şükela:  tümü | bugün
  • genellikle kastedilen şey şudur:
    "ingilizceyi hem akıcı hem de doğru bir şekilde konuşabilmek için söylemek istediğiniz şeyi anadili ingilizce olan bir insan nasıl söylerdi, aklınıza gelen türkçe ifadeyi ingilizceye çevirmek yerine önce bunu düşünmeye çalışın"
    - büz o dudakları bakiim, yapıştır birbirine şimdi.. hah oldu. şimdi biraz somurt. budur.
  • ozal* özıl diye telaffuz ettiğinin farkında olmadan iki saat sunum yapmaktır.

    (tabi hoca "kızım her şey güzeldi ama, bir sorum olacak ozıl kim?" dediğinde anlaşılacaktır her şey. ki en az otuz defa özal adı geçmiştir. )

    olmadı ingilizceden okunuşlarını türkçeleştirerek "inkonnektivitenin maksimize edilme konsepti" gibi tanımlar bulabilmektir.
  • orta okulda h.f.e anadolu lisesinde köksal hoca diye bi hocamız vardı (köksal cengiz) ondan duydugum söz kac sene sonra unutmadıgıma göre ingilizce ögrenmeme katkısı buyuk olan bir söz.kolaylayıcı düşünme tekniği..
  • (bkz: think)
  • türkçe bir kelimenin ingilizce (ya da yabancı dilde) söylenmesi/düşünülmesinden çok cümle kurmaya çalışırken ortaya çıkan durumdur. saatlerce ingilizce makaleler okuduktan sonra birşeyler yazmaya oturduğunuzda daha çok ortaya çıkar. zira bu dinine yandığımın dilinde sıçar gibi yan cümlecik kıvır zıvır kullanılır. siz de yazmaya başlayınca şöyle abuk sabuk cümleler kurduğunuzu farkedersiniz: modern devlet ki o her zaman kendi bekasını düşünür sınırları içerisinde tam egemen olmak ister.
  • uzun sure dexter izlendikten sonra, yeterli ingilizce bilgisi olanlarin pek bi ozenerek yaptiklari eylemdir. hele ingilizce dille egitim yapan bir universite'deseniz, essay'leri daha duzgun yazmaniz gibi faydalari da vardir.
  • aslında ingilizce öğrenmenin ve doğru düzgün konuşmanın temeli olan olay. tam tersi için örnek olarak (bkz: fatih terim ingilizcesi) adam ingilizce biliyor olabilir, ama sorun türkçe düşünerek konuşması. sonuç (bkz: i don t want to see the back)