürse, sabah aydınlığı gibi aynen vukua geliyordu. (bu esnada) ona yalnızlık sevdirilmişti. hira mağarasına çekilip orada, ailesine dönmeksizin birkaç gece tek başına kalıp, tahannüs'de bulunuyordu. (tahannüs ibadette bulunma demektir). bu maksadla yanına azık alıyor, azığı tükenince hz. hatice (ra)'ye dönüyor, yine aynı şekilde azık alıp tekrar gidiyordu. bu hal, kendisine hira mağarasında hak gelinceye kadar devam etti.

    bir gün ona melek gelip: "oku!" dedi. aleyhissalatu vesselam: "ben okuma bilmiyorum!" cevabını verdi. (aleyhissalatu vesselam hadisenin gerisini şöyle anlatıyor: "ben okuma bilmiyorum deyince) melek beni tutup kucakladı, takatim kesilinceye kadar sıktı. sonra bıraktı. tekrar: "oku!" dedi. ben tekrar: "okuma bilmiyorum!" dedim. beni ikinci defa kucaklayıp takatim kesilinceye kadar sıktı. sonra tekrar bıraktı ve "oku!" dedi. ben yine: "okuma bilmiyorum!" dedim. beni tekrar alıp, üçüncü sefer takatim kesilinceye kadar sıktı. sonra bıraktı ve: "yaratan rabbinin adıyla oku! o, insanı bir kan pıhtısından yarattı. oku, rabbin kerimdir, o kalemle öğretti, insana bilmediğini öğretti" (alak/1-5) dedi."

    resulullah (sav) bu vahiyleri öğrenmiş olarak döndü. kalbinde bir titreme (bir korku) vardı. hatice'nin yanına geldi ve: "beni örtün, beni örtün!" buyurdu. onu örttüler. korku gidinceye kadar öyle kaldı. (sükunete erince) hz. hatice (ra)'ye başından geçenleri anlattı ve; "nefsim hususunda korktum!" dedi. hz. hatice de: "asla korkma! vallahi allah seni ebediyen rüsvay etmeyecektir. zira sen, sıla-i rahim'de bulunursun, doğru konuşursun, işini göremeyenlerin yükünü taşırsın. fakire kazandırırsın, misafire ikram edersin, hak yolunda zuhur eden hadiseler karşısında (halka) yardım edersin!" dedi.

    sonra hz. hatice, aleyhissalatu vesselam'ı alıp "varaka ibnu nevfel ibnu esed ibnu abdi'l-uzza ibni kusay"a götürdü. bu zat, hz. hatice'nin amcasının oğlu idi. cahiliye devri'nde hristiyan olmuş bir kimseydi. ibranice (okuma) yazma bilirdi. incil'den, allah'ın dilediği kadarını ibranice olarak yazmıştı. gözleri ama olmuş yaşlı bir ihtiyardı.

    hz. hatice kendisine: "ey amcaoğlu! kardeşinin oğlunu bir dinle, ne söylüyor!" dedi. varaka, aleyhissalatu vesselam'a: "ey kardeşim oğlu! neler de görüyorsun?" diye sordu. aleyhissalatu vesselam gördüklerini anlattı. varaka da o'na: "bu gördüğün melektir. o, hz. musa'ya da inmiştir. keşke ben genç olsaydım (da sana yardım etseydim); keşke, kavmin seni sürüp çıkardıkları vakit hayatta olsaydım!" dedi. resulullah (sav): "onlar beni buradan sürüp çıkaracaklar mı?" diye sordu. varaka: "senin getirdiğin gibi bir din getiren hiç kimse yok ki, ona husumet edilmemiş olsun! o gününü görürsem, sana müessir yardımda bulunurum!" dedi. ancak çok geçmeden varaka vefat etti ve vahiy de fetrete girdi (kesildi)." (kütüb-i sitte)
    ~

    sonuçta varaka onun vahiy aldığını ve peygamber olduğunu vurgulamış ama müslüman olmamıştır. vakara ölüp de vahiy kesilince hz. muhammed o kadar üzülmüştür ki intihar etmeyi bile düşünmüştür:

