şükela:  tümü | bugün
  • kemal derviş, 19 şubat 2001 krizi'nden bir hafta kadar sonra apar topar türkiye'ye geri çağırılarak dünya bankası başkan yardımcılığı görevini bırakıp ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı görevini üstlenmiştir.

    balık hafızalı olanlar için yeniden hatırlatmakta fayda vardır: 19 şubat 2001 krizi, türkiye cumhuriyeti hazinesi'nin almakta olduğu borçları ödeyememesinin eşiğine geldiği, piyasalarda hazine'nin biriken borçları ödeme kapasitesine olan inancın yok olduğu ve dolayısıyla gerek piyasadan çıkmak isteyen yabancı yatırımcıların, gerekse carry trade'de yanlış tarafta yakalanan yerli mâli kurum ve spekülatörlerin pozisyonlarını kapamak için apar topar döviz almaya çalıması sonucu kur çıpasının işlerliğinin kalmadığı, hazine kağıtlarındaki açık pozisyonlarını finanse etmek isteyen bankalarınsa gecelik faizleri astronomik rakamlara fırlatmaları neticesinde tetiklenmiştir.

    ödeme güçlügü çekilen bu borçlar senelerdir türkiye cumhuriyeti hazinesi tarafından, kit'lerin görev zararını karşılamak için, devlet bankalarının batan kredilerini telafi edebilmek için, binbir türlü sikorsky'ler ve f-16'ların alımını finanse edebilmek için, sosyal güvenlik kurumlarının dağ gibi büyüyen mali açıklarını kapayabilmek için, her seçim öncesi bol keseden memura zam işçiye teşvik ödeyebilmek için, falan için ve filan için tamtakır edilen kamu mali dengesini yerine oturtabilmek için alınmıştır. kisacası, bu borçları kemal derviş ve kayınçosu sahte imzalı çek yazarak aldılar sanıp kendisine hakaret seviyesine varacak eleştiriler yöneten zevatın endiseleri pek yersizdir.

    tabii ki gözcü gazetesi'nin ekonomi sayfalarının herkes okuyabilsin diye 24 punto manşetle atılan haberlerinde ve o haberlerin gazıyla çalakalem yazılan entry'lerde bu borçların kökeni ve türkiye ekonomisi'nin 1950'lerin sonlarından beri sürekli kıyısında bulundugu ödemeler dengesi krizlerinin altında yatan sebeplerle ilgili beylik laf cümbüşünden gayri herhangi bir ciddi veriye ve istatistiki analize rastlamak mümkün değildir. yine de ilgilenenler için 1994 yılından itibaren kamu'nun konsolide bütçe dengesi
    http://www.treasury.gov.tr/…inansmani_1994-2003.htm
    adresinde kolayca bulunabilir, borçlanmaların ne olduğu ne zaman yapıldığı görülebilir, hain kemal derviş'in ve kayınçosunun nelerin müsebbibi oldukları bir kez daha anlaşılabilir (!)

    daha detaylı bir etki analizi yapmak isteyenlerse, kamu tahvil ihraçlarının kemal derviş öncesi iskonto fiyatlarını ve kemal derviş'in uygulamaya başladığı ve akp hükümeti'nin de 2002 sonrasinda devam ettirdiği ekonomik istikrar politikası sonucu tahvillerde oluşan iskonto fiyatlarını karşılaştırabilirler. ev ödevi: tahvil numarası hazine'nin websitesinden öğrenilip bloomberg'den aylık fiyatlama bilgilerine bakılacak.

