hesabın var mı? giriş yap

  • ne renkli coğrafya lan bir giriyorsun her ideolojiden adamla çatışıyorsun.

    counter strike serverı gibi şerefsizim.

  • 12 yıllık olanın tadı bana konyak gibi gelen viski markası.

    içerken bildiğin üzüm tadı aldım bol bol. oldukça tatlı, şekerli bir lezzete sahip gibi geldi bana. damak tadıma çok uygun değil özetle.

    edit: diğer viski yorumlarım için (bkz: #60703155)

  • digitürk'te denk geldim. çok sevdiğim ve cidden hiç boşu yok denen oyunculardan (bkz: patricia arquette)'yi de görünce direk izlemeye başladım. henüz 3 bölüm oldu ama çok etkilendim. gerçek hikaye olması inanılmaz bir şey. bölüm sonlarında "gerçek olaylara dayansa da abartılı sahneler mevcuttur" diye uyarı geçmesine rağmen, o abartılar olmasa da olayın gerçekliği sizi ürpertiyor.

    bu kadar az entry girilmesine şaşırdım açıkçası. 2019 un son güzel dizisi olabilir. o ne muhteşem oyunculuklar. gipsy'yi oynayan (bkz: joey king) de döktürmüş cidden. bizde otizmli doktoru, gözlerini boş boş bir yere dikerek iyi oynadığını zannedenlerin izlemesi gerekir.

  • türk askerlerinin inanılmaz yalnız bırakıldığı, adeta gözden çıkarıldığı savaş. türkler amerikalıların ve ingilizlerin hatasından dolayı 3 gün boyunca yüzlerce kilometre yolda hiç bir zırhlı desteği olmadan, yürüyerek çekilmek durumunda kalmışlardır. yıllar sonra açıklanan ingiliz belgelerinde, 'türkler onları orada yalnız ve techizatsız bırakmamızdan dolayı bize çok sinirlenecekler diye düşünmüştük. ama hiç bir tepki vermediler' şeklinde geçmiştir bu olay.
    türkler ise bugün bile sözde müttefiklerinin kendilerini sik gibi ortada bırakmış olmalarını tartışmazlar da nasıl kahramalık yaptık, çok kaybımız oldu ama tarih yazdık zihniyetindedirler.
    zaten batı için türkler bu nedenle vardır, asker diye koy bi yere ölsün, sonra kendini kahraman sansın... biz kendi insanımıza ve hayatına değer vermedikçe kimse de bize vermeyecektir değer. ileri olmak ve geri kalmak'ın arasındaki ayrım burada sanırım.

  • servetlerine servet katmak icin arap kabilelerinin kucagindan inmeyen devlet "buyuklerimizin" koca turkiye'yi ne hale getirdiginin bir ornegidir.

  • x kuşağının önemli özelliklerinden markaya bağlılık ve otoriteye itaat kavramlarının y kuşağında bulunmaması kökenlidir.

    reklam ve propagandadan etiklenmez y kuşağı, x'in yemesi için dizayn edilmiş pazarlama teknikleri üzerinde etkisizdir.

    y kuşağının zaafiyeti pop kültürdür. bir şeyi popülerleştir ve bütün kaynaklarını ona harcamasını izle. selfie, sosyal medya bunların en güzel örnekleri. 5-6 ünlüye kullandır ve duyur. gerisi çorap söküğü gibi gelir.

    planking, ice bucket challenge, bir anda parlayan ne olduğunu nereden çıktığını anlamadan ortalığı kasıp kavuran ve ömrünü dolduran kavramlar oldu. hep bunun sayesinde.

    x kuşağı işe girdiği andan itibaren patronunun kölesidir. yokluk görmüştür, bilinmezden korkar, macera sevmez, şükür eder.
    y kuşağı işe girdiği an patronundan default olarak nefret eder. yokluğu fazla bilmez, bilinmez, macera onun için tahrik unsurudur.

    en önemli özelliklerinden biri de y kuşağı drama sever. dramayı icat eden (teatral anlamda değil, sosyal hayat dramasını kast ediyorum) pembe dizilerin, arabeskin yaratıcısı x kuşağından bile daha çok sever. dolayısıyla işsiz kalıp sefalet çekmek y kuşağı için heyecan vericidir, bu duruma karşı dik durup çevresine poz kesmek güçlü olduğu mesajı vermek ister. bir çoğu, kendi farkında olmasa bile içten içe patronu kötü davransın, sevgilisi aldatsın, evi yansın filan ister. hayatında melodramatik heyecanlar arar. dolayısıyla işsiz kalmaktan korkmaz. çünkü kendisine pop kültürle bu kavramlar empoze edilmiştir. popüler dizi film şarkılarda idolleştirilen baş karakterin başından bu tip olaylar geçmektedir ve y kuşağı bu karakterlerle kendini özdeşleştirir. x kuşağı ise bu karakterlere acır.

    y kuşağı bireyselcidir ve kendini dünyanın merkezine koyar. kendini çook uzun bir filmin başrol oyuncusu olarak görür ve etrafındaki herkes figürandır. onun için romantik ilişkileri daha çetrefilli ve anstabil yapıdadır. sürekli yükselip filmin sonunda en tepede olmayı hedefler. x kuşağı bir bütünün parçası gibi hissetmeye uygundur. aile kavramı onun için değerlidir. iş arkadaşlarıyla samimi ve kalıcı ilişkiler kurar. y kuşağının iş ilişkileri genel olarak soğuk yapmacık ve çıkar üzerinedir. kendi filminde figüran olan herkes yükselmek için bir gün üzerine basmaktan çekinmeyeceği kaldırım taşlarıdır.

    sonuç olarak içinde bulunduğumuz 2017 yılında x kuşağı patron, y kuşağı yeni çalışandır. y kuşağı yeni yeni yavaş yavaş patron statüsü kazanmaya başlamaktadır.

    ancak yöneten y yönetilen y olduğu zaman ben bu kuşak çatışmasının çözüleceğini öngörmüyorum. aksine daha da derinleşecek. çünkü melodram bağımlı y'ler iyi yöneticiler olamayacaklar ve altlarındaki en az kendileri kadar hırslı ve egoist diğer y'ler bu durumu kolaylaştırmayacak. bence asıl cümbüşü o zaman göreceğiz.

