şükela:  tümü | bugün
67 entry daha
  • kör kader sâikımız oldukça
    atlı girsek hana harlı çıkarız,
    bizde oldukça bu baht-ı nâsâz
    hızr-ı görsek de zararlı çıkarız.

    vakt-i istibdâdda söz söylemek memnû' idi,
    ağlatırdı ağzını açsan hükûmet mananı*;
    devr-i hürriyyetteyiz şimdi, değişti kaaide:
    söyletirler evvelâ, sonra sikerler ananı.

    şah ve padişah'tan (1908) - şair eşref [cevdet kudret'in hazırladığı eşref - hicviyeler (1970) kitabından]

    6. iradeyle çıkar bir zevce bir zevcin nikahından,
    madam "jan"ı görürsün bir gün olmuştur madam "yani"

    11. güzelse zevcesi, sürgün olur bir gün zevci,
    karıyı zapt eder sonra "fehim" paşanın ihvanı.

    13. yarın enf-i hümayunu* kazara bir eşek tepse,
    bu da hayvan diye itlaf eder bir çok küheylanı.

    23. kırıldıkça kırıldı, kaldı ancak altı milyon türk,
    acırdı görse "çıplak mustafa" bu kavm-i uryanı.

    24. ne gömlek var, ne don, soydu, ahali kaldı çırılçıplak,
    şehid olmak için biçareler bekler zemistanı.

    28. haberleşmek yasak dahildeki ehl ü ıyalinle,
    basılmışsa dışarda yaktırır vallahi kuran'ı.

    41. sürüldü, oldu "istanbul'lular" "kastamoni"* halkı,
    bugün "izmir'liler"ce oldu "bitlis" belde-i sani.

    46. yazıp çizmek bilenler ekseriyetle temizlendi,
    rakamdan anlayanlar ba'dema* seyreylesin "van"ı.

    [ne mümkin başka türlü bizce istihsal-i hürriyyet,
    çalış, hünkarı kaldır ortadan, hal' et* hilafetten.] şair eşref - hasbihal yahut eşref ve kemal'den [cevdet kudret'in hazırladığı eşref - hicviyeler (1970) kitabından]

    zeyl yahut abdülhamid-i sani'nin hayatından bir nebze (1908)

    6. havadis toplanır hünkara dair, başka iş yoktur,
    budur devletçe şimdi beklenen her bir sefaretten.

    7. bu cahil oğlu cahil iptidai görmeden tahsil,
    nasıl sürdü nice ehl-i zekayı dersaadet'ten.

    57. kazandır milleti evvel-emirde*, sonra al sen de,
    vatan hali değildir her çeşit esbab-ı servetten.

    66. bi-gayr-i hak niçin nefy eyledin* birçok müselmanı?
    ne zevk aldın acab bahş ettiğin alam-ı firkatten?

    78. doyar aç gözlerin toprakla belki, terk-i dünya et,
    boyanmış lihyeni* fevt ol da kurtar şamlı izzet'ten.

    79. nefes alma, kilitlensin o sun'i dişlerin, zalim!
    boğul, boğdurduğun "midhat"* gibi sen de o haletten

    82. felek tutsun koparsın saçlarından bir eleklik kıl,
    söz aldım ben ucuz yapmak için çingane himmet'ten.

    lâzımsa (namık kemal'in lâzımsa redifli gazeline nazire olarak yazdığı şiir)

    3. büyükler evlerinden başka bin kârhâne yaptırdı,
    utanma, sen de bir meyhane yap îrâd lâzımsa.

    9. açıp salname'yi miskinleri bir bir temaşa et,
    nişanlı birtakım havvanları ta'dâd lâzımsa.

    15. emanettir vatan allaha, hürriyyet ne lazımdır?
    hemen icra-yı zulm et, durma, istibdad lâzımsa.

    vali-i bitlis (r. 1324 yani 1908 gazete basımı)

    18. rüşvetin bir kapısı olsun kapansa, farazâ,
    bin kapı açması zâtınca yine emr-i yesîr.

    tercüman-ı millet ya da kaside-i hürriyyet (1911)

    37. parlemantarizmin* mantarlarından el-hazer*!
    hatıra birlik gelir bunlarla şeytan'ın adı.

    39. varsa fikrimde hata, affetmeyin, tashih edin
    varsın "enternasyonal" olsun bu divânın adı.

    gazellerinden:

    "karşısında nice erbab-ı denaet titrer,
    hâkim-i mahkeme-i hükm-i cezadır kalemim."