    hâlâ doymayanlar, hâlâ bilgiye susayanlar ise, türkiye'nin kamu net borç stoku'nun gayri safi milli hasıla'ya olan oranının kemal derviş'in ekonomik programının uygulanmaya başladığı 2001'den itibaren nasıl değiştiğini yine hazine'nın ayrıntılı zaman serilerinden öğrenebilirler (websitesinde aramak size kalmış artık). kopya çekmek isteyenler için (bkz: türkiye'nin borcu leblebi çekirdek/@leave)

    sonsöz: türkiye gibi, insanların zerre kadar akıllarının ermediği konularda ahkam kesmeyi görev bildikleri bir ülkede, insanların tigana'yı eleştirirken çifte kupalı teknik direktör, anayasa mahkemesi kararlarını eleştirirken hukuk fakültesi dekanı, orhan pamuk'un nobel edebiyat ödülü konuşmasını eleştirirken de edebiyat yorumcusu kesilivermeleri elzem oldu neredeyse. bilgi sahibi olan fikirlerin daha da artabilmesi dilegiyle.

    tanım: "esas ülkesi"nde yaptıklarının değeri, abd'ye dönmesinden sonra anlaşılan ekonomist, reformcu, siyaset adamı.
  • ak-itler ahahahaha o da kriz yok dedi diye aklı sıra maytap geçiyor.

    adamın dediğini sizin için açayım;

    "şu an için 2001 yılındaki gibi ani olarak gelecek bir kriz beklemiyorum, ama düşük büyüme hızı ile birlikte ekonomi gitgide yavaşlayacak, işsizlik artacak ve birçok ülke türkiye ekonomisini tokatlayacak."

    adam bunları söyledi, ben olumlu bir şey söylediğini göremiyorum, siz neyin goygoyunu yapıyorsunuz lan?
  • zaten soylenmis, kendisi 2001 krizini o doneme kadar ozal, demirel ve tansu ciller tarafindan vatandasi sikmek icin en kolay soylenen "kemer sikma politikasi" ile cozmeye calismis, nice sahtekar politikalarin aksine mantikli kemer sikma politikasi meyvelerini vermis ve ve o krizden oyle bir turkiye cikmistir ki, 2009 global krizinden guclu banka yapisi sayesinde etkilenmemistir. bazi embesil ergenler hatirlamaz tabii, "sevgii vatandaslar, kemer sikiyoruz" diye vatandasin amina koyan sagci partileri, en ufak kriz ruzgarinda batan bankalari, kapisinda bekleyen magdur mudileri.

    ha, bu ergenlerin bugun bok attiklari ekonomik modelin kaymagini "teget gecti" diyen rte yemistir, ancak o da yillardir "calisiyorsa hic bozmayalim" diye hic bir guncelleme yapmadigindan bu model bugunlerde yarragi yemis bir sekilde demokles'in kilici gibi turkiye'nin ustunde sallanmaktadir, yani akp yonetimi, dervis'in bu yaraya tuz banan ama tamamen iyilestiren recetesini, herhangi bir sekilde guncellemedigi icin, yaranin amina koymustur.

    pardon, bir de amina koyma hikayesi, su dervis imf'nin kucagina oturttu hikayesinde var. dervis'in ekonomik modeli belirli kurallar cercevesinde (ki ekonomik surdurulebilirlik icin bu kurallar gereklidir) imf'ten dusuk faizli borc almayi esas alirken, rte sirf "imf'ye borcumuz kalmadi" demek icin yuksek faizli dis borclarla imf borcunu kapatmistir.

    "artik imf'nin kucaginda degiliz" demek, "bankaya borcum vardi, gittim tefeciden daha yuksek faizli borc alip kapattim" demek kadar gerizekalicadir.

    zaten ulkede bu kadar gerizekali olmasa, bir basbakan vatandasi tokatlayamaz, bizimki de laf tabii..
  • bu ülke dönem dönem ya işbilir adam buldu, ya da düzgün adam buldu.

    bu ikisinin bir arada olduğu çok az sayıda insandan biri kemal derviş'ti.

