şükela:  tümü | bugün
  • 5 yaşındaki oğlumu, kreşle gittikleri okul gezileri dışında sinemaya hiç götürmedik biz. yüksek ses, hızlı akan görüntüler, gişe filmlerinin konuları ve ver(me)diği mesajlar nedeni ile uzak tuttuk...

    ama şehirdeki her tiyatroya götürdük. daha anne sütü alırkenden beri gider tiyatro salonlarına. devlet, belediye, özel tiyatroların, hepsinin, tüm çocuk oyunlarını gördük.

    götürmediğimiz haftalar, popüler tv kahramanlarının (pepe, caillou gibi) gösterilerinin olduğu haftadır.

    dün, gideceğimiz yere, şehir tiyatrosunun önünden geçerek gittik. oğlum binaya bakıp durdu:

    - anne? biz neden tiyatroya gelmiyoruz artık? tatil bitmemiş hala?
    dedi.
    daha once sezon tarihlerine internetten bakmıştım zaten,
    - birkaç hafta daha varmış, daha. tiyatroyu seviyorsun değil mi? neyini özledin tiyatronun?, dedim.

    oğlum şöyle cevap verdi:
    -çünkü gerçek anne. sahnedeki kuklalara, ağaçlara, abilere, ablalara gidip dokunabiliriz, konuşabiliriz. onlar da bizi görüyor, bize soru soruyor, çok eğleniyorum.

    5 yaşındaki bir çocuğun tiyatroyu sevmesinin nedenleri her şeyi açıklıyor sanırım:
    tiyatro canlıdır... yaşar, güler, ağlar, sever, sizi çağırır, dokunmanıza izin verir.
    arada bir enerji akışına olanak sağlar...
    tiyatro canlıdır...
  • günlerden bir gün, devlet tiyatrosu oyuncusu olan bir arkadaşın arkadaşı -dıdının dıdısı-, sohbeti mükemmel bir abimiz anlatmıştı nasıl bir yardımlaşma olduğunu sahnede. abi izmirli. üniversite için eskişehir'e gidiyor. son sınıfta mezuniyet öncesi galiba bir oyun hazırlıyorlar. önemli bir olayı vardı oyunun ama tam hatırlayamıyorum şimdi. mezun olmaları mı bağlıymış neymiş bir şeyler. o sırada babası çok hasta. bu abi de oyundan sonra izmir'e gitmeyi planlıyor. lakin patavatsız bir teyzesi var. nasıl olsa haber vermişlerdir diye, babanı kaybettik falan diyor. abi yıkılıyor tabi. fakat sahneye çıkmak zorunda. o halde nasıl oynamış, ne yapmış kendisi de tam hatırlamıyor. kendisi oğul rolünde, finalde babayla sarılma sahneleri var. arkadaşına tam sarıldığı an, dizlerinin bağının çözüldüğünü hissediyor. gözlerinden akan yaşları artık tutamıyor ve bırakıyor kendini. baba rolündeki arkadaşı tam zamanında durumu kavrıyor ve bizim abiyi sıkıca tutuyor. kollarından kaymasına fırsat vermiyor, destek oluyor koltuk altlarından. güçlü olmasını söylüyor. abi toparlanana kadar çaktırmadan uzatıyorlar sahneyi. zaten diğer oyuncuların da vefattan haberi var. oyun bitiyor, abiyi tutamıyorlar artık eskişehir sokaklarında bağıra ağlaya koşuyor... haberdar olduğu oyunları kaçırmamaya çalışan bir seyirci, tiyatro hakkında doğru dürüst bir şey bilmeyen, ilkokulda bir oyunda ağaç dahi olmamış bir insan olarak, hayatta en çok imrendiğim hatta kıskandığım insanlar bir şekilde tiyatroyla iç içe yaşayanlar. sanki sadece yaşayanın hissedebileceği ama asla uygun kelimelerle anlatamayacağı bir mucizenin, rüyanın, gizemin işte adı her neyse bir şeyin içinde gibiler. biz de böyle ot gibi yaşıyoruz işte.
  • büyük ihtimalle ülkemizde hiçbir zaman gereken değeri göremeyecektir.
    az önce show haber de verilen haberden anladığım olay bu

    haber aynen şöyle;

    --- spoiler ---

    yunanistan da tiyatro biletleri makarna ve yağ ile alınmaya başladı, işte yunanistan'ın içinde bulunduğu ekonomik krizin boyutu ve insanların içler acısı durumu!