    şimdi hepsini yazmaya kalksam kitap olacağı için bu noktada kesiyorum. bir çok eksik altı doldurulmamış kavram var ama hepsini detaylı inceleyince pop kültür, döneme damga vuran tarihsel olaylar ve kişiler ile ilgisi var. konunun uzmanı değilim ancak merak edilen konularda sorusu olanların sorularını cevaplayabilirim.

    şimdi mesaj atıp hocam ben a kuşağıyım hiç dediğine uymuyorum, b kuşağıyım şöyle böyle demeyin. bu yazılanlar psikoloji değil sosyoloji konusudur. bireyleri tek tek değil bir bütün olarak ele alır. bütüne tepeden bakınca görünen budur.

    ayrıca y kuşağının önemli özelliklerinden biri de farklı/özel olduğunu düşünmektir. yani y kuşağıysanız ve bu yazılanların size uymadığını düşünüyorsanız, tebrikler, tipik özelliklerinden en az birini karşılıyorsunuz. *

    edit: y kuşağını* bu kadar (x kuşağının gözünden bakarak söylüyorum) gömmüşken, bir noktayı vurgulamadan geçmek olmazdı. y kuşağı teknolojinin en hızlı ilerlediği dönemin hemen sonrasına doğmuş kuşaktır. bu nedenle önemli bir kırılma noktası oluştururlar. ileride bir gün kuşaklar kendi aralarında sınıflandırıldığı zaman* bir konu başlığı x ve y kuşakları arasında olacaktır. yani y kendi içinde bulunacağı kuşaklar grubunun ilk üyesi olacaktır ve artık o gruba ne isim verilecekse onun ilk örnekleri, prototipleri, başka bir bakış açısından en ilkelleridir. bunlar bilgisayarla doğan ilk çocuklardır. ilk gençliklerinde internetle tanışmış ve hayatlarının bu reseptif döneminde bu olguyu kendilerine entegre ederek oldukça aktif kullanıcıları olmuşlardır. tabi bunlardan sonra gelen z kuşakları direk internet ile doğmuş kuşak olup doğumlarından itibaren tanışık oldukları bu olguyu doğal hayatın bir parçası olarak kabul etmişlerdir.

    dediğim gibi, broşür uzunluğunu çoktan geçtik, kitapçık uzunluğuna yaklaşırken kapatıyorum. * kitabı buraya yazmayayım bedavaya. *

    edit2: kendimi durduramıyorum birkaç şey daha eklemem lazım.
    x kuşağının alamet-i farikası üretkenlik, y kuşağınınki yaratıcılıktır.
    z kuşağına çok değinmedim, çünkü bu kuşağın en büyük üyeleri 17 yaşındalar ve henüz onları yeni yeni tanıyoruz. z kuşağı bence şu an yeni tanımlanıyor olmalıydı, ancak bir grup aklıevvel sosyoloğun önce biz tanımlayalım, bizim adımız anılsın, ilk biz yapalım güdüleriyle aceleci davrandığını düşünüyorum. bu neslin özellikleri yeni yeni kendini göstermeye başlayacaktır.

    bir de şu var, x kuşağının y kuşağını eleştirmeye çok da hakkı yoktur. çünkü bu kuşağı onlar yetiştirdi, onlar yarattı, beslendikleri popüler kültürü onlar oluşturdu ve dayattı. dolayısıyla y kuşağında takdir ettikleri ve sevmedikleri bütün özellikler kendilerinin eseridir.
    ancak bir y kuşağı bir z kuşağını istediği kadar eleştirebilir, yerin dibine bile sokabilir, çünkü bu kuşağı da x kuşağı yarattı, z kuşağının ilk üyeleri 2000 yılında doğduğunda y kuşağının en büyükleri 20 yaşındaydı, kendi çocukları yoktu dünyayı ve popüler kültürü halen x kuşağı yönetiyordu. bundan sonra tanımlanacak kuşakların da aynı şekilde 15-20 yıl arayla tanımlanacağını varsayarsak y kuşağı ancak bu yeni tanımlanacak kuşakların bir veya birkaçından sorumlu olabilir. hatta y kuşağının da sorumluluğunu büyük ölçüde x ve baby boomerlar paylaşmaktadır.

  • boğaziçi elektrik&elektronik mühendisliği bölümünü kazandığımı bana haykırmıştır az önce.

    şaka lan şaka. 7 yıl oldu ben üniversiteden mezun olalı. burası benim hayalimdi. her yıl bu başlığa girerim bunu. deliyim ben.

  • klavye mantığı ile, hatunu ters çevirip sallarsanız, kırıntılar oradan çıkacaktır. ama çıkmayabilir de, sonuçta ben klavye ile her gün beraberim, hatun nedir bilemiyorum pek.