    bu ülke bu adamı kaçırdığı için ne kadar kafasını taşa vursa yeri var.
  • akp'nin yatıp kalkıp dua etmesi gereken insan. bunu da akp içinde galiba sadece ali babacan anlar.
    akp'yi yaratan ve katıldığı ilk seçimde tek başına iktidar olmasını sağlayan 2002 krizinden çıkış formülünün hazır yazılmış halini kaleme alan kişiydi kemal derviş.

    kemal derviş olmasa, dünyadaki nakit bolluğunun getirdiği sıcak para ile krizden çıkış, akp ile mümkün değildi. tek başına iktidar falan havadır. krizden çıkış eforu (1)merkez bankası bağımsızlığı, (2)mali disiplin ve (3)bankacılık düzenlemeleri üzerinde ayakta duruyordu ki üçünün de başındaki adamdı. mimarı da, dış dünyadaki etiketi de kemal derviş'tir.

    o günlerde, ilk yıllarda akp'li bakanların, bürokratların kapalı kapılar ardında yabancı/avrupalı ekonomi bürokratlarına, bakanlara "- sayın derviş'in programına sıkı sıkıya bağlıyız..." sözleri verdiğine emin olabilirsiniz.
  • efenim şu an kanserojen etkisi bulunan glikoz şurubu ve früktozun ülkemizde cirit atmasının bir numaraları müessibidir kendisi. onun döneminde türkiye'de şeker yasası çıkmış, daha doğrusu amerika tarafından dayatılmış, şeker üretmek yasaklanmış, bülent ecevit de istemeye istemeye kabul etmiş. böylece glikoz şurubuna ve früktoza mahkum etmiş ülkeyi. e bunlar da kanser hücrelerinin sevdiği şeker türleri. früktoz zaten obezitenin bir numaralı suçlusu. hamburgerler, mamburgerler, doymamalar heb bu früktoz yüzünden, yelloz gibi bişi yani. buyurun dostlar buyurun, kemal ibrahim sofrasına...
  • türkiye'nin neden sıçtığını ve chp'nin neden iktidar olması gerektiğini, aklı biraz başında olan herkesin anlayacağı biçimde anlatıyor
  • cumhuriyet'te can dündar'a verdiği röportajda, son gelinen ekonomik durumu ve akp'nin nerede hata yaptığını tane tane anlatıyor. chp'nin sosyal demokrat çizgide devam etmesi gerektiğini ancak dini veya ırkçı bir söyleme sırtını dayamayınca toplumda kabul görmenin zorluğunu da vurguluyor.
    tarzı efendice olduğu için de, ekonomi bitti, mahvettiler demediği için de yeterince şahin bulunmuyor. oysa söyledikleri, anlayana akp'nin politikalarınında ne büyük hatalar yaptığını ve bu kısır döngüden nasıl çıkılacağını gösteriyor.

    --- spoiler ---

    mustafa kemal atatürk'ün hayatına, düşüncelerine baktığımız zaman, aydınlanma çağıyla uyumunu görüyoruz. belki 30’ların dünya koşullarında zorunlu olarak katı ulusalcı bir kemalizm yükseldi. fakat esasen osmanlı ve türkiye aydınlanmasının fransa'daki, almanya'daki, ingiltere'deki aydınlanmayla ciddi entelektüel bağları olduğunu düşünüyorum. dolayasıyla hem sosyal demokrat, hem kemalist olmak mümkün ve gerekli.

    cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda nüfusun önemli bir bölümü göçmendi. böyle çok kökenli bir topluluktan bir ulus devlet çıkartıldı. ve bu ulus devlet herkese eşit haklar vermek istedi. ancak gayrimüslümler ya da kürtler konusunda bu, tam gerçekleşemedi. kemalizmle sosyal demokrat felsefenin çelişmesinden çok, türkiye bir ulus devlet kurarken önemli bir aidiyeti olan ve bu aidiyeti koruyan kalabalık kürt nüfusun, o ulus devlette gerçek yerini bulamaması çelişkisi sözkonusuydu.