    --- spoiler ---

    ne denir ki yuh! dan başka? adamın takıldığı şeye bak, ekonomik krizi haber etmiş, adam o halde tiyatroya gidebilmek için resmen evde ki erzakını bile veriyor ulan daha ne olsun daha ne???
    şimdi bakıyorum da cebimizde ki bize ait olmayan 3 kuruşla mı yaşamak, yoksa yunanistan gibi kriz mi yaşamak?
    cevap fazlasıyla yunanistan değil mi?
  • annemi anımsatan.

    küçükken 12-13 yaslarındayken annem hafta sonları ankara'da devlet tiyatroları'nın oyunlarına götürürdü beni. oyun arasında çantasından muhakkak bir gofret çıkarır verirdi bana.

    büyülenirdim salonun tavanındaki süslemelere kadife perdelere bakarken. kimi zaman perde, koşuşan oyuncular yüzünden aralanır ve belli belirsiz görünürlerdi.perdenin arkasında nasıl bir telaş olduğunu canlandırmaya çalışırdım çocuk gözlerimde.

    sonraları ara ara fırsatlar çıktı o perdenin diger tarafından salonda oturan izleyicileri kestiğim de oldu. tersine cevirdim yaşananları. o kadife perdeyi aralayıp baktım. belki bir küçük çocuk görür ve kocaman meraklı gözleriyle yakalar gözlerimi diye.

    güzel günlerdi... şimdi tiyatroyu seviyorsam annemin sayesindedir. artık ben götürüyorum arada annemi. tiyatroya. her seferinde çok heyecanlanıyor. bu kez çantamdan çikolata da çıkarsam mı acaba ara verildiğinde?
  • köpeği sıçtırdığımın* işinde jammer mı koyuyosunuz, bilale anlatır gibi "sadece telefonlarınızı kapatmayınız, o akıllı telefonların ışıklarını da bi tarafınıza sokunuz" kaydı mı yayınlıyosunuz bilmiyorum ama bişey yapın sayın yetkililer.

    sağımdaki gerizekalı moron 2 dakikada bir fesbukunu açıp o telefon ışığını gözüme sokar, onun ondan çomar arkadaşı haşır huşur fındık yer, bi de arkadaşlarının ağzına verir*,
    iki önümdeki ergen oyunun fotoğraflarını klik klik çekip dikkatimin ağzına sıçar,
    solumdaki çocuk candy crush oynayıp o telefonun ışıklarını gözümüze sokar ama annesi babası bişey demez.
    tiyatroya mı gidiyoruz moronların "ben tiyatroya gidiyoroooom" mastürbasyonunu yapmak için öylesine buluştuğu bi yere mi belli değil. sinir hastası oldum sizin ve telefonlarınız yüzünden be!

    sağımdaki gerzeği de uyarınca gözlerini belertip bi baktı. 20 dakika sonra dayanamadı yine fınk fınk açtı o telefonu. 2. perdede de siktirdi başka yere gitti. feysbuka giremezse ölecek çünkü aptal.

    iq testi mi yapıp bilet satıyosunuz, kapıda tiyatroda nasıl davranılır temalı kamu spotunu mu yayınlıyosunuz bilmiyorum ama zevkimin içine sıçmayın, sıçdırtmayın. sıçanları da uyarın resmi bir dilde sayın yetkililer!
  • dizilerde herkes oynar,sinemada bazıları; ama tiyatroda sadece sanatcılar
  • tiaytro çalışması sırasında hocamızın bize söylediği bir şey wardı
    bunu paylaşmak istedim bende,

    - ingilizcede "if i were you" diye nitelendirdiği olayın yansıtılmasıdır tiyatro.
  • insanı,insanca,insanla anlatan en lazım sanat dalı.
  • şu sanat dalıyla uğraşan tüm insanlar ego manyağı kardeşim şuraya yazıyorum. yazdım okudun mu? gizeeel.
  • canlı kanlı performans izlemeyi seven bir insanım. insanlar da sevsin, seyretsin, eğlensin, üzülsün vs vs isterim de arkadaş tiyatroya da bara, yemeğe gider gibi gelmeyin ne olur. bir şeyleri sahiplenip, belirli insanlara özgü hale getirmeye çalışan biri de değilim ama bugün bir oyuna gittik. girişte bir kaos.

    25-30 kişilik bir grup ne içeri giriyor, ne kapının önünden çekiliyor neyse bunları yara yara içeriye girdik, geçtik yerimize. ardından bunlar toplaşıp içeri girdiler. şakalar komiklikler, arkada kalanlara el sallamalar, yan tarafındakilerden "arkadaşımız geride kaldı yer değiştirir misiniz" demeler..

    ota boka sinirlenen biri de değilim ama ulan işten çıkmışız, maksat aklı az biraz dağıtıp, eve temiz bir kafa ile dönmek. hayır eşine dostuna çok hasretsen çıkar bir yemeğe gidersin ne bileyim o kadar insan toplaşmışken fasıl yaparsın. ama tiyatroya o kadar kalabalık gelmeyin be kardeşim. okul öğrencilerini zorla getirmişler de onlar da haşarılık yapıyor gibi oluyor ki 30 yaş üstü insanda bu tavır hoş olmuyor.

    ya da ben tahammülsüz karının teki oldum çıktım bilemiyorum.