şükela:  tümü | bugün
  • ankaranın bir zamanlar en lüks hastanesi. sonradan iflas etti yerine başka bir hastane açıldı.

    (bkz: bayındır holding)
  • şu anda türkiye iş bankasına aittir.
  • doktorlarindan da, diger calisanlarindan da, hastane hizmetlerinden de cok memnun kaldigimiz yer. kafeteryasi da cok basarili.
  • üçüzlerimin doğduğu hastane.
    her birşeyinden çok memnunduk efendim biz bu hastanenin ta ki taburcu olduğumuz güne kadar.
    özel eğitimli olduğu her halinden belli hemşireleriyle gönlümüze taht kurdu öncelikle bu hastane. doktorlarını bilemem benim dr.um dışardandı. acı ve sıkıntılarına en yakın arkadaş hassasiyetiyle yaklaşan bu ilgili, nazik ve cici kızlardan bir tanesinden, taburcu işlemlerimizi halledip hastaneden çıkacakken ağrıdan kıvranırken voltaren istemişliğim oldu. hastanede yatan bana yaklaşımla taburcu olan bana yaklaşım hayli farklıydı zira taburcu işlemlerim bittiği için bana ilaç verilemeyeceği söylendi.
    o an bu kızın ve hastanenin yakasına yapışamayacak durumdaydım ama neyseki ellerim klavye tutuyor.
    kafeteryasına aç gitmeyin ayrıca. takribi acıkma saatinizden 40 dk kadar erken giderseniz ancak o güzel yemeklerle güzelce doyarsınız.
    pencere kollarını sökmüşler bütün odaların ve pencerenin açılmasını her istediğimde aşağı atlamayacağıma dair söz istediler, evvelden atlayan olmuş çünkü.
  • giris katinda bedava wi fi mevcut. telefonla bu hastaneye ulasmaya calistiginda devlet dairesine ne kadar cok benzedigini dusundurur.
  • ilk izlenim olarak, poliklinik kısmı gayet olması gerektiği gibi bir yer. hemen her şey tıkır tıkır işliyor. (tabi telefon sistemi dışında)

    ek: bu telefon mevzu biraz daha açıklanmaya ihtiyaç duymakta. sorun şu ki, basit bir randevu almak için -yani doğru kişiyle yapılacak 45sn'lik bir konuşma için- abartısız bir 10-12 kez telefon etmem gerekti. telefon ediyorsunuz, derdinizi anlatıyorsunuz, santral six degrees of separation kuralı gereği, en alakalı bulduğu bölüme telefonu yönlendiriyor, burada da telefonu açan kişiye en baştan derdinizi anlatıyorsunuz, o da yine sizi en alakalı bulduğu bölüme yönlendiriyor.* ve bu sistem herhengi bir noktada kesintiye uğradığında (mesela biri telefonu açmadığında) tekrar en baştan başlıyorsunuz. oysa santral yerine bir çağrı merkezi olsa derdinizi dinlese, anlasa, ilgili kişiyle irtibata geçse, sorunu tek kademede kendisi halletse veya o anda halledemiyorsa, durumu üzerine alıp size geri dönse* daha güzel olmaz mıydı sanki? yani mesela.
  • ankarada aileden uzaktaa bi arkadaşınızın başın abi kaza geldiinde gitmeden önce ailesini arasınız iyi olur. hafiften pahalıdır. yüzdeki bir sinirin zedelenmiş olması ihtimaline rağmen müdahaleyi akşam üzreine ertlemeye cesaret ettiler. sorası malum gazi hastanesi acili... acil kısmında gayet güzel ilgilendiler üç tane hemşire bir kişinin başında gerekli işlemleri hallettiler tamam güzel. doktor geldi bravo ama operasyon niye akşam üzeri 6da? herhalde eskisine göre bir boşlamışlık var zannımca
  • yıllardır müdavimi olduğum, bir ara "aaaa gene mi siz?" şeklinde karşılandığım fakat bugün yaşadığımdan sonra hakkında "tuhaftır." dediğim hastane.