    0 yıl önce kürtler, erdal bey’in isteği doğrultusunda, o zamanki orta sol şemsiye altında toplanabilse ve demokratik bir kürt hareketi oluşabilse, türk sosyal demokrasisi de onu taşıyabilseydi, çok daha güzel günler yaşayacaktık. ama bu olmadı. bazı güçlü ülkelerin bunu istememesi de önemli rol oynadı.

    biz, sosyal demokrasiyi, barışı ve eşitlikçi bir devleti savunuyoruz. piyasaya da yakınız. ancak piyasanın herkesin lehine işlemesi için denetlenip düzenlenmesi lazım.

    bizim rusya gibi, iran gibi doğal kaynaklara dayalı bir ekonomimiz yok. eğer yönetilebilirse uygun bir coğrafyamız var. köprü vaziyetindeyiz. türkiye bunu kullanabilirse, enerjide, suda, doğalgazda, turizmde afrika'dan almanya'ya, rusya ve çin'den fas’a ispanya'ya kadar giden bölgeyi birbirine bağlayan bir alt yapı kurulup avrasya ve afrika bölgesinin önemli bir bölgesi olabilirse, uçar.

    ciddi adımlar atmıştık. kurumlar özerkleştirildi, güçlü bir merkez bankası inşa edildi. reformlar yapıldı. 2002'den 2007'ye kadar bu yolda devam edildi. ciddi bir devlet yapısı ve olumlu bir demokratik tablo vardı. türkiye batı’da güven yarattı. ben de çok mutluydum. 2005'te bm kalkınma teşkilatı’nın başına geldim. chp’liydim ama türkiye'yi övmek mutluluk veriyordu.
    2007'de hafif bir tükenme sezildi. yapısal reformlara ihtiyaç vardı. yapılmadı.

    2011'den sonra tamamen bozulma başladı. torba yasalar, ihale kanunu’nun onlarca kez değişmesi, merkez bankası'nın hükümetle açık açık çekişmesi ve güvenin azalması... kutuplaşma, bizi bu günlere getirdi.

    büyüme artık yüzde 7 değil, yüzde 2,5 civarında. bu sene seçim ekonomisiyle birlikte belki yüzde 3’ü bulur. ancak üretim yapımız, yüzde 2'ye işaret ediyor. petrol fiyatları düşmeseydi daha da kötü olacaktı. kimse yatırım yapmıyor; ne içeride ne de dışarıda teknoloji, istihdam getiren yatırım var. kısa vadeli para oyunları var.

    2001 türü bir kriz yok. ama sıfır büyüme tehlikesi var. özel borçlanma daha da artarsa kriz de gelebilir tabii. yüzde 2,5- 3 büyüme ve artan işsiz nüfusla dünya yarışında türkiye nasıl kendini gösterebilir?
    ...iyi yetişmiş gençler, geleceğin türkiye'de olacağına inanacak. isteyen türkçe, isteyen kürtçe konuşacak. ancak böyle bir barış ortamında büyüme mümkün…

    türkiye yüzde 2 büyümeyle giderse bu projelere kaynak olmaz. kaynak yaratmak için büyüme oranı en az yüzde 5'e çıkmalıdır. sadece asgari ücretin değil, bütün ücretlerin yükselmesi lazım. özel girişimcinin, karlı ve rahat şekilde yatırım yapabilmesi lazım. aslında formül çok basit: güvenin tasarrufa, tasarrufun yatırıma, yatırımın da üretime ve istihdama yol açması lazım. mantık zinciri budur. sosyal barış da buna bağlı.

    eğer hakikaten sosyal demokrat programı oluşturabilecek bir hükümet kurulursa sözüm tam: ekonomiye yön verecek bir görevi kabul ederim.

    derviş’in gözüyle liderler:

    selahattin demirtaş:
    hdp genel başkanı’nın yaklaşımını çok olumlu görüyorum. “tabanca yerine su tabancası” demesi mesela, sempatik.

