hesabın var mı? giriş yap

  • egosunu değil dünya üzerindeki tıp literatürünü takip eden doktorlarımıza teşekkür ederek ve tenzih ederek söylüyorum ki çoğu için özel muayenehanesindeki para kasası egosundan daha önemli ve büyüktür.

    parayı bastırıp özel muayenehanelerinde karşılarına çıktığınızda kırmızı halıyla karşılarlar sizi. ne egoları kalır ne de havaları.

    daimi müşterileri ( hasta demedim bak) olabilmeniz için gülücükler, gülücükler. en bilmiş hasta da olsanız dinlenir ve kabul görürsünüz.
    asla ''sen'' olmaz ''siz''lerin havada uçuştuğu durumlar yaşarsınız.

    öyle...bazı doktorlar tüccar.

  • cevapların genelde goygoy olduğu soru.

    mesela videoda allah bizi neden yarattı neden test ediyor? sorusunu yanıtlamış eleman.

    mealen demiş ki;

    --- spoiler ---

    "her cemal ve kemal sahibi kendi cemal ve kemalini göstermek ister..." yani leonardo da vinci iyi resşm yapar ama bu resimleri evde saklamaz. millete gösterir. bunun için resim yapar.
    --- spoiler ---

    birader, hadi leonardo eserlerini diğer insanlara gösterdi, onların beğenisine sundu milletin beğenmesi onun gururunu okşadı. allah da eserini diğer allah'lara mı sunuyor senin mantığınla?

    dayanıp diğer cevapları dinlersem gerisini editlerim.

  • "tamamen başarısızlığa uğramak" anlamına gelen ingilizce ifade; amerikan versiyonu "go over like a lead balloon" şeklindedir. kullanımına örnek vermek gerekirse şöyle bir cümle sallayabiliriz: "i’m sure his plan will go down like a lead balloon." ("i’m sure his plan will completely fail" ile aşağı yukarı aynı anlama gelir bu cümle.)

    bu ifadenin kullanımına dair bilinmesi gereken en önemli detay, ifade içerisindeki "lead" kelimesinin "öncülük etmek" anlamına gelen ve aşağı yukarı "lıid" şeklinde telaffuz edilen fiil değil, "kurşun"** anlamına gelen ve "led" şeklinde telaffuz edilen isim olduğudur. yani söz öbeğindeki "lead baloon", kurşundan yapılma bir balonu ifade etmektedir. kurşundan yapılma balonun havada uçamayacağı ve çakılacağı da malumunuzdur. ifadeye anlamını veren de bu fiziksel gerçekliktir. kurşundan balon yapıp uçurmaya çalışırsanız balon çakılır ve tamamen başarısızlığa uğrarsınız.

    1920'lerde bulunmuş olsa da ifadenin kullanımı ingilizce'de ikinci dünya savaşı'ndan sonra yaygınlaşmıştır (hala çok yaygın olduğu söylenemez ya neyse). açık bir şekilde belli olmasa da, en popüler kullanımını efsane grup led zeppelin'in isminde bulmuştur bu ifade.

    led zeppelin kurulmadan önce, jimmy page isimli müzik efsanesi, jeff beck, keith moon ve john entwistle gibi efsane isimlerle bir süpergrup* kurmaya çalışmıştır; bir nevi dünya karması, gerçek olamayacak kadar güzel denilebilecek bir fikir. nitekim gerçek olmadı da; grup hiçbir zaman oluşmadı. yine de page, beck ve moon mayıs 1966'da bir araya gelip beck's bolero diye yaklaşık 3 dakikalık bir kayıt yapmıştır. bu üç kişi dışında kayıtta piyanist nicky hopkins ve büyük müzisyen john paul jones da vardır. bu çabalar aslında birkaç yıl sonra led zeppelin olarak doğacak olan efsane grubun doğum sancılarıdır; dört baba müzisyenden* iki baba* bir araya gelmiştir bile.

