hesabın var mı? giriş yap

  • merdiven

    evet aya ilk adımı atmakta kullanılan bildiğin seyyar merdiven.
    tahminler doğruysa o zamanlarda proxima b gezegenine ilk adımı atıyor olacağız. kıçı kırık seyyar merdivenle.

    3000 senesinde bu yazıyı okuyorsanız ve de proxima b'ye merdivenle indiyseniz allah sizin belanızı versin. insan 3 kuruşa kıyar da otomatik açılır rampa yapar.
    inşallah astronotun ayağı kaymıştır da merdivenin tepesindeki çıkıntı bi' tarafına kaçmıştır.

  • popüler bir efsaneyi ortadan kaldırmaya çalışayım. okumuş olabileceğinizin aksine, kara delikler emme konusunda berbattır.

    kütlesi üç güneş kütlesi olan küçük bir kara delik ile aynı kütleye sahip sıradan bir yıldızı karşılaştıralım şimdi soruyorum; bu ikisinden hangisi maddeyi daha verimli bir şekilde yakalayacak?
    “tabii ki kara delik” dediyseniz üzgünüm.

    nedenini açıklayayım.
    güneşimizin üç katı büyüklüğündeki bu sıradan yıldız, diyelim ki 2-3 milyon kilometre veya 1,5-2 milyon mil çapa sahip olacak ki bu gerçekten çok büyük.
    bu yıldıza yaklaşan, başıboş kuyruklu yıldızlar, asteroitler, toz parçacıkları, hatta başka bir gezegenle tedirgin edici bir karşılaşmayla yörüngelerinden çıkan gezegenler veya aylar hepsi sonunda yıldızın yüzeyiyle çarpışıp içine düşebilir. bunun olması için yıldızın merkezine yaklaşık 1,5 milyon kilometreden fazla yaklaşmaları gerekmez. başka bir deyişle, yıldızı bir hedef gözü olarak düşünürseniz, çok çok çok büyük bir hedef gözüdür ve hassas nişan almasanız bile vurulması kolaydır.

    ama kara deliğe bakın; bu üç güneş kütleli kara deliğin olay ufku yarıçapı 10 kilometreden azdır.
    kara deliğin yanından daha büyük bir mesafeden geçen hiçbir şey kara deliğin içine düşmeyecektir. elbette, bir gezegen yeterince yaklaşırsa, gelgit kuvvetleri tarafından parçalara ayrılacak ve gezegendeki maddenin en azından bir kısmı kara deliğe düşecek, ancak bunun için bile gezegenin oldukça yaklaşması gerekiyor.
    elbette kara delik büyüdükçe olay ufkunun yarıçapı da artar. böylece vurmak daha kolay olur. ancak aynı zamanda,olay ufkunun yakınında gelgit kuvvetleri azalır. bu da olay ufkundan geçen nesnelerin parçalanmama şansının çok daha yüksek olduğu anlamına gelir.

    şimdi samanyolu'nun orta bölgesinde gizlenen kara deliğe bakın.
    yaklaşık 4 milyon güneş ağırlığındadır. bu da yaklaşık 12 milyon kilometrelik bir olay ufku anlamına geliyor. güneşimizle karşılaştırıldığında bu büyük (neredeyse 20 kat daha büyük) ama büyük şemada son derece küçük bir hedef.
    samanyolu'ndaki çoğu yıldız, bu kara deliğe birkaç bin ışık yılından daha yakın olma tehlikesiyle karşı karşıya değildir. yani birkaç on katrilyon (birkaç 10.000.000.000.000.000) kilometre.

    süper kütleli kara delikler mutlaka olacaktır birçok gökada merkezi bölgelerinde bulunan değil tüm galaksileri yemek. üzgünüm galaktik dinamikler böyle çalışmıyor.

  • milattan önce 3 bin yıllarından beri var olan "şarap" a bile sansür uygulayan bir zihniyet ile karşı karşıyayız.
    hala anlayamadılar yasak olan her şeyin, insanlara daha çekici geldiğini ve geleceğini.

    edit : işin en ironik kısmı da bu yasaklayan zihniyetin inandığı değerler, onlara şaraptan ırmak vaadediyor. *

    (bkz: boş bakkal taşak tartar)

  • bu zıkkımı bozdurmak için berlin tegel'de komisyon ödemiştim.

    bir kere takside 100 euro kaybetmiştim ve kendime gelmem günler almıştı. aynısını bunun için düşünemiyorum. bugün itibariyle yaklaşık 3800 tl değerinde. el kadar dikdörtgen bir kağıt. kaybediyorsun ve kaldırıma çöküp uzanıyorsun. ambulanslar falan geliyor.

    acı bir durum.

  • suleyman: hasta bakici.
    ben: narkoz mu yoksa ostrojen hormonu mu aldigi belli olmayan sozde erkek hasta.

    - suleyman beeey size de cok zahmet verdiiik. (kibar ol, ekstra kibar ol, ama ayni zamanda isveli ol)

    kendimden utanamiyorum bile.

  • güler misin ağlar mısın moduna sokabilir. okulda müzik dersinde gitar veya mandolin çalmamız şart koşulmuştu. babamın evinde çalışıyordum. müzik hocası disiplinli biriydi. öğrendiğim bir melodiyi sıkıntıyla çalıyordum. rahmetli babam duydu bunu.

    diyalog şu;

    - haftaya yemeğe kalabalık misafir gelecek. gitar çalar mısın o gece?
    - çalarım tabii.
    - iyi. çal da, erken kaçsınlar.