    abc- organ bağışı kabul ediyor musunuz?
    danışmadaki görevli- organ mı? (yüzünde ben "beni beyaz saraya bağla hemen! obama'nın özel hattına!" demişim gibi bir ifade)
    abc- evet? organlarımı bağışlamak istiyorum, eğer bağış kabul ediyorsanız gerekli formları hastanenin neresinden almam gerektiğini söyler misiniz?
    d.g- ben öyle bir şey bilmiyorum.
    abc- nasıl yani?
    d.g- yine de bir sorayım. hacer! biz organ bağışı kabul ediyor muyuz?
    hacer- organ bağışı mı? (bana "ne beyaz sarayı ya?" der gibi bakarak)
    d.g- bu hanım organlarını bağışayacakmış.
    hacer- ben bilmiyorum öyle bir şey.
    d.g- ben bir sorayım. (telefonla bir yeri arar, organ falan bir şeyler söyler) biz organlarınızı şuan kabul etmiyoruz.
    abc- ("şuan" kabul etmiyormuş. lafa bak. ben de şuan böbreğimi size çıkartıp vermeyeceğim zaten) nereye başvurmam lazım peki?
    d.g- bilmiyorum.
    abc- peki teşekkürler.

    annem "hademeyle mi konuştun?" diye sordu. hademe danışmada oturuyorsa, evet hademeyle konuştum. zaten nasıl bir şeyse adı danışma, danışmaman gereken kadın da bir çeşit siktir git afedersin.

    bambaşka bir yerden de öğrendim ki ankara da bu işle ilgilenen tek yer hacettepeymiş, istanbulda 21 hastane size yardımcı olabilirmiş. başkent mi dediniz? efendim?
  • kavaklıdere'deki şubesi ocağıma incir ağacı dikmiş olan hastanedir. birkaç gün önce, bendeniz talihsiz serüvenler dizisi'nin 38. bölümünde yine başrolü üstlenmişken, bir sokak kavgasında hunharca kolumdan bacağımdan çekilip boyun-omuz namına ne varsa zedelemişken kendimi buranın acilinde buldum. teşhis-tanı-tedavi gayet seri ve başarılıydı. personel gayet ilgili ve "insan"lar ve inanın bana şu son dediğim bir hastane çatısı altında emperyal öneme sahip.
    beni hastaneye götüren arkadaşım haliyle çok agresif böyle bir olay yaşadığımız için, onda fiziki hasar yok ama sinirden kendini sikecek durumda, volta atıyor çılgınlar gibi, gözünde de benden özür diler bi ifade var gubban olduğum, ben de hollywood filmlerinden fırlamış gibiyim, gözlerimle "honey, stop blaming yourself, it's not your fault" diyorum eheheh (altyazı: tatlım, kendimi suçlama, senin hatan değildi). doktor da aramızdaki bu bakışmaları fark etmiş olacak ki bir kahraman gibi kapıyı hafiften itiyor ve bana "hanfendi olay anlattığınızdan farklı şekilde cereyan ettiyse lütfen bana dürüstçe söyleyin, korkmanız gerekmez" diyor. lan önce anlamadım bi, benim mi birilerini karga tulumba yaptığımı sanıyor diye düşündüm, sonra koridoru işaret edince kafasıyla anlıyorum. ahaha dedim doktorum civanım, güldürme beni, onun beni dövdüğünü mü düşünüyorsunuz?? neler görüyoruz filan dedi, neyse ki acı şokundaydım, çok şaşırmadım.
    ben bu ilgiden, şefkatten, ilaçlardan mayışmış mutlu mutlu işlemlerin bitmesini beklerken elime tutuşturdukları fatura gerçek dünyaya döndürdü beni. hacım ok, sözkonusu sağlık ise gerisi teferruattır ama insafsız bir rakamdı o. bak yine oturdu içime, ödemedim ki hala, senetime bakıp bakıp anestezik etki yaratıyorum bünyemde tey.. bildiğin fahiş lan..