    devlet bahçeli:
    devlet bahçeli ile hükümette birlikteydik. çok anlaşmazlığımız oldu. ama bir kere bile saygın olmayan bir davranışını hatırlamıyorum. bir kere bile ülke geleceğini ve çıkarını düşünmeden hareket ettiğini görmedim. çok da desteğini gördüm. benim gençliğimdeki sokaklara dökülen, şiddet kullanan ülkücüler yerine o mücadeleyi hukuk içinde, demokrasi içinde yürütmeye gayret ediyor diye görüyorum.

    abdullah gül:
    abdullah bey’i, birleşmiş milletler’de gözledim. katıldığı konferanslarda afrikalılar, amerikalılar, avrupalılar, japonlar tarafından saygı gören bir dışişleri bakanı’ydı. dünyaca takdir edilen bir cumhurbaşkanı da oldu. uzlaşmacı ve dünyayı çok iyi bilen bir kişiliktir.

    ahmet davutoğlu
    sayın davutoğlu, benim çalıştığım araştırma kurumuna geldiği zaman çok hoş davrandı, çalışmalarımdan dolayı teşekkür etti. benim ve ekibimin iyi çalışma yaptığını söyledi. şimdi krizi ben yaratmışım gibi konuşuyor. bu da üzüyor beni... ama siyasetin özünde bu var.

    ali babacan
    doğruya doğru diyen, saygın biridir. ama son zamanlarda onun da söylemine seçim kampanyasının partizanlığı sinmiş gibi görünüyor.

    --- spoiler ---

    http://www.cumhuriyet.com.tr/…n_goreve_hazirim.html
  • hakkinda yazilanlari gordukten sonra 'allah herkese eksisozluk yazari guveni versin' dedigim ekonomist.

    burada tabii ki kemal dervis' in fikirlerini begenmeyip somut bir sekilde elestiren yazarlari ayri tutuyorum cunku bu herkesin en dogal hakki. ancak sozum 'ekonomiden anlamiyor yeaaa' deyip iktisada giris dersinde butunlemeye kalan dostlara.

    bak dostum, kendisiyle hayatimda iki kere konusmuslugum vardir ve her seyden once, onca basarisina rağmen, egosu tavan yapmamis, gayet duzeyli ve mantikli bir insandir. yani baskalarina saygili olmak gibi temel bir olguyu coktan kavramis...

    ikincisi, lse' de lisans ve master yapip, princeton' da ekonomi doktorasi yapmis, yillarca dunya bankasi'nda ve uluslararasi enstitülerde calismis ve su anda columbia universitesi' nde ders vermekten olan birisine bu adam ekonomiden anlamiyor deme gafletinde bulunabilmen icin en az onun kadar iyi yayinlarinin olmasi gerekir. yani yaparsin analizini, teorini gelistirirsin sonra dersin ki "bak kemal bu isin senin dedigin gibi degil aslinda".

    tekrar'dan bilal'e anlatir gibi anlatmak gerekirse... elestir, fikirlerini begenme buna zaten kimsenin itirazi yok, fakat 'ekonomi'den anlamaz' deme cunku komik oluyorsun...

    ya da ikinci ihtimal: eksi' deki yazarlarin bir cogu bir yandan mit'de ders verirken diger yandada sozlukte yaziyor, zira bu ozguvenin baska bir aciklamasi olamaz.
  • cok iyi almanca, ingilizce ve fransizca bilip yillarca yurtdisinda yasamasina ragmen tane tane ve cok duzgun turkce konusabilen ekonomist.

    ataturk'un hayalini kurdugu aydin, cagdas ve laik cumhuriyet cocugunun vucut bulmus hali oldugunu dusunuyorum. tayyip ve comarlarinin monser elit diye akillarinca yerdikleri ama cagdas bir turkiye'nin en cok ihtiyaci olan insan tipi ayni zamanda.