    ~
    "vahiy bir müddet kesildi. bunun üzerine rasulullah (s.a.v.) çok üzüldü. kaç defa kendini atmak üzere dağların başına gitti. kendini atmak üzere dağın zirvesine çıktığında kendisine cebrail görünerek: "yâ muhammedi sen gerçekten allahın rasûlüsün" der böylece gö­nül sıkıntısı sakinleşir ve gözleri aydın olarak geri dönerdi. vahiyin gelmesi uzun süre kesilince yine yollara düşüp dağın zirvesine varın­ca cebrail görünüp ona aynı sözleri tekrarlıyordu." (buhari 91/1; müsned 6/233; uzun vahiy hadisinin son bölümü ve ibni sa'd 1/196)
    ~
  • şairlik yönü de olan mekke rahibi.
  • islam dininin düşünsel anlamda temellerini farkında veya farkında olmadan oluşturan, düşünsel anlamda muhammed'e fikir veren kişidir.

    varaka bin nevfel, istanbul patriği olan nestorius'in görüşlerini benimsemiş, teslis inancından ziyade, isa'nın da meryem'in de insani yönlerine değinilmesi gerektiğine inanmış ve onların tamamıyla tanrı olarak düşünülmemesi gerektiğini savunmuştur. islam inancının temel prensiplerinden olan " tanrı'nın doğmayacağı ve doğurulamayacağı " görüşü de yine istanbul patriği olan nestorius'in ( yani nasturi'lerin ) inancından gelmektedir. ( aynı şekilde kurandaki ihlas suresinin 3. ayetinde de yer almaktadır - lem yelid ve lem yûled - )

    nasturi rahibi olması dolayısıyla varaka bin nevfel, başka hristiyanlık dini olmak üzere diğer dinler hakkında da kuvvetli bilgilere sahipti. incil'i çok iyi bilmesinin yanında, tevrat ve zebur gibi diğer din kitapları hakkında da bilgi sahibi olduğu, dinler tarihi ve bunun yanında birden fazla dil bildiği de yine islami tarih kaynaklardan öğrenilebilmektedir. o tarihlerde mekke'de bilindiği üzere 100'lerce put vardı. insanların hem inancı, hem de ticari kaygıları bu putlara dayanmaktaydı. nasturi inancına sahip olan varaka bin nevfel'in putperestliği ( bazı kaynaklarca paganizmi ) benimsemiyor olması zaten bilinin bir gerçekti. ancak muhammed'in de putperest olmaması, aynı düşünceyi benimseyen " nasturi " varaka bin nevfel'in, eşi hatice'nin kuzeni olması, aralarındaki yakınlaşmanın da inkar edilemez bir gerçeğidir.

    bu dönemde aynı inanca ( putperestliğin reddi ) sahip olanların sadece varaka bin nevfel ve muhammed olmadığına dair çeşitli iddialar da bulunmaktadır. muhammed ve varaka'nın yanında osman bin halis, kıys bin saide ve abdullah bin cehş'in olduğundan da bahsedilmektedir islami kaynaklarca. ancak bu iddialar her kaynakta geçmediğinden özellikle osman bin halis, kıys bin saide ve abdullah bin cahş değinmeyi pek yerinde görmüyorum. ancak islam öncesi devamlı beraber olduklarına ve fikir alışverişinde bulunduklarına dair çeşitli yazımlar araştırılması gereken konulardandır. (bkz: hanif)

    varaka bin nevfel ile muhammed'in beraber geçirdikleri süre noktasında çeşitli iddialar bulunmaktadır. ancak muhammed'in 25 yaşında evlendiği ve varaka ile bu yaşlarda tanıştığı varsayılırsa, varaka'nın da muhammed'in peygamberliğini ilan ettiği 40 yaşından kısa bir süre sonra öldüğü düşünülürse beraber geçirdikleri 15 yıla ortak kanaat getirilebilir. bazı çevreler islamiyet'in ortaya çıkışından sonra da yaşadığını iddia etmektedirler.

