hesabın var mı? giriş yap

  • ben..
    benim asosyal insan tanımım "çok kişi tanımak uğruna, bir sürü arkadaş, çevre edinmek uğruna kişiliğinden ödün vermeyen kişi." olurdu.

  • dunya kupasi tarihinde bir ulkenin futbol federasyonu baskaninin sahaya girip hakeme itiraz ettigi, takimi mactan cekeyazdigi ve bir gol kararinin geri donduruldugu ender (belki de tek) maclardan biridir. yani hepsinin birden oldugu tek mac ama, ayri ayri bilemeyecegim.

    olay sudur ki, kuveyt takimi 3-1 maglup iken fransa atak yapmaktadir. o sirada hem staddakiler, hem de televizyon basindakiler bir duduk sesi duyarlar. duyduklari duduk sesine izleyiciler (biri haric) sadece sasirmis, fakat kuveyt milli takimi sasirmakla yetinmeyip oynamayi birakmistir. fransiz futbolcu alain giresse ise engin konsantrasyonundan dolayi (muhtemelen) topu surmeye devam etmis, golunu cakmistir. kuveytliler az biraz uzulup topu santraya koymuslarken bir talimat sonucu sahayi terk etmeye baslarlar. talimat tribunden elini sallayan seyh fahid el-ahmet el-sabah'tan baskasi degildir. zaten bu isimde bir baskasi olamaz. seyh gazini birakmayip sahaya dalar, ve hakeme "tavsiye"lerde bulunur. sovyet hakem miroslav stupar ise bu tavsiyelerden etkilenir, ve hakem atisiyla oyunu giresse'in topu aldigi yerden baslatir. fransa kalan dakikalarda bir gol daha cakip "bu da mi gol degil" dansi yaparlarkene, kuveyt 4-1 yenilir ve sahayi basi onde terk eder.

  • imdb top 250'de ilk 10'a girecek. bunu yazdığım tarihe iyi bakın. daha da editlemem. 2014'e kim öle kim kala ayrıca.

  • üyelik için 50 lira giriş ödentisi ile 6 aylık aidat olan 120 lirayı nakit isteyen oluşum. fadıl bizi dolandırdı demeyin çakallar kapmışsınız bişeyler;)

  • acilen sosyal hizmetlerin çocuğu aileden alması gerekiyor. dünya literatüründe vegan bebek/çocuk diye bir şey yok

  • hayatın gerçeklerini tokat gibi yüzünüze çarpar. ben dün geceki maçta üç kere sigarayı bıraktım, iki kere hastanelik oldum, iki kere maç yapmaya tövbe ettim, kalede durduğum 6 dakika da 6 gol yedim... şimdi ise bir dağ evine yerleşip odunculuk yapıyorum.

  • öncelikle şu satırla mentörlük ve antrenman takvimi konusundaki çıkarımlarıma başlıyorum;

    futbolcular 18 yaşına kadar daha çok idmanda, 18 yaşından sonra daha çok maç oynayarak özelliklerini arttırırlar. bu oyunun dinamiğidir. kararlılık ve çalışkanlık değerlerinin yüksek olması da oyuncunun potansiyeline ulaşabilmesi için önemlidir.

    *- antrenman sekmesinden antrenörler başlığını açtıktan sonra "antrenör görevlendirmeleri"ni göreceksiniz. burada oyun size otomatik bir atama yapabilir, ama siz bunu yapmayın. her antrenörü, tek tek antreman seçerek bakın ve en çok yıldız verdiği alanda çalıştırın.
    varsayalım ki birden fazla antrenör aynı sayıda yıldızı savunma-teknik alanında veriyor. bunlardan bir tanesini gönderin gitsin. yerine personel arama sekmesinde aşağıdaki gibi özelleştirilmiş arama ile savunma-taktik konusunda yetenekli antrenörler arayın. burada antrenman kaliteniz çok önemli. antrenör sözleşmeleri değişken olduğunda belirli aralıklarla arama yaptırıp, yüksek maaşlı antrenörleri de sözleşmelerinin bitmesine doğru getirebilirsiniz.

    https://eksiup.com/574bd05fe106

    *- takımdaki fizyoterapist sayısı ve kalitesinin sakatlıklar ile direkt ilişkisi var gördüğüm üzere. fizyoterapist kalitesinin artması ile birlikte takımdaki sakatlıklar da azalıyor. sakatlıkları tamamen bitirmek çok güç ama en aza indirmek için iyi bir fizyo takımı çok önemli. ben özellikle antrenörleri de kondisyon antrenörlüğü yüksek olanlardan seçiyorum. oyun bu dinamikleri alt alta topluyor ve buna bağlı olarak sakatlanma riski oluşturuyor. personel bazındaki çabalarınızın karşılığını daha düşük bir toplam sakatlanma riski ile alıyorsunuz.

    burada şunu düşünmeyin, "ben alt ligin de alt liginde bir takımla oynuyorum, nerden bulacağım iyi fizyo da takımımı koruyacağım". takımınızın ve futbolcularınızın oynadığı maçların büyüklüğüne (important matches) ve sayısına göre ihtiyaçları de artıp azalacaktır. daha yoğun maçlar oynayan üst düzey bir takımı dinç tutmak için çok sayıda kaliteli fizyoterapist gerekirken, daha düşük profesyonellik seviyesinde maçlar yapan takımlar için belki 1 adet ortalama fizyo bile yeterli iş görecektir.

