şükela:  tümü | bugün
  • kendi istegiyle hayatina son vermis olan*, sair.
  • bir zamanlar orta kantin müdavimi, şimdi yalnızlar merdiveni hayaleti. içtiğimiz her yudum şarapta, yadettik kokusu basamaklara sinen tatlı şiirini. ayrıca,
    (bkz: merkezkaç/2)
  • kırmızı kahverengi defter sahibesi, yol yakınken dönmüş kişi.
  • bu gun kendimi onun gibi hissediyorum birazda ondandir buruklugum uzuntum neyse ondan bir siir yazmali diye dusundum iste:
    kuğu ezgisi

    kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim,
    yalpalayan hayatımın kara çarşaflı
    bekçi gizleri.

    ne zamandır ertelediğim her acı,
    çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi,
    -bu şiir -
    sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim,
    dost kalmak zorunda bana ve
    sizlere!

    çünkü saldırgan olandan kopmuştur o,
    uykusunu bölen derin arzudan.
    büyüsünü bir içtenlikten alırsa
    kendi saf şiddetini yaşar artık,
    -bu şiir -
    kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü,
    ulaşılamayanın boyun eğen yansısı,
    sevda ile seslenir sizlere!

    nilgun marmara
  • kırmızı kahverengi defter dışında iki kitabı yayımlanmıştır. daktiloya çekilmiş şiirler ve metinler (metin şiirler, poem prose) iki kitap da şiir atı yayıncılık tarafından yayımlanmıştır. ancak baskıları piyasada bulunmamaktadır. sahaflarda bulunabilir. şiir atı yayıncılık'ın ne durumda olduğu belirsizdir. büyük olasılıkla battılar.
  • 77-87 arası yazdığı şiirler şiir atı tarafından daktiloya çekilmiş şiirler adıyla yayımlanmıştı; şahane bir kitaptır. üniversitedeyken plath şiiri üzerine tez yazmıştır. (basılmış olabilir) kırmızı ve kahverengi defterler de gülseli inal'ın derlediği, şairin günlüklerinden, oraya buraya çiziktirdiklerinden oluşan güzel bir kitaptı. çok sıkı bir şair. lale müldür'ün anne ben barbar mıyım? kitabında da kendisine yazılmış çok güzel iki yazı bulunur. ece ayhan'ın da sevim burak, tezer özlü'yü de içine kattığı bahtsız kızlar sınıfının muhayyel öğrencisidir.
  • "nilgün marmara mı.. o da kim.." şeklinde yöneltilen ve o zamanlar nedense çok gereksiz bulduğumuz bu soruyu, "marmara canım marmara.. güzel marmara.." şeklinde mırıldanarak geçiştirmeye çalışırdık..
    kendi deyişiyle "paniğini kukla yapmış hasta bir çocuk"tu o..
    "burada daha ne kadar öleceğim.. gökyüzüyle yeryüzü arasında bulutu haraca kestiğiniz bu yerde" diye sormuştu.. ardından eklemişti; "sizi sevmekte ölüyorum bayım.."
    sonra, ölmüş..
  • kendi yalnizligi, yabanilligi icinden etrafa tehditler savuran bir kucuk kadin nilgun marmara.. "tehdit: koltugunuzun bedeninizle dolmamasi, tehdit: bir merdivenin uygunsuz konumu, gozume saldiran gunes isinlarinda yuzunuzun yokolusu.. agliyordum, onu gonlumde isterdim ve sadece orada.. oylesine yoksulluk, bir sevi dusunun bu kadar yayilmasi gunlere, hic karsiliksiz.."
  • nilgun marmara "kugularin ölüm öncesi ezgileri siirleri''ni birakarak 13 ekim 1987 de bekleme salonunu teketti. ne beklenmeyen ne de garip bir varolustu bu. zaten 29 yilini, hayatini, siirlerini ve rüyalarini ölümün kiyilarinda yasadi. ''yerlesik yabanciginin acisini'' hissetti daima.