    "cihâdın fazlını i'lân edersin herkese amma,
    kaçarsın ordudan "vız! vız!" edince dâneler, vâiz!"

    "erganûnu dinlemem, bir rind-i fevk-al-âdeyim.
    daima kaanûnu berbâd etmeğe âmâdeyim."

    "giderim meykedeye, pîr-i mugaanı bulurum,
    derd-i dilden eğer anlarsa haberdar ederim."

    rüya şiirinden (yay. 1929)

    5. denizden top, semâdan bombalar yağdırmada düşmen,
    semâya intikal etti demek meydân-ı harb yerden,
    utanmazlar nasıl kavgaa eder hala, diyor sen, ben,
    meded kıl, biz nasıl ellerde kaldık, yâ resûl-allah!
    bugünlerde bunaldıkça bunaldık, yâ resûl-allah!

    8. yazık, mahkûmu oldu memleket birkaç kopuk şahsın,
    neden mağlubu olduk çend kadar benzi uçuk şahsın,
    nasıl olduk esîri üç buçuk yıl üç buçuk şahsın,
    meded kıl, biz nasıl ellerde kaldık, yâ resûl-allah!
    bugünlerde bunaldıkça bunaldık, yâ resûl-allah!

    deccâl'dan (1. kitap,1904)

    11. diplomatlar utanır, öyle yalan söyleyemez,
    hiylede, hud'ada cizvit kudeması gibidir;
    i'timad eyleme, her va'di şeh-i devrânın
    millete verdiği kaanûn-i esasi gibidir.

    20. bir sürü sanki koyundur millet,
    sürünün kurdu hamîd-i sâni;
    nice can yaktı, ocak söndürdü,
    dûzaha* gitmesi hala cânı.

    23. pâdişâhım! bir dırahta döndü kim gûyâ vatan,
    dâimâ bir baltadan bir şâhı hâli kalmıyor;
    gam değil ammâ bu mülkün böyle elden gitmesi,
    gitgide zulm etmeye elde ahâlî kalmıyor.

    24. vakt-i fırsat gözetir şâh-ı cihan,
    tutar elbette elinden kaçanı:
    yine sâhib olur inşâallah,
    mısır'ın kaldı elinde koçanı.

    33. besmele duymuş olan şeytan* gibi
    kahr olursun "höt!" dese bir ecnebi;
    pâdişâhım öyle alçaksın ki sen,
    izzet-i nefsin arab izzet gibi.
    [ii. abdülhamid ve mabeyncisi arap izzet paşa için]

    deccâl'dan (2. kitap, 1907):

    3. ekseri hicvimde ta'yin-i esâmî eylemem,
    fikr-i mahsûsumca bu hâlin şudur ki mûcibi:
    isterim her bir denîye kaabil-i tatbik olup
    kullanılsın her biri bir numrosuz gözlük gibi.

    10. hastalıktan vükelâ etti yine kesb-i şifâ,
    böyle bir fırsatı fevt etti ecel vâ-esefâ*!
    anlara "dank"u "grîp" ermedi te'sir, meğer
    erişe kahr-ı ilahi ile dehşetli vebâ.

    18. resm-i tahlîfin şümûlü olmadı vâlîlere,
    çok yemiş de anların karnı yemîne tok mudur?
    anlaşılmaz sehve mebnî mi bu istisnâ aceb?
    yoksa vâlîlerde ümmîd-i sadâkat yok mudur?

    iran'da yangın var'dan (1908)

    7. işte îran, işte türkiyye, uzağa gitmeyin,
    bir binâ tecdîd olunmaz ekseriyyâ çökmeden;
    hallolundu mes'ele: bîhûdedir, gelmez sonu,
    tıfl-ı hürriyyet doğarsa evvelâ kan dökmeden.

    kuyruklu yıldız'dan (yay. 1929)

    ecel geldiyse pervâ eylemem kuyruklu yıldızdan,
    buyursun, hâzırım, rabbimde aff ü merhamet çoktur;
    fakat zevcemle birlikte ölüm pek güç gelir, eyvâh!
    demek mahşerde de ondan benimçün kurtuluş yoktur.

    meclis-i meb-ûsan'dan (yay. 1928)

    39. van meb'ûsu
    van gölü'nde ba'demâ* yevmî vapurlar işletin,
    köylere gölden gider arkadaşlardan çoğu;
    dört sene sonra bitince müddeti âzâlığın
    orda hammallık ederler arkadaşlardan çoğu.
12 entry daha