    *- gelelim olayın asıl yerine. antrenman başlığı artık eskisi gibi "hücum-savunma" olarak değil, çok daha geniş kapsamda hazırlanmış. bu da doğru bir takım düzeni için elimizde daha çok şans olduğu anlamına geliyor.

    öncelikle her hafta tek tek ayarlamak yerine, genel bir yapısı olması açısından antrenman ayarlamalarını yardımcı antrenörünüze bırakın. bu sayede birkaç değişiklik ile takımınıza uygun antrenmanı, daha kolay yoldan halletmiş olursunuz. hem tembellik ettiğiniz anlarda da takımınız yarı yolda kalmaz. aynı zamanda; sezon öncesi yapılması gereken yoğun fiziksel yükleme idmanını da toparlayacaktır. bununla birlikte tam bir antrenman haftasını, önceden hazır gelen antrenman sistemleriyle kendiniz de seçebilirsiniz. antrenman takvimini açtığınızda her hafta için ayrı bir toplam antrenman düzeni karşınıza çıkacaktır.

    https://eksiup.com/09d2a414c878

    genel olarak günde 3 idman yapılıyor ve bu idmanlar 1. 2. ve ekstra idman olarak seçili. yardımcı antrenörünüz hiç ekstra idman koymayacaktır. burada siz devreye girip, bir sonraki maça göre ekstra antrenmanınızı ayarlamalısınız.

    https://eksiup.com/930e39687596

    antrenman, futbolcular ve daha önemlisi artık bir sonraki maç için değerli bir hal aldı. zor bir rakiple mücadele edeceğiniz hafta kalecinize "kalecilik - birebirler" çalıştırmak ya da nispeten kolay bir rakiple oynarken savunma oyuncularınıza "savunma - geniş alanda savunma" çalıştırmak şüphesiz ki çok faydalı oluyor. oyunu izlerken net olarak görüyorsunuz ki bunu yardımcı antrenör geri bildilerimlerinde de maç içinde veriyor.

    antrenmanın ağır olmasından korkmayın, fiziksel idman sayısını makul seviyede tutup, daha çok savunma yerleşimi, daha çok gol çalışması, daha çok top dağıtımı idmanlarını ek idmanlara koyarak oyuncularınızın düşük idmandan şikayet etmesinin önüne geçin. idman kutucuklarının altındaki bar, idman yoğunluğunu gösterecektir. tecrübe edeceğiniz üzere 3 taktik idmanı olan bir günde dahi yoğunluk yarıyı geçmiyor. bununla birlikte takıma ceza vermediğiniz sürece maçtan sonra idman koymayıp, sadece rejenerasyon ile geçirmeye özen gösterin. bu maç sonrası idmanlar takım kondisyonundan sahiden yiyor, içiyor. ben kendi düzenimde tüm hafta idman varsa, sadece 1 gün ek idman koymuyorum. onun dışında tüm hafta idman yapıyorlar.

    mutlaka oyuncular antrenman düzeninden şikayet edeceklerdir. iyi bir takim oyunu ve idman performansı için bunları değerlendirin. takımdaki şikayetlere göre ek idmanlarınızı belirleyebilirsiniz. yalnız burada bir hata var, özellikle 3 günde 1 maçlar sıklaşınca artık idman yapmaya neredeyse gün kalmıyor. burada futbolcular onu bunu çalışamadık diye ağlıyorlar. ağlarsınız, zira gün yok çalıştırmaya. bence oyun buna bir çözüm üretmeli.

    özellikle üç haftada 1 de olsa bir kalecilik idmanı koymak ve takıma hücum korner organizasyonları çalıştırmak oyunda direkt olarak faydasını göreceğiniz şeyler. kornerden gol atmanın yolu, mutlaka korner çalıştırmaktan geçiyor. aynı şekilde finallerden önce bir penaltı idmanı yaptırmak da, penaltı atışları sırasında yolunuzu açacaktır.

    yine antrenman için önemli bir alan; antrenman sekmesi altındaki "gruplar halinde" kısmı. burada kaleci/savunma/hücum olmak üzere 3 grup var. başlangıçta otomatik ayrılacaktır oyuncularınız. siz yine de merkez ortasaha olmasına rağmen defansif roller verdiğiniz bir oyuncunun hücum değil, savunma grubunda olmasına dikkat edin. ya da sürekli ilerde oynayan, hücum gücü kuvvetli bir kanat bekinizi hücum grubuyla çalıştırabilirsiniz.