    hristiyanlık başta olmak üzere yahudilik ve diğer inanışlar hakkında da bilgisi olan varaka bin nevfel, muhammed tarafından çok sık ziyaret ediliyordu. gerek incil, gerekse diğer kutsal kitaplar hakkında muhammed'in peygamberliğinden önce bilgi sahibi olması ve yine kuran'da ismi geçen diğer peygamberler ve hikayeleri hakkında fikir sahibi olması varaka ile geçirmiş olduğu 15 yılın bir sonucudur. islam inancında okuma yazması dahi olmadığından, dolayısıyla kuran'ı kendisinin yazmadığından dem vuruluyor olsa dahi, dinler tarihi hakkında zamanına göre kuvvetli bilgilere sahip olan varaka bin nevfel ile geçirmiş olduğu yıllar, okuma yazma bilmediği çelişkilerine cevap niteliği taşımaktadır. peygamberliğini ilan etmesinden kısa bir süre önce nur dağı'ndaki hira mağarasına gitmeye başlayan muhammed, bir süre sonra da vahiy aldığını iddia ederek peygamberliğini ilan etmiştir. bu iddiayı ilk kez eşi hatice'ye açmış, sonrasında olanlar varaka bin nevfel'e nakledilmiştir. varaka bin nevfel de muhammed'in anlattıklarını onaylarak, kendisinin peygamber olduğunu tasdiklemiştir. bunun üzerine ilk müslüman olan hatice olmuştur. varaka bin nevfel'in müslüman olduğuna / olmadığına dair birçok iddia bulunmaktadır, ancak ne kadar doğru oldukları tartışılabilir.

    kuran'da ismi geçen bütün peygamberlerin, peygamberliklerinin başlaması hakkında edinilen bilgiler kuran'dan öteye geçememektedir. muhammed dışındaki diğer peygamberlerin hayatları, nasıl peygamber olduklarına dair durumlar sadece efsaneler ve hikayelerden oluşmaktadır. ancak günümüzden yaklaşık 1400 yıl önce ortaya çıkan islam inancında, o dönemde mekke'de yaşamış olan ve çok önemli bir şahıs olan din bilgini varaka bin nevfel atlanmıştır, üstüne düşülmemiştir.

    muhammed'in varaka bin nevfel ile geçirmiş olduğu yıllar sonrasında hira mağarasında uzun geceler geçirmesi, fikirsel bazda yaratacağı yeni dinin oluşmasına olanak sağlayan zemini oluşturmuş, ileride yapacağı tebliğler için varaka'dan öğrendiği her türlü tarihsel, coğrafik bilgiler, peygamber hikayelerini kafasında belirli zeminlere oturtmasına olanak sağlamıştır. zaten peygamberliğini tasdikleyen ilk kişi de varaka bin nevfel olmuştur. yaygın bilinenin aksine eşi hatice değildir. hatice ilk müslüman olandır.

    islamiyet'in diğer inanışlardan ve dinlerden etkilendiği zaten bilinmektedir ancak bunu muhammed'in nasıl oluşturduğuna dair gözardı edilmemesi gereken belki de en büyük gerçeklerdendir varaka bin nevfel. aynı zamanda " okuma & yazma bilmeden nasıl kitap yazılır " sorularına en büyük cevaptır.

    islam dininin çıkması noktasında çoğu tartışmada nedense varaka bin nevfel'den nadiren ( veya hiç ) bahsedilmekte ve üzerine hiç düşülmemektedir. çoğu ateist dahi kuran'ı muhammed'in yardımsız bir şekilde, kendi yazdığı noktasında hemfikir olabilmektedir. ancak varaka bin nevfel faktörü kesinlikle gözardı edilmemesi gereken bir durumdur.

    bugüne kadar varaka bin nevfel hakkında sadece 12 entry girilmesi de bunu destekler nitelikte zaten.

    ekleme : eğer sizin de bu konuda bildikleriniz, okuduklarınız veya söyleyecekleriniz var ise yazabilirsiniz. entry'yi zamanın ötesine gönderip, seri bir şekilde eksilemenin bir anlamı yok.
  • kuran ayetlerini yazan kişidir...
  • müslümandır diye duydum.. acizane, sarsak ve kıymetsiz kanaatim de o yönde..

    "sana gelen cebraildir, aldığın vahiydir, sen de ahir zamanın peygamberisin" diyor allah'ın birliğinden zaten haberdar olan bu zat..
    bu ikrardan başka ne gerekiyor ki zaten islam dairesine girmek için..?

    müslümandır..