    the yardbirds temmuz 1968'de bedfordshire'da son gösterilerini düzenlemiş fakat sözleşmeleri gereği iskandinavya'da vermeleri gereken hala birkaç konser vardır. ancak grup* artık dağılmış gibidir ve the yardbirds elemanlarından keith relf ve jim mccarty'nin önerisi üzerine jimmy page ve chris dreja, the yardbirds ismini kullanarak iskandinavya turnesi için eksik kadroları tamamlayalım derken -uzatmayayım- denkleme john bonham ve ropert plant de girer. böylece led zeppelin'in efsane dörtlüsü bir araya ilk kez gelmiş olur. dörtlünün bir arada ilk çalışları londra, gerrard street'te bir kayıt stüdyosunun altındaki odada gerçekleşir. ilk olarak, jimmy page, the yardbirds'ün de cover'lamış olduğu bir jump blues parçası olan train kept a-rollin''i çalalım der, zira bu parça 1968 led zeppelin iskandinavya turnesinde çalınacaktır (aslında ortada fiilen olsa da resmi olarak led zeppelin yok, the yardbirds var). o anı, büyük insan john paul jones şu cümlelerle anlatır: "as soon as i heard john bonham play i knew this was going to be great ... we locked together as a team immediately."

    muhteşem dörtlümüz, the yardbirds'ün iskandinavya görevini yerine getirmek için londra'dan ayrılmadan önce p. j. proby'nin three week hero isimli albümünün kayıtlarına katılır. söz konusu albümdeki jim's blues isimli parça led zeppelin dörtlüsünün bir arada çaldığı ilk kayıttır (daha önce bahsettiklerim sadece canlı provalardır, kayıt söz konusu değildir. bir de "robert plant ne yaptı, vokal yok bir şey yok" diye merak eden olursa, kendisi bu kayıtta armonika çalmıştır, vokal yapacak değil, zira albüm p. j. proby'nin, dolayısıyla vokalleri de o yapıyor).

    grubumuz iskandinavya turunu, the new yardbirds ismiyle tamamlamıştır. led zeppelin ismiyle yapmış olmasalar da danimarka ve isveç'i kapsayan bu iskandinavya turu grubun ilk turnesidir* aynı zamanda. turne 7 eylül 1968'de danimarka'nın gladsaxe bölgesindeki ilk konserle başlar, 17 eylül 1968'de isveç'in malmö kentindeki son konserle biter; toplamda 9 konser verilmiştir. aynı ayın* ilerleyen günlerinde grup ilk albümlerinin kayıtlarına başlamıştır. albümün kayıtları ve miksajı dokuz günde tamamlanmış, giderleri jimmy page tarafından karşılanmıştır. albümün tamamlanmasının ardından, o zaman dağılmış olan the yardbirds'ün ritim gitaristi ve basçısı chris dreja bir cease and desist mektubu yayınlayarak the new yardbirds isminin kullanım izninin sadece iskandinavya turnesi için verildiğini belirtir ve grubu isim değiştirmek zorunda bırakır.

    nasıl bir isim bulalım derlerken, keith moon ve john entwistle'ın, jeff beck ve jimmy page'den oluşacak bir süpergrubun felaketle sonuçlanacağına dair ifadeleri akla gelir. bu "felaketle sonuçlanma" kısmını belirtirken büyük ihtimalle keith moon'un "go down like a lead balloon" ifadesini kullandığı söylenir (bu ifadeyi, john entwistle kötü geçen sahne gösterileri için kullanırmış, keith moon da arkadaşından kapmıştır). bunun üzerine grup*, menajerleri peter grant'in tavsiyesi üzerine "lead" kelimesindeki "a" harfini düşürür; böylece kelimenin "led" yerine "lıid" şeklinde bağlam/anlam açısından yanlış telaffuz edilme ihtimali bertaraf edilmiş olur. "balloon" kelimesi yerine de jimmy page'in aklına "aynı anda hem ağırlığı hem hafifliği, hem tutuşabilirliği hem zarafeti" getiren ve yine bir çeşit balon sayılabilecek "zeppelin" kelimesinde karar kılınmıştır. zeppelin kelimesinde karar kılınmasında 1937 hindenburg faciasının da payı var muhtemelen. zira kazayı anlatan radyocu/gazeteci herbert morrison'ın meşhur "oh, the humanity" sözüyle birlikte kazanın video görüntüsü 50 ve 60'larda ingiliz sinemalarında gösterilirmiş ve page muhakkak görmüş ve etkilenmiştir. zaten grubun ilk albümünün page tarafından seçilen kapağında da hindenburg faciasının bir fotoğrafı bulunmaktadır.