    özetle; antrenman takviminin genel yapısını yardımcıya bırakmakla birlikte her hafta tek tek ek idmanları atlamayın, bir sonraki maçınıza ve oyuncuların isteklerine uygun olarak ek idmanları belirlemeyi unutmayın.

    gelelim işin mentörlük kısmına. "takım dinamikleri" adı altında bir alan var ve burada hem takımda sözü geçen papaz topçularınızı, hem de arkadaş gruplarını görüyorsunuz. bir gruba dahil olmayan oyuncular genel olarak düşük idman performansı veriyor ve mutsuzluklarından maça konsantre olamıyorlar.

    arkadaş gruplarına ayrılmış, mutlu bir takımın ne demek olduğunu ekran görüntüsünden görebilirsiniz;

    https://eksiup.com/bae003f57747

    aynı şekilde arkadaş grubuna giremeyen kimse kalmadığında futbolcuların ne kadar keyifli oldukları da gerçektir;

    https://eksiup.com/b926a4184179

    takımdaki arkadaş grupları sayesinde takım ya da bireysel gidişhatı konusunda sorun çıkartan oyuncu sayısı azalacak ve sıkıntısız bir yönetim sürecine dahil olacaksınız.

    mentörlük tam olarak burada devreye giriyor. takımınızın merkez ve ikinci arkadaş grubundan nüfuzu en yüksek oyuncuları bulun ve mentörlük gruplarınızı buna göre belirleyin. bu oyuncular mentör gruplarınızın lideri olacaktır. mentörlük grubuna ekleyeceğiniz ilk oyuncular, her iki arkadaş grubuna da girememiş oyuncular olsun. bunları uygun karakter tiplerine göre dağıtmaya özen gösterin. karakter seviyeleri "doğuştan lider, lider, mükemmelliyetçi, profesyonel, yürekli, azimli, hırslı..." diye gidiyor. bundan sonra da "x sayılır"lar var. mümkün olduğunca benzer karakterli oyuncuları mentörlük gruplarına ayırın. geçen birkaç ayın ardından artık "diğer" alanında arkadaşsız duran topçuların, mentörlük sayesinde bir arkadaş grubuna dahil olduklarını görebilirsiniz. mentörlük aynı zamanda oyuncuların, mentör grubunun lideri ile benzer özelliklere erişmeye çalışacağını da göz önünde bulundurun.

    ben bu şekilde herhangi bir ciddi sakatlık olmadan sezonlarımı geçiriyorum. aynı anda sakatlanan oyuncu sayısı da 3-4'ü pek geçmiyor. bunlar da genelde maçta darbe alıp 1-7 gün arası sakatlanan oyuncular oluyor. her ne olursa olsun sakat oyuncuyla devam etmiyor, sakat oyuncuyla maça çıkmıyorum. sakatlanan oyuncuya da iğneyi basmıyorum.

    (bkz: eyyorlamam bu kadar)

  • çok az bilinen bir hikayedir bu aslında. hazır karabağ savaşı bitmişken bu hikayedende bahsetmesek olmaz. ayrıca her türk'ün bilmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. adam öyle bir deha ki şu an dil ucu sınır kapısı olarak isimlendirilen bölgeyi parasını kendi servetinden verip 13 kilometrekarelik araziyi iran'dan satın alarak vatan toprağı yapıyor ama bu 13 kilometrekarelik alan öyle bir noktada ki sadece jeopolitika bilen ve ileri görüşlü birisinin anlayabileceği bir 13 kilometrekare olsa gerek.

    https://hizliresim.com/q75sjk

    bölgenin önemine gelirsek o zamanlar nahçıvan denilen bölge iran ve ermenistan arasında sıkışan bir alan. atatürk nahcıvanın türkiye'nin orta asya'ya açılan kapısı olduğunun farkında o yüzden o zaman sıkı ilişkiler kurduğu iran şahı rıza pehlevi yi ikna ederek bu bölgeyi kendi cebinden para ödeyerek türkiye'ye bağlıyor ve dil ucu diğer adıyla türk kapısı olarak bilinen bölge ile nahçıvan birleştiriliyor. yıllar yıllar sonra ilk karabağ savaşında bu bölgeden nahçıvana silah ve gıda yardımı yapılarak bölgenin ayakta kalması sağlanıyor. atatürk bu hamlesiyle türkiye'nin orta asyadaki soydaşları ile bağlantısının kopmasını engelliyor denilebilir hemde sadece 13 kilometrekarelik alanla. peki bu gün ne mi oldu ? karabağ savaşını azerbaycan kazandıktan sonra türk koridoru ile türkiye nahçıvan azerbaycan birbirine bağlandı ve bu bölgeye demir yolu hattı kurulacağı açıklandı. dolayısı ile tüm turan bölgesine hazar denizi üzerinden ulaşım sağlandı ve bütün hepsi atatürk'ün cebinden satın aldığı bu 13 kilometrekarelik alan sayesinde oldu. banada bu gün paşa'nın ileri görüşlülüğünü bir kez daha selamlamak düşer

    ayrıca bizzat nahçıvan başkonsolosluğunun sitesinde de geçer kaynakcanlara gelsin.

    http://naxcivan.cg.mfa.gov.tr/…%9f%c4%b1%20bilinir.