şükela:  tümü | bugün
  • kitap okumanin zararlarina dair

    fatih özkafa

    efendim; kitap okumak, öyle zannedildiği ve övüldüğü gibi güzel bir alışkanlık falan değildir. aslında şöyle kabaca düşünülüverse bile, okumanın zararının faydasından çok olduğu kolayca anlaşılacaktır. acizane, burada elimden geldiği, dilimin döndüğü, klavyemin yazdığı ölçüde bu kötü alışkanlığın ne gibi zararları olduğunu sizlere madde madde sıralamaya çalışacağım:

    1. her şeyden önce, okumak bağımlılık yaptığı için zararlıdır. nice okur-yazarın kitapsızlıktan dolayı bunalıma girdiğini işitmişsinizdir. öyleyse kendimizi ve özellikle çocuklarımızı bu tehlikeden koruyalım, taze dimağlara bu tür hastalıkların bulaşmasına izin vermeyelim.

    2. ikinci olarak kitap; fert ve aile ekonomisi açısından son derece kötü bir duruma düşmemize neden olabilir. çünkü kitap, bir kez almakla veya okumakla yetinilecek bir özellik taşımamaktadır ve sürekli bir başkasına ihtiyaç duyurucu bir seyir izletmektedir. yeri gelmişken söyleyelim; "en güzel hediye kitaptır" gibi, kitapçıların uydurdukları bariz olarak sırıtan veciz ifadelerle gençlerimiz kandırılmakta ve her ay yüzbinlerce memleket evladının milyarlarca parası kitabevlerine ve yayınevlerine gömülmektedir. bunlar da maalesef kazandıkları milyarlarla yine yüzlerce kitap piyasaya sürüp, toplumdaki yarayı büyütmektedirler.

    3. kitapların yazılması, basılması, dağıtımı, satışı ve okunması gibi süreçler, korkunç boyutlara ulaşan kaynak, enerji, zaman ve işgücü israfına, milli servetin heba olmasına; bunlar da kaynakların etkin kullanılmayışından dolayı sosyoekonomik olumsuzluklara yolaçmaktadır.

    4. okuma bağımlısı olanlar üzerinde yapılan araştırmalar da doğrulamıştır ki; çok okumak, ruh ve beden sağlığını bozucu yönde etki yapmaktadır. zira, okuyanların gözleri, okumayanlara oranla daha çabuk bozulmakta, yine okuyanlarda sırt, bel ve boyun ağrılarına, kireçlenmelere, ruhsal dengesizliklere ve davranış farklılıklarına daha sık rastlanmaktadır. ayrıca nice kitap bağımlısının, okumak için uykusuz kaldığını da söylemeye gerek yok sanırım...

    5. yine çok okuyanların, zamanla yazma ihtiyacı hissetmeye başladıkları görülmüştür. yazarların birçoğunun okuyanlar arasından çıkması bir tesadüf olmasa gerek. dolayısıyla, okuma ve yazma hastalıkları bir kısır döngü şeklinde ilerlemekte ve birbirini etkileyerek büyüyüp toplumu felakete sürüklemektedir.

    6. eğer kitaptan maksadınız öğrenmekse, okumak bilgi edinmenin en dolambaçlı yoludur. okumak, olsa olsa cehaleti arttırır. birçok şey okuduktan sonra geriye dönüp baktığınızda, yalnızca ruh dinginliğinizi yitirdiğinizin farkına varmakla kalmaz, hiçbir şey okumadan önceki durumunuza kıyasla çok daha fazla şeyi bilmediğinizi anlamış olursunuz. hem koskoca socrates bile; bildiği tek şeyin hiçbir şey bilmediği bilgisi olduğunu söylememiş midir?

    görüldüğü gibi okumanın, telafisi imkansız zararlara yol açtığı apaçık ortada. elbette okumanın zararları bu kadarla sınırlı değil; ama biz bu yazımızda bellibaşlı maddeleri sıralamaya çalıştık yalnızca.

    gerçekler açıkça gözümüzün önünde dururken ne diye hala okumakta ısrar olsun ki? gelin toplumca elele verip, hem kendimizi, hem geleceğimizi bu illetten koruyalım; kütüphanelerden, kitapçılardan ve sahhaflardan uzak duralım. işte sizlere bu yolda atacağınız ilk adım olması temennisiyle bir tavsiye:

    'bu yazı, okuduğunuz son yazı olsun!'
  • okunan kitapların içeriği ile paralellik arzeden olgu
  • ders çalışamama.
  • aşırı duygusallık ve hassasiyet arasında gidip gelen kişilerde gördüğüm kadarıyla çok kitap okumak, gerçek dünyadan uzaklaşıp kendini kitapların dünyasında kaybetmeye varan çeşitli bozukluklara yol açar. kendi sorunlarının farkına bile varamayan kişi, toplumsal sorunlardan gem vurmaya başlayınca uygulanması gereken ilk tedavi, eline zamkla yapışmış o kalın tozlu kitabı ondan bir an önce uzaklaştırmaktır...
  • kitap okumayı abarttıgında kafan siser. herseyi merak edersin..her yerde herzaman nonstop düsünürsün..baska dunyalarda baska yasamlarla, baska fikirlerle tanıstırır sizi. bu da atalarımızın dedigi gibi "düsün düsün ..oktur isin" e getirir bizi.
    yasami dusunmeyen, irdelemeyen, olanla yetinen tatminkar, mutlu insan olmaktan uzaklastirir. bir dag koyunde bayirgulu olma sansini vermez..oyle kafan hep karisik, yari depresyonda, hep tatmin olunacak biseyler arayan, gozleri bugulu insanlar yaratır..
  • yan etkileri arasında genel memnuniyetsizlik, ukalalık, karşısındakinin eksiklerini bulmaya çalışan, sürekli polemik yaratmaya hazır kavgacı tip eğilimleri sıkça görülmektedir. tedavinin ileri ki aşamalarında bu etkilere nadiren rastlanmaktadır.
  • istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi rektörlüğünün de zararları üzerinde ciddi bulgular keşfetmesiyle; elbette ki öğrenciler için çalışma alanları açmak en önemli gayedir burda, kütüphanenin tüm kitapları yakılmaya başlanacaktır tiz zamanda..
  • kişi kendini fazla kaptırdığında bağımlılık yaratacak bir eylemdir... okuyucu önce sosyal hayattan kopar, zamanla gündüzü gecesine girer, uyku düzeni altüst olur, yemeden içmeden kesilir, tuvalete dahi giderken elindeki kitabı bırakamaz... sanki vücudunun bir parçasıymış gibi taşıdığı kitabın sonunda aradığını bulamazsa bunalıma girer... hadi aradığını buldu diyelim, bu sefer de kitap bitti diye bunalıma girer... onu bu bunalımdan çıkaracak tek şeyin de başka bir kitap olması kahramanımızı içinden çıkamayacağı bir kısır döngü içerisine çeker...
  • edip yüksel tarafindan yazilmis, ilk basini beyan yayinlaridan subat 1988'de yapmış olan kitap. bir daha basim yapmismi bilmiyorum elimdeki bu ilk (ve sanirim tek) basim. kitaba "sonsöz" le başlamasinin dışında bir numara yoktu hatırladığım kadariyla.
  • çoğunluğun bakıp da göremediğini görmek, düşünmek, herkesten ve hiçkimseden olmamak.bundan büyük zarar mı olur,peh...