    böylece müzik tarihine damgasını vuracak olan efsane bir grup isimsizlikten the yardbirds'e, the yardbirds'ten the new yardbirds'e, oradan da led zeppelin'e varan isim macerasını tamamlamış olur.

    --
    "a supergroup with page and beck would go down like a lead balloon."

  • oha yıllardır düşünüp düşünüp de bir yere bağlayamadığım şu mevzuyu benim gibi başka dert edinenler de varmış. şimdi efenim gerçekten de anlam verilemeyen bir durum vardır ortada... şöyle ki, yer istanbul, saat 15.00! işe gidiş saati değil, öğle arası değil, akşam çıkış saati değil, okullarda sabahçı-öğlenci için derse başlama çıkış saati değil... herkesin işinin başında olması gereken bir saat. ve fakat trafiğe bir çıkıyorsunuz kilit! imkanı yok adım ilerlemiyor. aradan bir yerden kaçayım diyorsunuz. o da nesi orada da deli trafik var. sonra camdan dışarı bakıyorsunuz yandaki kafe dolmuş da taşıyor, oturacak yer yok! işte o anda dilden şu cümle dökülüyor: "yahu bunca insanın bu saatte dışarıda ne işi var?"

    "senin ne işin var" diyeceksiniz ama ben gazeteci olduğum için her saat, her an dışarıda olabiliyorum. ya da o gün izinli olabiliyorum vs. ve fakat bunca insanın gazeteci olma, çalışmıyor olma ya da 'serbest' çalışıyor olma ihtimali yok. işsiz desen altında arabası gezen, oturup kafede yiyip içip vakit geçiren bunca işsiz, bu kadar parayı nereden buluyor sorusu geliyor bu defa da akıllara...

    özetle doluya koysan almıyor, boşa koysan dolmuyor. biri lütfen artık bir açıklama getirerek bu gizemi sonlandırsın. kim bu insanlar? ben de onlardan biri olmak istiyorum. bunun için ne yapmam gerekiyor?

  • bir erkek grubunda bireyler birbirleriyle alay edip dalga geçebilir fakat gruptan olmayan biri gruptan birine aynı şeyi yapmaya kalkarsa istisnasız tüm üyelerce bütün oklar kendisine itinayla saplanır.

  • uzaktan bir akrabamız merkel'in danışmanlarından birinin şoförü. ve merkel şunu söylüyor adamın dediğine göre; " 3. köprü, 3. havalimanı derken bu türkler iyice dünya devi oldular. borla çalışan araba da yapılırsa nalları dikeriz. o yüzden derhal mucidinin işini bitirin, bu arada tayyip choq tatlıı <3 "

    ben bizim akrabanın yalancısıyım.

  • hep rezalet başlığı mı açacağız. iyi işler yapan firmalar için memnuniyet başlıkları açılması gerektiğini düşünenlerdenim. buradan 3-4 ay önce numaratör almıştım. arabaların önüne konulanlardan. bu gece şöyle bir mail aldım.