  • tarihe not düşülmesi gereken bir başka türk hava yolları rezaleti ama bu seferkininin hikayesinin üstüne hbo otursa mini bir sezon dizisi bile çıkabilir o derece değişik. ayrıca türk hava yolları da böyle böyle mağduriyet koleksiyonu yapmaya devam ededursun artık itibarları gözümde metro turizm seviyesine inmiştir.

    biz 17:40’ta tk 7248 uçuşu için uçağa gitmek üzere yer servisine alındık yaklaşık 5 dakikalık bir yolculuktan sonra uçağın dibine geldik ama kapılar açılmadı. bekliyoruz bi uçak var karşımızda gitmek istiyoruz ama gidemiyoruz. uçak da küçük embraer olanlarından hani sanki "bakın nasıl uçağımız güzel mi yeni aldık" diye böyle sergiliyorlar içerde biz ise 40-50 kişi nefes nefese güneşin vurduğu pist sıcağı ise yüzümüzde. neyse on dakika içerde bekledikten sonra yan taraftan bi vip dolmuşu geldi içinde 4-5 takım elbiseli adam ve birkaç güzel giyinimli kadın. bunların direkt uçağa alındığını gördük. hal böyle olunca yaşlıca bi amcaya fenalık geldi önce, sonra cinnet geçirdi kapıyı yumruklamaya, tokatlamaya başladı. bunun üzerine benim de süper kahramanlık dürtüm ister istemez harekete geçti. kapının acil durum çıkışına yarayan kırmızı düğmesini indirmeye başladım. -zaten hep içimde bi tuhaf ukte idi bu tür düğmelere basabilmek bir gün-. yalnız ben bu düğmeyi tam kavrayamadım ve kapı açılmadı bi türlü. yardım isteyeyim bari dedim sonra ulan süper kahraman yardım ister mi hiç diye biraz daha çektim parmağım kanadı. en son dayanamadım "pardon şunu indirebilir misiniz siz de?" dedim ve o sırada diğer kapıların da acil düğmesine bastılar, tüm kapılar açıldı. yaşlı adam ve bir kaç kişi beraber hızlıca görevlinin üstüne haklı bir şekilde kızarak yürümeye başladılar.

    “biz kümeste hayvan mıyız, kaç dakikadır bu sıcakta bekliyoruz otobüste?, neden bize kapıları açmıyorsunuz? vip'leri beklemek zorunda mıyız..niye bi açıklama yapmıyorsunuz?”

    yaşlı amca yer görevlilerine kızdıktan sonra kendinden geçip hostes ve pilotlara da kızdı. (ben bu yaşlı adamın eski ünlü hakem ve de milli hakem kurulu başkanı bülent yavuz olduğunu öğreniyorum. onu da uçaktaki 6 numaralı sivok beşiktaş formalı reyisten öğreniyorum. o da akşamki gençlerbirliği beşiktaş maçına gidiyormuş tek başına destek için. -gidemedi-)

    biz uçaktayken biraz sonra yardımcı pilot anons yaptı yüzünde anlamlandıramadığım bir gülümseme.

    “ya bizim bilgimiz dahilinde olmadan sizi uçağa davet etmişler, o yüzden sizi çıkarmak zorundayız. teknik bir sorun var sonra durumdan haberdar ederiz” dedi. herkes kabin bagajlarını geri aldı ve uçaktan çıktı. otobüse binerken artık iyice sosyal bir deneye maruz kaldığımızı düşünüyorum ve de bekleme salonuna giderken farkettik ki vip’ciler de bizimle beraber bu sefer aynı otobüste. o da ayrı bi komedi. vip dolmuşu ile dönseler daha bi komedi olurdu sanırım. bi tane aşırı zengin abla da gelip şikayet etti en sonunda.

    “biz vip’den çıktık, geri dönmemiz gereken yer de vip olması gerekirken neden burada ( bu fakirlerin arasında) bekliyoruz, anlamadım”.

    ablanın mağduriyeti elite plus mağduriyet bizimkisi basic, classic. öyle de olsa zengin de olsa ablaya ben hak verdim ve kendisinin mağduriyetini birazcık da olsa giderme adına araya mesafe koydum. orda beklerken sorunun ne olduğunu söylemediler, teknik arıza dediler, pilotun uçağı işgal(!) ettiğimizden dolayı kızdığını söylediler, birbirinden çelişkili cevaplar, birbirlerini anlamakta ve bize anlatmakta sorun çeken thy ve tgs görevlileri, atar yapan ego kasan yöneticileri olan ise gariban yolcuya. ulan ben hadi gencim az da sabırlı bi insanım yanımda 80 yasında bir dede vardı "niye buraya geldim" diye söylene söylene uzaklaştı vazgeçti uçuştan. ekranda ise periyodik olarak artan gecikme süresi. 45 dakika, 1 saat 5 dakika, 1 saat 20 dakika..vs

    asıl, 2 saate yakın bir rötardan sonra uçağa bindiğimizde ise suratımıza yedik fatality yumruğunu. "taksi sıramız 12, yaklaşık 45 dakika sonra kalkışı planlıyoruz".

    yani dünyanın bütün firmalarının bütün uçakları rötar yapabilir, bu havacılığın içinde olan bişey ancak bunu insan gibi ekrana yazarlar baştan bilgilendirirler, böyle thy gibi insana gluglu yours deyip hindi muamelesi yapmazlar. insan gibi açıklama yaparlar. yolcunun mağduriyetini giderirler bir şekilde. thy koltuklarında kıbleyi gösteren uygulamalar yapacağına biraz da elemanlarına yol yordam göstersinler. hepsi şaşırmış yönlerini. dün uçuştan 30 kişi vazgeçti umarım hepsi de hakkını arayacaktır bir şekilde. benim de elimden geleni şimdilik bu.