şükela:  tümü | bugün
  • nurullah atac'in bir kitabi. **
    goethe'nin nasil almanyanin shakespreare'i * olma hayalleri kurmasinin, frederique isimli koylu kizini terkedip charlotte'*ye asik olmasinin, charlotte'nin kestner* isimli nisanlisinin; goethe'nin hayat hikayesinin oykulestirilerek anlatildigi kitap.

    (bkz: #52832155)
  • nurullah ataç'ın goethe hakkındaki kitabı.

    "nurullah ata" imzasıyla yayımlanmıştır.

    1930'da istanbul'da maarif vekâleti tarafından devlet matbaası'nda 3000 adet bastırılan kitap, 17.5 kuruş olarak satılmıştı.

    keziban'ın entry'ye büyük katkısı şöyle:

    "genç werther'in ıztırapları" ataç'ın andre maurois'dan yaptığı bir çeviridir. kitap basılmadan önce, 1928 yılında hakimiyeti milliye gazetesinde gün gün yayımlanmıştır. "nurullah ataç bibliyografisi"ni (tdk, 1962) hazırlayan sami özerdim şöyle notlar düşmüş konuyla ilgili (s. 302, s. 310) :

    "kitabın üzerinde yazarının adı yoktur. tefrikasında yazarın adı verilmiştir. (...) andre maurois: genç verter'in ıstırapları. 19 eylül-4 ekim, 2. sayfada [tefrika numarası konulmamıştır. 23, 24, 28, 30 eylül; 2 ekim günlü gazetelerde tefrika çıkmamıştır.]"
  • hem kapağında hem de künye sayfalarında "genç werther'in ıztırapları" yazar bu kitabın. ama metinde sözcüğün genel kullanımdaki biçimi, yani "ıstırapları" denilmiştir (yukarıda önerilen "ızdırap" da yanlıştır bu arada; doğrusu "ıztırâb"dır ama çağdaş yazım kılavuzlarında "ıstırap" diye geçer, dolayısıyla günümüzdeki doğru kullanımı budur). ayrıca, daha önce de* belirtildiği üzere, her ne kadar adı kapakta anılmamışsa bile, kitabın yazarı andre maurois'dır.

    bu kitapla ilgili, değerli yazar ahmetfirat'ın uyarısıyla ortaya çıkan bir gerçek, yapıtın aynı basım yılını taşıyan iki ayrı kapağı olduğu yönünde... birinin kapağına çevirmenin adı "nurullah ata" olarak yazılmışken ötekinde "nurullah ataç" diye geçiyor. öte yandan, her ikisinin de künye sayfalarında "nurullah ata" yazıyor. işte o kapaklar :

    http://www.nadirkitap.com/…lah-atac-kitap31510.html
    http://www.nadirkitap.com/…goethe-kitap1461346.html
  • insanın damarlarının içine işleyen bir dil yapısı vardır bu kitabın. lise son sınıftayım. çok okuyan birisi değildim o zamanlar ama anadolunun ücra köşesinde yaşayan birine göre okuyan bazen de yazan biriydim. her ne kadar yazdıklarımı herkesten saklasam bile.
    edebiyat hocamız dünyanın en tatlı insanı. orhan hoca. engelliydi kendisi, okula bastonları ile gelir giderdi. galiba hayatım boyunca sevdiğim ve seveceğim en iyi öğretmen o oldu. dövdü mü? çok dövdü. ama verdiği emekler vurduğu tokatların yanında bir hiçti.
    edebiyat dersindeyiz. orhan hoca anlatıyor. dersin bitmesini, zilin çalmasını sınıfın hatta okulun en haylazı olarak dört gözle bekliyorum. zil çaldı ben hemen fıyacakken "fuckthecensus, otur yerine" dedi. bende ne oluyor lan. yine ne yaptım diyorum ama orhan hocanın derdi başkaymış.
    bastonları ile öğretmen masasına gidene kadar kendi içimde "mına koyayım teneffüs bitti" diye resmen içimi yiyorum.
    orhan hoca masanın üstünde duran küçük bir kitabı kaldırarak "bu kitabı okumanızı istiyorum" dedi. dedi ama affedersiniz tikimde değil. teneffüs bitecek! bitse de gitsek diyorum.
    ansıyorum, bir kaç ta küfür sallamıştım içimden. orhan hoca benim fıyacağımı anlamış olmalı ki sürekli bana bakarak anlatıyor. o anlattıkça ben gözlerimi kaçırıyorum. sözlerini de şöyle bitirdi. "çarşamba günü olan dersimiz de fuckthcensus bize kitabın özetini anlatacak." sıçtım. evet kitap okurum ama iletişim sıfır bende. hayatta okuduğum bir şeyi anlatamam! öyle bir kapasite yok. neyse yapacak bir şey yok deyip aldırdık kitabı babama.
    babam elinde kitap eve gelene kadar söylendi.
    -amma pahalıymış law kitap.
    +he öyledir baba.
    okumaya başladım. başladım okumaya ama böyle bir şeyler oluyor bana. okurken kalbim pıt pıt atıyor. ulan diyorum ne güzel yazmış! ne güzel anlatmış. o zaman da malum lise yıllarında herkesin aşık olduğu ama kimseye yar olmayan klasik mavi gözlü sarı saçlı kız figürü var. yazar beni anlatmış diyorum. ben o an "werther" oluyorum. "lotte" ise herkesin sevdiği ama benim olmayan kadın.
    sonlarına doğru geldim kitabın. o bastırdığım duygular daha da depreşti. ve son pasajı okuduğumda bende ağlamaya başlamıştım. werther intihar ettiğinde kendimin neden yaşadığını düşündüm! ağlamıştım. ama bizim oralarda erkek adam ağlamazdı. annem hıçkırık seslerimi duymuş olmalı ki kapıya kadar geldi.
    -oğlum iyi misin?
    +hee iyiyim anne.
    ağlıyorum diyemedim.
  • mutluluğu düşünürken aklıma gelen kitaptır.

    --- spoiler ---

    yüce tanrım! sen insanları ancak akılları başlarına gelmeden önce ve onu yeniden yitirdiklerinde mutlu olmaları için mi yarattın?..
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---

    eğer insanlar sürekli geçmişi hatırlamak yerine şu günlerin tadını çıkarsalardı bu kadar acı çekmezlerdi.
    --- spoiler ---
  • kitabın en drama dolu cümlesi werther in lotte nin faytondan kafasını çıkarıp geri doğru baktığı kısımda
    --- spoiler ---

    döndü geri baktı. ah acaba bana mı ? tereddüt içerisinde yüzüyorum. belki de bana bakmıştır.
    --- spoiler ---

    platonik platonik olalı böyle ızdırap görmedi. kanaatimce goethe bu duyguyu yaşamasa bu şekilde nakşedemezdi. ancak bu kadar iyi yazılabilirdi bu mesele.
  • ıztırap değil ıstırap.