    --- spoiler ---

    amazon’da birinci önceliğimiz müşterilerimizin bize olan güvenidir, sizlere en geniş ve özgün ürün çeşitlerini, hızlı teslimat seçeneklerini ve en düşük fiyatları sunmak için elimizden geleni yapıyoruz. amazon mağazlarında güvenle alışveriş yapmaya devam etmeniz için gösterdiğimiz hassasiyet kapsamında belirtmek isteriz ki üçüncü taraf bir satıcıdan satın aldığınız ürünün orijinal bir sticker master ürünü olmayabileceğini öğrendik. bu durumun neden olabileceği rahatsızlıklar için sizden özür dileriz.

    bu ürüne hala sahipseniz, ürünü kullanmayı bırakmanızı ve atmanızı öneririz. ürünü iade etmeniz gerekmez. orijinal ödeme yönteminize 24.78 tl tutarında iade gerçekleştirdik. iadeler sipariş sırasında kullanılan ödeme yöntemine yapılır ve tamamlanması genellikle 3-5 iş günü kadar sürer.

    bu ürünü bir başkası için satın aldıysanız lütfen bu kişiyi bilgilendirin ve ürünü atmaları gerektiğini bildirin.

    amazon sahte ürünlere tolerans göstermez. bu yaşanan durum sonucunda, ürünün tedarikçisine karşı harekete geçtik ve amazon mağazalarında ürün satışı yapma olanağını elinden aldık. ürünün yenisini satın almak isterseniz mağazamızdaki orijinal ürünlere göz atabilirsiniz.

    sabrınız ve anlayışınız için teşekkürler. en yakın zamanda tekrar görüşmek dileğiyle.

    amazon müşterisi olduğunuz için teşekkür ederiz
    --- spoiler ---

    yani adamlar bunu takip etmiş. ürünün orijinal olmadığına kanaat getirmiş. ürün dediğim de 20 liralık numaratör şeysi. sonra bunu alan herkese parasını iade edip özür dileyelim demişler. bu bambaşka bir seviye gerçekten.

    ben motor yağı, filtre falan bile alırken kılı kırk yarıp orijinal almaya çalışan insanım. bir filtre için taa gittim bayiden kendim aldım. yerli alışveriş sitelerinde satılanların çoğu sahte. ve buna çanak tutuluyor. hal böyleyken bu adamların bu davranışı inanılmaz memnun edici.

    edit: entry amazon tarafından linkedin ve instagram'da paylaşılmış. sosyal medya kullanmadığım için birçok yazarın mesajıyla farkettim sağolsunlar. entry'nin reklam, pr çalışması olduğunu düşünen arkadaşlar olduğunu gördüm. isteyen istediği gibi düşünebilir, tüm düşüncelere saygılıyım. ben sadece deneyimimi paylaştım.

  • bir de demiyorlar mı "karıncalar zeki hayvanlardır" diye. klavyeyi ısırıyorum sinirden. lan nasıl zekâ bu. demin nereye gidiyordun şimdi ne yapıyorsun. diyecek laf bulamıyorum bu geri zekalılara gerçekten. bildiğin ebleh bir hayvan. diğer yönü de kapatsan yine terse yürür ha. ehehehe. lan o taraf kapalı zaten. ahahah. salak ya.

  • başlık: beyler bugün 86 model murat 131 le

    entry: 0 dan 100 e kaç saniyede çıkcak diye bi deneme yapayım dedim. izmirden afyona vardım hala 100 e çıkamadım amk.

  • şu an canlı yayında ekşi sözlük'e saydırıyor. kimsiniz ulan sıfatınız ne, korkaksınız vs..

    keşke biraz cesaretli olup, şu 1 ayda getirilen zamlardan bahsedebilse. varsa yoksa goy goy. her şeyi her konuyu yorumlayabiliyor, çıksın mesela 800'den fazla ürüne ek ilave gümrük vergisi neden getirilmiş konuşsun, mesela medikal bir ürün olan kontak lensin yerli üretimi var da biz mi almadık? yerli üretim böyle mi korunuyor desin.

    bunları konuşsan goy goy yapmasan halkın yanında olsan merak etme seni burada bir allahın kulu eleştirmez hakan ural. eleştireni de sustururlar.

    edit: toplamda 4 ayrı kararname ile 5 bine yakın ürüne ilave vergi getirilmiş.