hesabın var mı? giriş yap

  • -anne cok aciktim ne var yemekte?
    -allah ne verdiyse o var evladim
    -anne allah ne verdi?
    -bekle görürsün
    -ya anne söylesene yaa..
    -tamam. sey yaptim; hani var ya böyle (eliyle tarif eder)
    -ne anne?
    -hani nevin tarif etmisti ya...
    -anne nerden bileyim ne yaa?
    -ya hani var ya....aaaayy bekle gör iste!

    ---------

    aile efradina sorulur:

    -nisantasi kiz lisesi nerede, bilen var mi?
    -(anne atlar) aaaa, ben biliyorum
    -nerede?
    -nisantasina git, herkese sor gösterirler!

    ------

    yemekte:
    -ya bugün okulda cok zor bir sinav vardi
    -salata ye
    -hı? arkadasin teki kopya cekerken yakalandi
    -salata yemiyorsun, salata ye
    -tamam anne. herhalde gecemem sinavi, zaten calismamistim
    -salata yesene evladim
    -yarin bir sinav daha var
    -salata...salata ye diyorum...

    ------

    heyecanli bir filmde başrol oyuncusuna hitaben:
    -ay kaç çocuk! kaç!

    ------

    uykusunda konusan babama, agzindan laf almak icin sessizce:
    -nataşa?.....nataşa?...... meraba ben nataşa?......

  • ''bizim heyecanımızı ve kararlılığımızı durduramayacaksınız'' nedir yahu? parti başkanı üslubu resmen komedi. talimatla oraya geldiğini şu cümleden bile anlayabilirsiniz.

  • günümüz gerçeği olan durum.

    eskiden ulan şu kadar param olsa ne güzel olurdu dediğim hiç bir şey güzel değil lan sanki, hepsi anlamını yitirdi gitti sanki...

    220 lira krediyi her ayın 7'sinde çekerken ulan az daha olaydı neler yapmazdım diyordum, çünkü 220 anca yetiyordu biraz özel tüketime girsen diğer ayın 7'si gelmek bilmiyordu. her seferinde ulan az daha olsaydı fikri... şimdi oldu bilmem kaç katı para geçiyor elime, ulan sanki içime öküz oturdu, o zaman heyecanlı gelen yaparım dediğim hiç bir şeyi yapmaz oldum.

    laptop vardı bir tane emektar, üniversiteyi bitirdim onunla. üniversite zamanı param olsa da çılgın bir laptop alsam diye bir hayal vardı. param oldu, şirket ondan daha takoz bir laptop verdi, o laptop'u da babama verdim haber falan okuyor. şuan yeni bir laptop alma isteğim sıfır. ne yapıcam ki lan. oyun oynardım eskiden şimdi oyun hevesi de kalmadı ve bu heves öyle hızlı yok oldu ki, farkettiğimde oturup ağlayasım geldi. bir iki kez call of duty falan açtım, yok olmadı.

    telefon, ulan para olsa en iyi işlemcisi, kamerası olanı alacaktım, param oldu aldım bir iphone, iphone'un iphone olduğu zamanlar ama hani 3gs'e ooooouuuv dediğimiz, hiç mutlu etmedi lan, hayal ederken daha mutluydum. baktım hiç bir fonksiyonunu kullanmıyorum verdim anneme. kendime bir samsung aldım, çift hatlı, akıllı olmayan bir model.

    ilk yatırım için ev hayalleri kuruyordum, artık kurmuyorum. alsam da mutlu olmayacağım biliyorum. bankalar falan mutlu olurdu ama onları mutlu edecem diye kendimi borca sokasım da yok. mutluluğu aramaya devam edeceğim bir süre daha. bakalım bulunur herhalde bir şeyler.

    neyse diyeceğim, öğrenciyken olan hevesi kaybetmeden yapabildiğinizi yapın lan, sonra öküz oturuyor cidden içinize.

  • gönüllüler takımı benden daha iyi besleniyor amk.

    -döner
    -kahvaltı
    -karnıyarık
    -mantı
    -tuttukları balık da bonus

    peki ya ben?
    tost filan. bu ne lan?

    benim hayatım daha hakiki survivor amk

  • - alo, napıyosun erhancım?
    + iyi bro seni sormalı? nerdesin?
    - mango'dayım ağa
    + puhaha ne işin var lan mango'da
    - olm deli indirim gelmiş, metrekareye 8 kadın düşüyor
    + kapat, geliyorum..

  • kemal doğulu diyor ki; ben anlayamadığım insanları severim.

    sanki benim başıma hep stephen hawking'lerle, einstein'larla takılıyor. hande yener'in kankasısın işte ne anlayamadığım insanı?

    hande yener'i bile anlayamadıysan o da ayrı bir dram tabi.

    edit: diğer enteller gibi 'ya ben hep felsefe entrysi giriyorum ama bu saçma entrym debe oldu ühü' demeyeceğim. diyemem zaten son 5-6 entrym bu başlığa :( sadece şunu diyeyim, senin ben osmanlıcana sokayım uzun it. geber artık.

  • ingiltere kralı
    rahmetli başkan kennedy
    taçsız kral pele
    backenbauer
    kaleci mayer
    nadia komanaçi
    brigitte bardot
    fenerbahçeli cemil

    bu nasıl anket mk iyice şaşırdınız.

    t: saçma sapan bir anket.

  • oldukça reaktif bir molekül. yani biraz uçkuru gevşek, ne bulsa üstüne atlıyor. o yüzden pek öyle serbest halde gezmez.
    eğer bi gezegenin atmosferinde serbest oksijen geziniyorsa büyük ihtimalle o gezegende hayat vardır ki biri o oksijeni üretip üretip atmosfere salıyordur.

    gelelim bizim gezegenimizdekine.
    bi kere dünya canlılıktan önce oksijenin serbest gezdiği bi yer değildi. hatta canlılık başladıktan sonra da öyle olmadı. envai çeşit organizma okyanuslarda kıvıl kıvıl gezerken dünya atmosferinde çoğunlukla nitrojen, karbondioksit, metan gibi gazlar vardı.

    3 milyar yıl kadar önce bi gün, güneşten gelen muazzam enerjiyi kullanmayı akıl eden bi canlı türedi ortalıkta**. bulduğu inorganik molekülleri suyla birleştirip, güneşten gelen uçsuz bucaksız enerjiyi hapsetmeyi* öğrendi *. atık olarak da etrafına oksijen gazı bırakıyordu. yani bi nevi oksijen osuruyordu.

    ha n'oldu, iyi mi oldu? olmadı tabi. bunun oksijen osuruğundan etrafındaki bütün canlılar patır patır ölmeye başladı. alışık değil ki gariplerim oksijene, sizin gibi haftasonu ormana, ciğerlerine temiz hava çekmeye gitmiyorlar. oksijeni gören mort! nerdeyse bütün canlıların nesli tükeniyordu, o kadar yani.
    (bkz: ilk hava kirliliğini oksijen yarattı)

    bu oksijen osuran oç durur mu, durmadı. nasıl bir oksijen saldıysa dağlar taşlar paslandı. hep demirler pinçik pinçik ufalandı*. o da yetmedi, havadaki metan (ch4) oksijenle tepkimeye girip karbondioksit(co2) ve su(h2o) yaptı. metanı kaybetmek peki iyi olmadı. şimdilerde korktuğumuz sera etkisi var ya, metan o zamanlar sera etkisi yapıp dünyayı ısıtıyordu. serbest oksijenin metana saldırmasıyla sen bütün sera etkisi ortadan kalk, dünya buz gibi soğu. buz gibi dediysem, lafın gelişi değil; dünya ilk buz çağına girdi**** (2.4-2.1 milyar yıl önce). böylece nerdeyse güzelim hayat yok olup gidiyordu. velhasıl, bi şekil dünya ısındı yeniden. neyse ki bu osuruk oksijeni kendi yararına kullanmayı birileri akıl etti, oksijenli solunum yapan hedeler* türedi de canlılık bi kendine geldi.

    aslında fena da olmadı bakınca. oksijen nerdeyse canlılığı yok ediyordu ama ilk badireyi atlattıktan sonra türler bi çeşitlenmeye başladı maşallah, görmeyin gitsin. tabi oksijen soluyan birileri gelince havadaki oksijen oranı da %21'e kadar düştü. sonra çok hücreli canlılar, bitkiler, yok dinazouydu böceğiydi, önünü alabilirsen al. niye derseniz metabolizmada oksijen kullanınca enerji üretimi ben diyim 10, siz diyin 40 kat artıyor. verimlilik önemli.

    şimdilerde bu oksijen osuran oç pek kalmadı. onun yerine ökaryotların içine girip kloroplast organeli olarak hayatına devam etmeyi tercih etti*. bütün oksijen üretiminden hala bu sorumlu. ama sanmayın ki oksijeni tek bitkiler üretiyor. hatta bitkiler yarıdan azını üretiyor. yarıdan çoğunu okyanuslarda kımış kımış küçük canlılar* üretip atmosfere salıyor, tabi ki kloroplastları sayesinde.

    kaynak:
    https://www.youtube.com/…pld018ac9b25a23e16&index=8
    https://www.youtube.com/watch?v=5lrphwsycns&t=766s

    not: oksijenin evrimdeki rolünü okudunuz arkadaşlar. yeni eğitim sisteminde (evrimin müfredattan çıkartılması) bu ve benzeki muazzam hikayeler, evrimi desteklediği için çocuklardan uzak tutulacak, hatta çocuklara bunları öğretenler cezalandırılacak . ona göre.